Kışın kapalı oyun alanları: Çocukların enerjisi

Abone Ol

Kış geldi mi, kapılar kapanır, pencereler buğulanır; biz annelerin içindeki küçük alarm da aynı anda çalmaya başlar. Evde dört duvar arasında sıkışıp kalan çocukların enerjisi, bir süre sonra bizim sabır seviyemizle yarışır hâle gelir. Hava soğuk, parklar ıslak, dışarı çıkmak neredeyse imkânsız… İşte o an, soluğu kapalı oyun alanlarında alırız. Ama içeri adım attığınızda fark edersiniz ki, buralar sadece çocuklar için değil, biz anneler için de ayrı bir dünya, hatta mini bir sınavdır.

Kapıdan girdiğiniz anda sizi karşılayan ilk şey, çocuk kahkahalarıyla karışan plastik oyuncak kokusudur. Arka planda hiç susmayan top havuzunun “pıt pıt” sesleri… Çocuklar coşarken biz anneler çantadan hijyen mendilini çıkarır, derin bir nefes alır ve kendimizi ikna etmeye çalışırız: “Tamam, bugün sadece eğlenmeye geldik, biraz rahatla.” Ama bir yandan da gözler kaydıraklarda; kaç çocuk geçti, elleri ne kadar temiz, o top havuzuna kimler girdi… Anneliğin doğasında olan görünmez hijyen radarları devrede, hiç kapanmaz.

Kapalı oyun alanları sadece hijyen kaygısı değil, sosyal bir laboratuvar gibidir. Çocuğun peşinde koştururken, göz ucuyla diğer anneleri süzüyoruz: Kimi telefonuna gömülmüş, kimi çocuğunun peşinde adeta maraton koşuyor. Bazen “Acaba ben hangisiyim?” diye soruyoruz kendi kendimize. Ama sonra çocuk “Anne bak bana!” diye seslenince, bütün düşünceler bir anda siliniveriyor. Oyuna çağrıldığımızda, adeta koşarak cevap veriyoruz.

Ve tabii ki paylaşma krizleri… Oyuncak yüzünden çıkan küçük tartışmalar, bizim diplomasi yeteneklerimizi devreye sokuyor. Birleşmiş Milletler Barış Gücü’ne rakip olabilecek anneler topluluğu burada gizlice görev yapıyor. Ama tüm bu çaba, çocuklarımızın gözlerindeki mutluluğu görünce anlam kazanıyor. Kış boyunca biriken enerjilerini burada güvenle atıyor, sosyalleşiyor ve özgürce hareket ediyorlar.

Kapalı oyun alanları, aslında anneler için de bir nefes alma alanı. Belki kahvem hep soğuk, belki çorapları defalarca düzeltiyoruz, ama günün sonunda çocuğun “Anne bugün çok eğlendim!” demesi tüm yorgunluğa değer. Neon ışıkları, rengârenk oyuncaklar ve coşkulu kahkahalarla dolu bu alanlar, kış boyunca bizim de küçük sığınaklarımız oluyor.

Evet, yoruyor, düşündürüyor ve bazen endişelendiriyor… Ama en çok da gülümsetiyor. Çünkü annelik böyle bir şey: Karmaşanın içinde bir mutluluk, gürültünün içinde bir kahkaha ve yorgunluğun sonunda bir “iyi ki” var. Kış bitene kadar, kapalı oyun alanları hem çocuklar hem anneler için birer küçük cennet.