2020

Ayşe Tuğçe PEKMEZCİ
8 Şubat 2020

Travmaların en gözde yılı 2020’ye hoş geldiniz!
Aralık ayını o kadar severim ki… Her şey yeni yıla doğru hazırlanmaya başlar. Sokaklar süslenir, havalar soğur ama evlerin içleri ısınmaya başlar, doğa yeni gelecek yıl için kendini kapatır yapraklarını döker, dallarını bırakır tazelenmeye, ve en önemli değişiklikler insanlarda meydana gelir.
Yeni fikirler, geçmiş koca yılda yapmak istenen ama bir türlü yapılamayanlar, vakit ayıramadıklarımız ve bir daha asla yapmam dediklerimiz..
Her yeni yılda insanlar bir sonraki yılın çok güzel geçeceğine ve onlar için en iyiyi getireceğine dair dilekler tutar. Kendileri için listeler yapar. Ocak ve şubat ayları nispeten bu listelerin henüz göz önünde olduğu ve denendiği aylardır. Sonra listeler yavaş yavaş unutulur, gözden kaybolur. Ne zaman ortaya çıkar biliyor musunuz?
Diğer aralık ayında!
Her neyse, listelerin ve dileklerin başına gelen kötü son böyle bir şey. Eminim her biriniz 2020 için çok güzel şeyler dilemiştir. Ben de diledim..
Ancak şu zamana kadar 2020 bize travmatik anılardan başka bir şey bırakmayarak ilerliyor..
Yangınlar, depremler, kazalar, savaş ve ölümlerden başka şeyler olmuyormuş gibi hissediyoruz. O kadar peş peşe gelen olaylar ki artık nerede kötü bir şeyler olunca dikkatimiz hemen oraya çekiliveriyor. E kolay olaylar değil tabi ki, dedim ya travmatik anılar diye..
Sadece olayı yaşayanlar için değil olaya bir şekle tanıklık eden, hatta televizyonlardan izleyen biri için bile olaylar travma riski barındırıyor. Travmalardan bahsetme sebebim eğer siz ya da bir yakınınız travmatik bir deneyim yaşıyorsanız bunu erkenden fark edip müdahale edebilecek olmanız.
Travma dediğimiz şey bir darbe sonucunda beden ya da ruh bütünlüğünün bozulması anlamına geliyor. Yaşanan travmalardan sonra ise ‘ travma sonrası stres bozukluğu’ geliştirme ihtimaliniz yüksek.
Huzursuzluk, sürekli bir şey olacakmış gibi diken üstünde durma, her şeye kolay ve aşırı tepki verme, ön planda olan kayıp duyguları, uykusuzluk, rahatsız anıların tekrar tekrar akla gelmesi, artan vücut ağrıları, tehlikedeymiş gibi hissetme en sık görülen semptomlardan bazıları.
Çok yoğun bir şekilde yaşanmasa bile birkaç semptomu gösteriyorsak üstünü örtmeye çalışmadan yakınlarımızla bu durumu konuşarak destek almak çok önemli. Duyguları bastırarak ve geçmesini bekleyerek sorunların çözülmediğini ve daha kötüye gidebildiğini biliyoruz, bu yüzden en kısa sürede kendinize vakit ayırarak vücudunuzda ve zihninizde neler olup bittiğine bakın. Duygularınızla ve hissettiklerinizle ilgili daha çok paylaşın ve konuşmaya çalışın. Manevi destek ve empati, travmaların iyileşmesinde çok önemli bir yere sahip. Psikoterapi ise çözümleyemediğiniz duyguları ve durumları açıklamak için size yardımcı olabilir. Değerlendirmekte fayda olabilir..
Yılın devamının güzelliklerle geçebilmesine…

paylasilamayan-medya

Paylaşılamayan medya

Son çeyrekte sivil toplum