Kavgaların görünmeyen nedeni

Abone Ol

Yakın ilişkilerde yaşanan birçok kavga dışarıdan bakıldığında oldukça küçük bir sebeple başlamış gibi görünür. Geç kalmak, unutulan bir mesaj, yapılmayan bir iş, yanlış anlaşılan bir söz… Çiftler çoğu zaman yaşadıkları gerilimi bu görünen olaylara bağlar ve “Bunun yüzünden kavga ettik” der. Oysa ilişkilerin duygusal doğasına biraz daha yakından baktığımızda, kavgaların çoğunun görünen sebepten çok daha derin bir yerden doğduğunu fark ederiz.
Aslında çiftlerin kavga ettiği şey çoğu zaman olayın kendisi değildir. O olayın kişide uyandırdığı duygudur. Çünkü yakın ilişkiler yalnızca iki insanın hayatı paylaşması değildir, aynı zamanda duygusal ihtiyaçların da temas ettiği bir alandır. Partnerimizin davranışları çoğu zaman sadece bir davranış olarak kalmaz, bizde bir anlam yaratır.

Örneğin bir partnerin geç kalması sadece bir zaman meselesi olmayabilir. Bu durum diğer partnerde “Benim için önemli değil miyim?”, “Beni düşünmedi mi?” gibi soruları tetikleyebilir. Böyle anlarda kavganın konusu geç kalmak gibi görünse de, aslında konuşulan şey görülme, değer görme ve önemsenme ihtiyacıdır. Yani tartışılan şey olay değil, o olayın dokunduğu duygudur.

Benzer şekilde küçük bir eleştiri bile bazı kişilerde çok daha derin bir duyguyu harekete geçirebilir. “Neden bunu böyle yaptın?” gibi basit bir soru bile, geçmişte sıkça eleştirilmiş biri için değersizlik ya da yetersizlik hissini tetikleyebilir. Böyle durumlarda verilen tepki çoğu zaman o ana değil, o duygunun ağırlığına verilen bir tepkidir. Bu yüzden çiftler bazen kendilerini şu cümleyi söylerken bulurlar: “Bu kadar büyüyecek bir şey değildi.” Evet, olay küçük olabilir ama dokunduğu duygu küçük değildir.

Yakın ilişkilerde duyguların bu kadar güçlü olmasının nedeni, partnerimizin bizim için sadece bir insan değil aynı zamanda duygusal bir ayna olmasıdır. Partnerimizin davranışları bize çoğu zaman kendimizle ilgili bir anlam taşır. Değerli miyim? Seviliyor muyum? Görülüyor muyum? Bu ilişkide güvende miyim? Bu sorular çoğu zaman söylenmez ama birçok tartışmanın arka planında sessizce varlığını sürdürür.

Bu nedenle birçok kavganın altında aslında anlaşılma ve görülme ihtiyacı vardır. İnsan çoğu zaman haklı çıkmak için değil, anlaşılmak için konuşur. Ancak duygular ifade edilmediğinde ya da duyulmadığında bu ihtiyaç öfke, eleştiri ya da savunma şeklinde ortaya çıkabilir. Böyle anlarda çiftler birbirlerinin söylediklerine değil, söylediklerinin arkasındaki duygulara kulak verebildiklerinde ilişkide önemli bir değişim başlar.

İlişkilerde iyileşme çoğu zaman şu farkındalıkla başlar: Kavganın konusu her zaman kavganın nedeni değildir. Bazen bir cümlenin arkasında kırılganlık vardır. Bazen bir öfkenin arkasında incinmişlik. Bazen de sert bir tepkinin arkasında görülme ve anlaşılma ihtiyacı…

Partnerimizin sözlerini yalnızca kelimeleriyle değil, duygularıyla da duymaya başladığımızda ilişkiler daha güvenli bir yere doğru ilerler. Çünkü insanlar çoğu zaman mükemmel bir partner değil, duygularının görülmesini ve anlaşılmasını ister.

Belki de ilişkilerde sorulabilecek en önemli sorulardan biri şudur: “Bu olay sana ne hissettirdi?” Bu soru sorulduğunda ve gerçekten dinlendiğinde, birçok kavganın altında yatan duygu görünür hale gelir. Ve çoğu zaman kavga sandığımız şeyin aslında anlaşılma ihtiyacının bir çağrısı olduğunu fark ederiz.