‘Kimin tarafındasın?’ diye sormadan önce...

Abone Ol

Tartışmalar sadece kelimelerle değil, sessizlikle de büyür. Bazı ilişkilerde konuşmalar yerini ima dolu bakışlara, incinmiş ifadelere ve suskunluğa bırakır. Ama bir yerde, mutlaka o soru belirir: Kimin tarafındasın? Bu soru çoğu zaman açıkça sorulmaz. Ama oradadır. Partnerler birbirine
öylece bakarken ya da bir çift terapisi seansı sırasında biri sessizleşip diğeri sesini yükseltirken, o soru ortamda dolaşır: “Sen beni mi savunuyorsun, onu
mu?”
Ben bir çift terapistiyim. Ve bu soru bana doğrudan belki pek az kez soruldu. Ama yüzlerce seansta, kelimelerin altındaki beklentide, bakışların
geriliminde, bedenlerin savunmasında hep aynı duyguya rastladım: “Beni haklı bul. Onu değil.” Ancak çift terapisi bir mahkeme salonu değildir. Ben kimsenin avukatı
değilim. Hâkim de değilim. Taraf tutmam. Çünkü ilişki bir dava değil, bir
sistemdir. Ve bu sistemin tarafı sadece biri değil; birlikte oluşturdukları
bağın kendisidir.
Terapide amacım haklıyı aramak değil, susturulmuş olanı bulmaktır.
Duyulmamış olanı, anlatılamamışı, tekrar eden kısır döngüleri görmek ve
göstermektir. Kimin “daha doğru” söylediği değil, neyin tekrar tekrar can
acıttığı önemlidir.
Şunu unutmamak gerek: Taraflar oluşturmak, geçici bir tatmin sağlar. Ama
ne yazık ki ilişkide derinleşmesi gereken bağı zedeler. Çünkü bu bir yarış
değil. Kazananı aramak yerine, birbirini kaybetmeden yol bulmayı öğrenmek
gerekir.
Bazen en sade sorular en dönüştürücü olur. Tartışmaların ortasında bir an
durup kendinize şu soruyu sormayı deneyin: “Şu an partnerime karşı mıyım,
yoksa onunla birlikte soruna karşı mı duruyorum?”
Çünkü asıl mesele şu: ‘Kimin tarafındayım?’ değil, ilişkimizin tarafında mıyım?

Sevgilerle…