Nihat AK/EGE TELGRAF- Yaşlanmanın ve kentleşenin öne çıktığı Türkiye’nin nüfusu 86 milyon 92 bine ulaştı. Ülke nüfusu, bir önceki yıla göre 427 bin kişi artış gösterdi. Yıllık nüfus artış hızı binde 5 olarak kaydedilirken, nüfusun yüzde 93,6’sı il ve ilçe merkezlerinde yaşıyor. Yoğun kent olarak sınıflandırılan bölgelerde yaşayanların oranı ise yüzde 67,5’e ulaştı. Öte yandan, 33 ilin nüfusu azaldı, ortanca yaş 34,9’a yükseldi ve erkeklerde hiç evlenmeyenlerin oranı kadınlara kıyasla daha yüksek çıktı. Çalışma çağındaki nüfus ise yüzde 68,5’e ulaştı; demografik veriler, Türkiye’nin hem yaşlanan hem de kentleşen bir nüfus profiline doğru ilerlediğini ortaya koyuyor.

ÇOK YAŞLI NÜFUS

Türkiye’nin demografik yapısında özellikle yaşlı nüfus açısından ciddi boyutta değişimler yaşandığına vurgu yapan Ege Geriatri Derneği Başkanı Psikolog Mevlüt Ülgen, “Ülke genelinde yaşlı nüfus son beş yılda yüzde 22,6 artmıştır. Yaşlı nüfus oranı 1990 yılında yüzde 4,3 iken, 2010 yılında yüzde 7,2, 2020 yılında yüzde 9,5, 2024 yılında yüzde 10,6 ve 2025 yılında yüzde 11,1’e yükselmiştir. Nüfus projeksiyonları, bu trendin önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağını göstermektedir: 2030’da yüzde 13,5, 2040’ta yüzde 17,9, 2060’ta yüzde 27,0 ve 2080’de yüzde 33,4 olması öngörülmektedir. Ortanca yaş da paralel olarak yükselmektedir. 2023 yılında 34 olan ortanca yaş, 2024’te 34,4, 2025’te ise 34,9’a ulaşmıştır. Bu artış, yaşlı nüfusun büyümesinin yanı sıra, toplumun genel olarak hızla yaşlandığını göstermektedir. Çalışma çağındaki birey başına düşen yaşlı nüfusun ölçütü olan yaşlı bağımlılık oranı ise 2020’de yüzde14,1 iken, 2024’te yüzde 15,5’e ve 2025’te yüzde 16,2’ye yükselmiştir. Bu, Türkiye’nin artık yaşlı nüfus aşamasından “çok yaşlı nüfus” aşamasına doğru ilerlediğini açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

Mevlüt Ülgen-1

HAK TEMELLİ VE KAPSAYICI

Ortaya çıkan verilerin yaşlı bireylere yönelik hizmet ve politikaların belirlenmesinde, değişen sosyoekonomik ve demografik yapının göz önünde bulundurulmasının önemini bir kez daha gösterdiğini belirten Ülgen, “Türkiye’nin yaşlanan nüfus yapısı, merkezi ve yerel yönetimlerin hizmet planlaması ve gelecek projeksiyonlarında doğru şekilde dikkate alınmalıdır. Ulusal ve uluslararası yaşlanma eylem planları ve programlarında da vurgulandığı gibi, aktif ve sağlıklı yaşlanma konsepti çerçevesinde; yaşlı bireylerin bağımsız, sağlıklı, yerinde ve hak temelli bir şekilde yaşlanmasını destekleyen politikalar geliştirilmelidir. Bu politikalar; toplumsal refah, katılım, kendini gerçekleştirme imkânları ile erişilebilir, etkin kamusal hizmet ve çevreleri içermeli; yaşlı bireylerin yaşamın aktif birer öznesi olduğunu esas almalıdır. Hak temelli ve kapsayıcı bir sosyal koruma sistemi oluşturulmadığı takdirde, yaşlı bireylerin toplumsal refahı ve esenliği olumsuz etkilenecek, toplumsal katılım ve yaşam kalitesi düşecek; bu durum yaşlı bağımlılık oranının artmasına ve dolayısıyla bakım ve sağlık maliyetlerinin yükselmesine yol açacaktır. Türkiye’de yaşlı nüfusun karşı karşıya olduğu en önemli sorunlar; yaşlı yoksulluğu ve bakım eksikliğidir. Artan yaşlı yoksulluğu, yaşlıların sağlığını, toplumsal katılımını ve yaşam kalitesini doğrudan olumsuz etkilemektedir” diye konuştu.

