Nihat AK/EGE TELGRAF- Konut kira fiyatları astronomik boyutlara ulaştı. Kısa vadeli ve yüksek faizli krediler, fahiş fiyatlı konutların alınmasını neredeyse imkansızlaştırıyor. Dar gelirliler konteyner, hobi evi ve tiny house gibi yöntemlerle barınma sorununa çözüm arıyor. Dar gelirliler, tarımsal alanların işgali, çarpık kentleşme, depreme dayanıklı yapı stoğu gerekçeleriyle kümes kadar evlerinin adeta başlarına dar edildiğini iddia ediyor. Uzmanlar, yaşanan konut sorununun temelini ve çözüm yollarını Ege Telgraf’a değerlendirdi. 

SIKINTI HAD SAFHADA

Konut sorununun rant kaynaklı olduğunu dile getiren İzmir Emlak Kulübü Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Rıdvan Akgün, “İzmir başta olmak üzere birçok kentimizde ciddi anlamda konut sorunu yaşıyoruz. Bir anda kapılar açıldı. 15 milyonun üzerinde mülteci yurdumuza geldi. Tüm dengelerimiz şaştı. Özellikle konut sıkıntısı had safhaya ulaştı. Kira fiyatları aşırı yükseldi. Konut fiyatları da aşırı yükseldi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ne yapacağını kara kara düşünüyor. Konteynerlerde yaşamaya çalışanlar var. Kümes gibi derme çatma yapılarda hayat bulmaya çalışanlar var. Kimi hobi evleri diyor kimi tiny house diyor. Hani bir dönem dar gelirliler için üretilen sosyete pazarı ismiyle açılan pazarlar vardı, aynı onun gibi. O daracık, binbir zorluklar çekilen, ev demeye bile şahit istenilen alanda zengin yaşar mı? Geliri olmayan vatandaş kendini bir konteynere kilitlemiş hayatta kalmaya çalışıyor. Ormana, dağa taşa gidip tuvalet ihtiyacını gideriyor. Cami şadırvanlarındaki ücretsiz su ile elini yüzünü yıkıyor. Bir de bu yetmiyormuş gibi arada merkezi hükümet ve yerel yönetimler bu kesime sert uyarılarda bulunuyor. Aba altından sopa gösteriyor. Biz bu alanda çalışan insanlarız. Elbette ticaret yapmak, para kazanmak isteriz. Ama az gelirliden, dar gelirliden para kazanılamaz. Onları zorlamak kimseye para kazandırmaz, tam aksine sosyal patlamaya neden olur. Bu ülkede en kısa zamanda Konut Bakanlığı kurulmalıdır. Ben konut bakanı olsam 6 ayda sorunu çözerim. Ama şartlar bu şekilde devam ederse, iki asırda yani 200 yılda sorun çözülmez. Sorunun temelinde rant transferi var. Zenginin daha zengin olması değil, dar gelirlinin ana yaşam damarlarına güç vermek gerekir. Bir konut yapımı için çok sayıda kurum ve kuruluş devreye giriyor. Bu sistemde herkes gemisini yürütemiyor. Konut Bakanlığı kurulmuş olsa tek noktadan düğmeye basarak sorunları halleder. Bu şartlar altında kayıkçı kavgası gibi sürer gider. Kümes gibi evler dar gelirliye çok görülür. Tarım arazileri yok ediliyor gerekçesiyle hobi evleri sıkıştırılır. Bugün Allah’ınızı severseniz o hobi evlerinde dar gelirli balık mı tutuyor, pul koleksiyonu mu yapıyor, hobisine dair ne yapıyor? Hobi evleri, tiny house’ler, konteyner evlerde dar gelirliler yaşıyor. Kent merkezindeki evini evladına bırakan emekliler yaşıyor” diye konuştu. 

DEVLET OLMANIN GEREĞİ

Barınma sorununu devletin çözmesi gerektiğini belirten eski TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şube Başkanı ve akademisyen İlker Kahraman, “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak vergi veriyoruz, askere gidiyoruz, vatani görevlerimizi yerine getiriyoruz. Yurttaşın başındaki devlet bu yaptırımları uyguluyorsa kendi yerine getirmesi gereken sorumluluklarını da hayata geçirmelidir. Barınma hakkı, bir dizi uluslararası insan hakları belgesinde tanınmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 25. maddesi barınma hakkını yeterli yaşam standardı hakkının bir parçası olarak kabul etmektedir. Avrupalının kazancı bizim yurttaşımızın dört katı. Edindiği gayrimenkulün fiyatı bizin vatandaşımızdan daha aşağı. Bizim vatandaşımız kendisinden daha zengin bir ülke vatandaşının yüzde 25’i kadar maaş alıyor. Ama daha fazla para ödeyerek gayrimenkul sahibi oluyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde ve Avrupa'da Mortgage sistemini görüyoruz. 20-30 yıl vadeyle ev sahibi yapıyorlar. Kira öder gibi ev sahibi oluyorlar. Bizde şu anda 3 yıl vadeli konut kredisi aktif olarak alınabiliyor. Faizleri çok yüksek. Taksitleri dar gelirlinin karşılayamayacağı düzeyde. Dar gelirli kendince çözüm ürettiğinde sopa gösteriyoruz. Asırlardır bu topraklarda yaşayan, doğup büyüyen Türkiye Cumhuriyeti nüfusunu taşıyan dar gelirli insanlarımızı kim düşünecek? Şu anki arsa fiyatlarıyla, inşaat maliyetleriyle dar gelirli bu işin içinden çıkamaz. Devlet devlet olmanın gereklerini yapmalıdır. Yoksa depreme dayanıklı yapı stoklarının eksikliğini konuşur dururuz” ifadelerini kullandı. 

Diyanet o iddiaları yalanladı! ‘Karalama’ dendi Diyanet o iddiaları yalanladı! ‘Karalama’ dendi

RANTSAL DEĞİL KENTSEL

Rantsal planlamalarda dar gelirlilerin mağdur olduğunu vurgulayan TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, “Çağdaş kentlerin oluşturulması ve sürdürülebilirliği için planlama yapılması gerekir. Mesela İzmir için, nüfus yapısı, geleceğe yönelik konut ihtiyacı ve bunların konumları gibi detaylı planlar yapılmalıdır. Bazı yerleşim alanlarında planlama yapıldığı belirtiliyor ama onlar da hayata geçmiyor. Daha çok rant odaklı planlar kendine hayat buluyor. Bu rantsal planlarda ise dar gelirliler göz ardı ediliyor. Rantsal projelerde kendisine yer bulamayan az gelirli kesim kendince hobi bahçesi gibi tiny house gibi çözümler üretmeye çalışıyor. Gerçek anlamda çarpık kentleşme istenmiyorsa bunun gerekleri yapılmalıdır. Yasaklar koyarak değil çözüm üretmek gerekir. Şu anki şişirilmiş fiyatlarla olmaz” dedi. 

Kaynak: EGE TELGRAF