10 sene önce

Ege Telgraf Admin
21 Ocak 2023

Ergenliğimin bir yerlerinde, daha yeni üniversiteye geçip o keyifli lise günlerini yavaş yavaş geride bırakırken yeraltı edebiyatıyla tanışmıştım. Lise benim kendimi çok rahat keşfedebileceğim bir ortam sağlamıştı bana. Bodrum’da bir ergenlik, o zamanlar ne kadar sert geçebilir ki zaten.

İçinde bol bol bisiklet binişlerinin olduğu, Bodrum sokaklarının koşarak gezilmedik noktasının kalmadığı, hareketin damarlarınıza işlediği bir yapısı vardı. Yeraltı edebiyatıyla kaynaşmaya çok uygun ama o kadar sertlik yok içinde. Kendi halinde sistemi eleştiren ve uyumsuzluğu bile sakince deneyimleyen gençler düşünün. Öyle bir yapımız vardı bizim de.

Üniversitemin ilk yıllarında, Dokuz Eylül’de ‘Beat Kuşağı’ sarıp sarmalamıştı beni. Kafası kıyak insanlar, her yer tutku, doğaçlama, öylece bir yaşayışlık, o dönemlerde çok etkilenmiştim. Zaten Tınaztepe Kampüsü’ndeyim, o kampüse sabah saat yedide çıkmak için biraz deli olmanız gerek. Farklı bir tutku olması lazım içinizde, gördüğünüz şeyleri apayrı yerlerden tutabilmeniz gerek. Yoksa okula tutunamıyorsunuz, bende mühendisliğe tutunamadım mesela öyle. O tutku beni üç sene kadar götürdü, daha ileri taşıyamadım. Jack Kerouac’ın Yolda kitabıyla da o zaman tanıştım. İstemediğim yerlerde durmamam gerektiğini o öğretmişti bana.

DİNLETİ GECELERİ

Çok uzun süredir okumuyorum o yazarları ama bende bir öz bıraktıklarını ve bir yerime işlendiklerini biliyorum. Gördüğüm manzaradaki ufak bir detay, tattığım deneyimlerde aklıma gelen minik bir çıktı bana hatırlatıyor hala onları. Dinleti gecelerinden hala duran ses kayıtları arşivimde bir yerlerde vardır. Bence hepimizin içinde bir parça dahi olması gereken bir noktaya atış yapıyorlardı. Bazı şeyler, çok derin bir tutkuyla ve kendini kaybetmişlikle yapılabilir. Neden olmasın ki? Hayatımın 10 senelik bu döngüsünde arşivi yeniden açmaya, beat kuşağıyla yeniden tanışmaya karar verdim. 10 senelik döngünün bana neler kattığını veya neler götürmüş olduğunu merak ettim çünkü. Keşke arada hepimiz kendimizi kontrol edebilsek böyle. 10 yıllık periyotlarda bunu deneyebildiğinizi düşünün. O zamanlar nelerden keyif alıyordunuz, nelerin peşindeydiniz? Ne için yaşıyordunuz? Hedef çizgisi neredeydi? Nelere tutkuyla bağlıydınız? Neler çok önemsizdi? Asla yapmayacağınız şeyler var mıydı o zaman? Hiç kopmayacağını düşündüğünüz bağlar? Kimler eksildi etrafınızdan? Hangi yeni ve tanıdık yüzler vazgeçilmez hale geldi? Kendinizin en çok hangi yönüyle karşılaştınız 10 senede? Nelerden pişman oldunuz? İyi ki yapmışım dediniz mi hiç?

Bunlara biraz düşünüp cevap verebiliyorsak, buna da verebiliriz bence..

Şimdi gidebilseniz 10 sene önceki kendinize, neler söylemek isterdiniz?

İyi düşünmeler, keyifli haftalar dilerim..

karne-aldi

Karne travmasına dikkat!

CAMİİ

İyileri de okuyalım