Kırmızı Oda adımı

Geçen gün en yakın dostlarımdan biriyle kahve içmeye çıktık. İçimiz sıkılmış, hepimizin hayatında oluyor acı tatlı bir şeyler. Uzun konuşmalardan ve tartışmalardan sonra bazen hiçbir yere varamadığımı...

Abone Ol
Kırmızı Oda‘ dizisi yayınlanmaya başladıktan sonra çok fazla insandan duydum güzel diye. Ben de meraklandım izledim biraz. Dizinin, oyunculukların ve hikayelerin güzel bir işlenişi olmasının dışında başka bir yer dikkatimi çekmeye başladı. Terapiye yanaşan, yanaşmaya çalışan insanların sayısında bir artış var. Önce havaların serinlemesi, sonbahar, koronanın hala devam etmesi gibi nedenlerle bakıyordum meseleye, ama sanırım çok farklı bir yerdeyiz. Bu konuların açıldığı her noktada anlatmaya çalıştığım gibi, psikoloji biliminin ne olduğunu bilemediğimiz, psikoloğun ne yaptığını anlamadığımız ve çoğunlukla terapiye uğradığımızda bile hala aklımızda soru işaretleriyle çıkıp dolandığımız bir yapıda olduğumuz için son zamanlarda ekranlarda izlediğimiz terapi sahneleri çoğumuza ilaç gibi gelmeye başladı. Anlayabiliyorum çünkü çoğunlukla şöyle yorumlar okuyorum; ‘Ne kadar güzeldi izlemek, sanki bana terapi yapılıyormuş gibi…’ ‘Ben de rahatladım…’ Galiba bunları izlemeye, başka insanların nasıl bir süreçten geçtiğine tanık olmaya ihtiyacımız var. Belki bu tanık olma gereken cesareti verebiliyordur kişilere. Paylaşma isteği doğuruyordur, ilk adımı atmak için gereken ateşlemeyi sağlıyordur. Her ne sağlıyor tam olarak bilemiyorum ama bu konuda bilgilenmek için iyi bir ‘ilk adım’ olarak görüyorum ekranlarımızda dönenleri. Umarım çok dağılmadan, çok güzel adımlarla bu yol devam edebilir ve gerisi çorap söküğü gibi gelebilir… Sağlıkla kalmanız dileğiyle!