Kızamık: Unutulan tehlikenin geri dönüşü

Abone Ol

Çocukluğumuzda yaygın bir hastalık olan kızamık, aşı sayesinde yıllarca gündemimizden çıkmıştı. Ancak bugün, geçmişte unutulmaya yüz tuttuğumuz bu hastalık, yeniden hayatımıza giriyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF'in verileri, geçen yıl kızamık vakalarının, bir önceki yıla kıyasla iki katına çıktığını gösteriyor. Hava yoluyla kolayca bulaşabilen ve dünyanın en bulaşıcı hastalıklarından biri olarak bilinen kızamığın bu dramatik artışı, toplum sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor.

Çocukluğumuzda yaşadığımız, görüp duyduğumuz bir hastalığın adıydı kızamık. Aşılama sayesinde kızamık hastalığını bizler unuttuk. Öylesine ki bundan 15 yıl öncesine kadar tıp fakültelerinde kızamık vakalarını müstakbel doktorlara bile göstermekte zorlanılıyordu. Yaş almış güngörmüş ak saçlı babaanneler, büyükanneler, anneanneler iyi bilir denilip geçiliyordu.

Çocukluğumuzda bilgimiz kadarıyla kızamık, solunum sistemini enfekte ederek ateş, öksürük, burun akıntısı ve döküntü gibi belirtilerle kendini gösteriyordu. O yıllarda bizim büyüklerimiz ateşi yüksek, öksüren, burun akıntısı olan, göz iltihabı olan ağız içinde kabarıklığı ve mavimsi beyaz lekeleri olan çocuklarla yakın temas kurmamızı istemezlerdi. Ciddi vakalarda zatürre, ensefalit, dehidrasyon ve körlük gibi tehlikeli komplikasyonlara sebebiyet veren kızamık algısı çok farklıydı. O unuttuğumuz unutmaya yüz tutuğumuz kızamıkın yeniden bir salgın yaratma tehlikesi taşıdığını öğrenmenin şaşkınlığını yaşıyoruz. 

AŞILARIN UNUTULAN ETKİSİ

Bizim çocukluğumuzda gerek mahalle aralarında gerekse bağda bahçede tarlada yaşayanlar sağılık taramasından geçirilirdi. Ebeler, hemşireler ‘sıhhiyeci’ dedikleri abiler dolaşır. Çocuklar iğne deliğine bile girse aranır bulunur ve aşılanırdı. Böylesi başarıyla yürütülen aşılama kampanyaları, tıp tarihinde çok sayıda hastalığın yok edilmesinde etkili oldu. Çiçek ve çocuk felci gibi hastalıklar, bu sayede artık günlük yaşamımızda yer almıyor. Ancak, kızamık aşısı bireyleri yüzde 98 oranında korusa da, toplumun yüzde 100'ü aşılanmadığında bağışıklık kazanmayan bireyler hastalığı yayma potansiyeline sahip. Bu durum, sağlık güvenliğini tehlikeye sokuyor.

Aşı karşıtlığının yükselişi, aşının geçmişteki başarısını gölgeliyor. İnsanlar, görünmeyen tehlikelerin aslında aşılar sayesinde ortadan kalktığını unutuyor. Kulaktan dolma bilgiler ve güvensizlik, halkın aşıya olan inancını erozyona uğratıyor. Bu durum, yalnızca kızamık değil, aynı zamanda daha önce tarihe karıştığını düşündüğümüz tetanos, difteri ve çocuk felci gibi hastalıkların da geri dönme riskini artırıyor.

TOPLUMSAL DUYARLILIK

Birçok kişi Covid-19 pandemisi sırasında sağlık krizlerinin ne kadar yıkıcı olabileceğini fark etti. Ancak kızamık, Covid-19'a benzemiyor; yayılma hızı ve ölüme yol açma potansiyeli çok daha yüksek. Türkiye’deki vaka artışı dikkat çekici boyutlara ulaştı. ABD'de kızamık salgını 12 eyalete yayıldı. Dünyanın süper gücü olan ABD’de yıllar sonra ilk kez bir çocuk kızamıktan öldü. İlkbahar ve yaz seyahat sezonunun yaklaşması tıp otoritelerini ürküttü. 

NE YAPMALIYIZ?

Eğitim ve bilgilendirme: Kamuoyunun, aşıların çalışma mantığı ve toplum sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgilendirilmesi kritik önem taşıyor. Eğitim kampanyalarıyla, insanların bilinçlenmesi sağlanmalı.

Yasal düzenlemeler: Aşılama zorunluluğu, toplumsal bağışıklığı sağlamada etkili olabilir. Risk gruplarının ve çocukların düzenli aşılanması için adımlar atılmalıdır.
Sağlık erişimi: Aşıya olan erişimin artırılması, aşılama oranlarını yükseltecektir. Aşılar, her sosyal ve ekonomik kesimden bireye ulaşabilmelidir.

Aşı karşıtlığıyla mücadele: Yanlış bilgilerin önüne geçmek için aşı karşıtlarına bilimsel verilerle ulaşılmalı ve kamuoyunda aşıların güvenliği hakkındaki farkındalık artırılmalıdır.

Aşılar, tarih boyunca bize sağlamış olduğu koruma ile büyük bir başarı hikayesi yazdı. Bu korumayı elde tutmak, toplumsal bağışıklığı daha da artırmak ve sağlıklı bir geleceği güvence altına almak için hepimize sorumluluk düşüyor. Kızamığın yeniden yayılmaması, tekrar kontrol altına alınması ve toplum sağlığını tehdit etmemesi için aşının gücünü hatırlamalı, onu kullanmalı ve yaygınlaştırmalıyız. Bilim ve eğitim yoluyla bu amaçlara ulaşabiliriz. Göz ardı edemeyeceğimiz tehlike karşısında harekete geçmenin ve duyarlılığı artırmanın tam zamanı.

Unutmayalım ki; sağlık, azar azar biriken sayısız küçük kararların ya da kararsızlıkların sonucudur. Bugün aldığımız her önlem, yarının güvenli dünyasını inşa eder!