Keşkelerle yaşama!

Abone Ol

Hepimiz zaman zaman 'keşke farklı yapsaydım diye düşünürüz:

'Bunu yapmamam gerekiyordu ama yine yaptım, hep böyle yapıyorum.'
'Zamanı geri alabilsem her şeyi çok farklı yapardım, keşke daha dikkatli olsaydım.'
'Yer yarılsaydı da içine girseydim, insanların yüzüne bir daha bakamam. '

Hepsi ayrı bir duygu ifadesidir: suçluluk, pişmanlık ve utanç. Bu üç duyguyu yaşamayan yoktur, çünkü herkes gurur duymadığı şeyler yapmış ya da söylemiş olabilir. Eğer üç duygu üzerinde durup düşünmez ve bu duyguları durdurmazsak kendimize zarar verebiliriz. Bunlar öyle zararlardır ki tamiri uzunve zahmetlidir.
Önce suçluluktan başlayalım. Davranışlarımız, söylemlerimiz hakkında kötü hissederiz, yapmamamız gerektiğini düşünürüz ve kendimizi yargılarız, kızarız, 'kötü' diye etiketleriz.  Kendimizi böyle suçlamamızın nedenlerinden biri davranışlarımızla kendi değerlerimize karşı saygısızlık yaptığımızı düşünmemizdir.

PİŞMANLIK

Pişmanlık, kendimize ve başka bir kişiye gereksiz yere incitici davrandığımızın farkındalığıdır. Davranışımızı farklı yapmayı dileyebiliriz ya da başka bir söylemi tercih edebiliriz. 'Keşke ' ilebaşlayan cümleler kurarız ve ' her şey farklı olsaydı ' dileğinde bulunuruz. Pişmanlık tahminlerimizin, öngörülerimizin ve planlarımızın bozulmasından kaynaklanır, daha iyi hissetmek için fırsat kaçırmayı içerir. Utanç, bu üç duygunun en acı verici olanıdır. Çünkü kendimiz hakkında kötü hissederiz, özümüzü suçlarız. Kendimizi yargılarız, yetersiz, değersiz hissederiz. Utancın nedenleri arasında kişinin başkaları tarafından eksik veya yanlış görülmesine verilen olumsuz tepki bulunur. Bu duyguları neden/nasıl yaşarız? Önce nörobilim açısından bakalım? Beynimizin duygusal merkezi amigdala, karşı tarafın davranışlarımıza ve söylemlerimize verdiği tepkiyi tehdit olarak algılar ve örneğin dışlanma sırasında aktif hale gelir. Tetikleyicilerin işlenmesi yalnızca amigdala ile sınırlı değildir. Medial prefrontal lob, anterior singulat korteks ve insula gibi bölgeler ve nörotransmiterler de devrededir.

Yaşanan duygusal acı fiziksel olarak bedenimize yansır vemide bulantısı, kalp çarpıntısı, yüz kızarması,ağlama gibi tepkileri ortaya çıkarır.Tabii stres yanıt sistemiz devrededir, kortizol ve adrenalin salgılar.

Bu olumsuz duyguların sürekli yaşanması, kronikleşmesi stres, kaygı, depresyon, yeme bozuklukları, kendine zarar verme, bağımlılık gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.

Evet, kendimizi, bize böylesine hem duygusal acı yaşatan hem de bedenimize zarar veren bu zorlayıcı duygulardan korumalıyız. Nasıl mı? İşte size, birkaç yöntem önerisi:

* Olumsuz duygunuza yol açan olayı yeniden değerlendirin ve bu duyguya neden olan düşüncenizi gözden geçirin, onu değiştirin.
*Olumsuz duygularınıza izin vermeyin, iç sesinizi susturun, ona meydan okuyun ve ona yanıt verin.
* Kendinize şefkat, anlayış gösterin. Böyle bir durumda olan arkadaşınıza sakinleştirmek için ne derdiniz, o cümleyi kendinize söyleyin?
*Kendinizi affedin. Geçmişi değiştiremeyeceğinizi fark edin, geleceğe odaklanın.
*Eğer olumsuz duygular kalıcı ve bunaltıcı hale geldiyse bir uzmandan yardım alın. 

Unutmayın, olumsuz duyguları size yaşatan davranışınız veya söyleminiz artık geçmişte kaldı, siz şimdi yeni bir andasınız ve bu an çok değerli, bu değerli ana geçmişin acısını taşımayın. Unutmayın, siz önemli ve değerlisiniz, yaşadığınız her an da çok kıymetli.