‘ACİL ÖNLEM ALINMALI’

Nüfus projeksiyonlarındaki dönüşümün daha görünür hale geldiğini belirten İzmir Sosyoloji Derneği Başkanı Sadık Aktaş, “Veriler bize yaşlı nüfusun hızlı bir şekilde artacağını, ortanca yaşın yükseldiğini ve genç nüfus avantajının giderek daraldığını ortaya koymaktadır. Bu veriler ışığında, hem merkezi hem de yerel düzeyde acil kısa vadeli politikaların geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yaşlı bireylere yönelik sosyal ve sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerekir. 65 yaş üzeri nüfus oranının artışı, bakım ve sağlık hizmetlerinin kapasitesini zorlamaktadır. Acil olarak yaşlı dostu sağlık merkezleri, evde bakım hizmetleri ve toplumsal katılımı destekleyen sosyal programlar hayata geçirilmelidir. Acil olarak gelir güvencesi, sosyal yardım ve sağlık hizmetlerine erişimde eşitlik sağlayacak mekanizmalar geliştirilmelidir. Kentlerde yaşam kalitesi ve mekânsal adaletin sağlanması gerekir. Büyükşehirlerde nüfus yoğunluğu hızla artıyor. Acilen altyapı, ulaşım ve sosyal hizmetler kapasitesi artırılmalı, yaşlı ve engelli bireyler için erişilebilir kamusal alanlar planlanmalıdır. Genç nüfusun eğitim ve istihdam olanakları güçlendirilmelidir. Çalışma çağındaki nüfusun niteliksel kapasitesini artırmak için mesleki eğitim, kadınların iş gücüne katılımı ve güvencesiz çalışma sorunlarının çözülmesi acil önceliktir. Artan yalnız yaşayan birey sayısı ve değişen medeni durum verileri, toplumsal dayanışma mekanizmalarının, sosyal hizmet ağlarının ve kuşaklar arası destek programlarının derhal güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır” ifadelerini kullandı.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Sürdürülebilir uzun vadeli politikaların hayata geçirilmesi gereğine de vurgu yapan Başkan Aktaş, “Bölgesel nüfus dengesi ve kalkınma stratejileri belirlenmelidir. 33 ilin nüfusunun azalması, bölgesel eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Eğitim, sağlık, kültür, sosyal yaşam ve ekonomik teşviklerin entegre edildiği uzun vadeli kalkınma planları oluşturulmalıdır. Kentleşme ve mekânsal planlamada sürdürülebilirlik esas alınmalıdır. Yoğun kent alanlarında sosyal eşitlik ve yaşam kalitesini sağlamak için uzun vadeli kentleşme stratejileri, çevre dostu ulaşım, konut ve kamu alanları planlaması yapılmalıdır. Çalışma çağındaki nüfusun potansiyelini değerlendirmelidir. Genç iş gücü, eğitim ve beceri uyum sorunları çözülmediği takdirde toplumsal avantaja dönüşemez. Uzun vadeli insan kaynakları ve eğitim planlamaları kritik öneme sahiptir. Nüfus projeksiyonları ve uzun vadeli planlamalar yapılmalıdır. 2060 ve 2080’de yaşlı nüfus oranının yüzde 27 ve yüzde 33,4’e ulaşması öngörülmektedir. Bu nedenle ulusal ve yerel düzeyde, demografik değişime uygun sosyal güvenlik, sağlık, bakım, kentleşme ve ekonomik politikalar entegre şekilde planlanmalıdır” şeklinde konuştu.

Kaynak: Haber Merkezi