Seyahat

Kışın en romantik rotası: AASSM’de fuaye ışıkları, sıcak kahve ve sakin bir akşam!

Dışarıda yağmur, içeride rezonans. AASSM’de her adım, sesle taşın kucaklaştığı bir salona açılır; şehir gürültüsü kapıda kalır. Kış akşamında loş fuaye, camdan süzülen damlalar ve sıcak bir kahve: müziğin önsözü, huzurun kısa cümlesi

Abone Ol

İrem KAYA - EGE TELGRAF/ Giriş holünde yüksek tavan gökyüzünü içeri taşır; yağmur cam yüzeyde çizgiler çizerken, zemindeki yansımalar bir tablo gibi uzar. Akustiğin kalbi sahnededir ama fısıltı bile fuayede yumuşar; bu bina, sesi kırmaz, sararak taşır. Kış günlerinde kapıdan içeri adım atmanın verdiği ilk his, “korunma”dır: şehir hızını dışarıda bırakır, içeri sakinlik girer.

IŞIĞIN PARMAK UÇLARI

Konser saatinden biraz önce merdivenlerden ağır ağır çık; pirinç küpeşte avuçlarını ılıtır. Koridor boyunca uzanan çağdaş sanat eserleri, yağmur ışığını üstünde taşır; her tablo, dışarıdaki gri göğe küçük bir parantez açar.Kapı görevlisi biletini nazikçe okutur; sahneye adım atmadan hemen önceki o kısacık sessizlik, İzmir’in en güzel sessizliğidir.

SAHNE AÇILIRKEN: NEFESİN RİTÜELİ

Işıklar kısılır, salon tek bir gölge olur. Bir yay telin üstünde gezindiğinde, yağmur damlalarıyla aynı hızda bir melodi başlar. AASSM’nin akustiği, tınıyı koltuk sıralarına eşit ve sıcak dağıtır; en arka sırada bile en ön sıranın netliğini duyar, gözlerini kapattığında yağmurla orkestra birbirine karışır.

FUAYEDE BUHARLI BİR KUPA

Arada fuayeye çıkınca camın öte yanındaki palmiye yapraklarında damlaların titrediğini görürsün. Köşedeki kahve barından sıcak içeceğini al; kupa buğusu yüzünü ısıtır, içeride yumuşak bir repertuvar çalar. İzleyicilerin fısıltısı, program kitapçıklarının hışırtısı, uzak bir piyanonun akort sesi… Hepsi aynı battaniyenin sesi gibidir.

MİMARİYLE SARILAN MÜZİK

Salonun geometrisi göze ağır gelmez; büyük ama kibirli değildir Sahne perdesi, kış bulutları gibi yumuşak bir tonda; ışık tasarımı, notalara rehberlik eder, gösteriş için parlamaz. Binanın dış cephesindeki taş bloklar yağmurla koyulaşır; konser çıkışında elinle dokunduğunda, soğuk taş bile içini ısıtır.

YAĞMURDA EN KOLAY ROTA

Güzelyalı–Üçkuyular hattında, denize paralel. Tramvayla Güzelyalı veya Üçkuyular duraklarında in, birkaç dakikalık yürüyüşle kapıdasın. Otobüsle sahil hattı zaten merkezden örülür; araba ile geliyorsan çevrede kapalı/üstü kapalı otoparklar mevcut. Yağmurlu akşamlarda vapur + tramvay kombinasyonu, şehrin en romantik ulaşımıdır.

KIŞIN KÜÇÜK TÖRENSEL TATLARI

Konser öncesi yakın sokaklarda çorba–ekşi mayalı ekmek yapan küçük lokantalar var; bir tabak zeytinyağlı, bir kase sıcak çorba, üstüne demli çay mükemmel ısınma. Arada fuayede kahve–kurabiye yeter; konser sonrası sahile inip portakallı cheesecake ya da sıcak çikolata ile günü kapatmak İzmir usulü finaldir.

YAKINDAKİ SESSİZ DURAKLAR

Sahilden iki dakika ileride Göztepe Parkı’nın ıslak taşlarında sarı lambalar suya çizgi çizgi düşer. Biraz daha yürürsen İnciraltı yönüne doğru deniz esintisi güçlenir; yağmur hafiflemişse, bu kısa sahil yürüyüşü konsere nazlı bir epilog olur.

KIŞ AKŞAMININ SON CÜMLESİ

Konser bittiğinde kapı açılır; dışarıda yağmur hâlâ vardır ama sesin rengi değişmiştir. Sahnenin yankısı kulağında, fuayenin ışığı gözünde kalır; İzmir’in kışına bir kat daha sıcaklık eklenmiştir. AASSM’den çıktıktan sonra fark edersin: şehir aynı, sen daha sakinsin. Yağmur bardaktan boşanırken bile, içinde bir ışık yanmaktadır.