2022 asgari ücret nasıl olmalı!

Vedat İLKİ
23 Kasım 2021

Bugünlerde artan enflasyon,dalgalı döviz kurları karşısında 2022 asgari ücreti ne olacak,alım gücü karşısında ezilecek mi,yoksulluk sınırını aşacak mı,vergiden muaf olur mu diye bir çok soru kafalarda cevap ararken,işveren kesimi ise artan asgari ücretle birlikte maliyetler,bu maliyetlerin ürünlere yansıması rekabetçi pazarlarda daralma yaşanacak mı endişesi de ayrı yer alıyor.

2021 YILI ASGARİ ÜCRETİ

2021 Yılı asgari ücret AGİ dahil 2 bin 825 lira 90 kuruş. olarak açıklanmış,vergi dilimi değişimi sonucunda yıl boyunca korunması kararlaştırılmış idi.

Yılın ilk aylarında 386 dolar satın alınıyor ,

Yılın İkinci Altı ayın sonunda ise 328 dolara geriliyor.

İlk altı ayın sonunda 58 dolar asgari ücretlinin cebinden çıkıyor.

Bugünlerde ise kayıp hızla artıyor.

Ekim ayında itibaren alım gücü hızla düşüyor.313 dolar ardından 282 dolar 256 lira gerilediği gibi, 250 dolara kadar geriye gitmesi halinde yüzde 54 oranında kayıp yaşamış oluyor.

Bunun anlamı da çarşı pazarda yaşanan fiyat artışları da yüzde 50 geçmeye başlıyor.

2022 YILI TAHMİNLER

2022 Yılı için yeniden değerleme oranlarının yüzde 30 üstünde belirlenmesi halinde piyasaların artan fiyatlarla başta emekliler, ücretliler ve dar gelirlilerinin beli bükülecektir.

Yüzde 100 zam isteyen sendikalar gibi, yüzde 50 gibi artışlar,seyyanen zam, yılda iki defa belirlenmesi gibi talepler masaya gelecektir.

Çay ve Simit Hesabı artık buradan konuşmak istemiyoruz.

Bu hafta çayın 3 lira,Simit 3 lira olması tezgahlarda konuşuluyor.

Kafeteryalarda ise bu rakam 5 lira gibi zaten yaşıyor,daha da fazla artış bekleniyor.

2 bin 825 lira karşılığında 30 gün boyunca üç öğün simit ve çay olmasa da yüzde 50’ye varan zamla birlikte hayal olmuştur.

Tablolar karşısında asgari ücretli,

a.Çarşı pazar da alışveriş yapamıyor

b.Ev kiralarına yetişemiyor

c.Elekrik, su, doğalgaz, telefon faturaları ödenmiyor

d.Kredi kartları, tüketici kredilerinden icra dosyaları kabarıyor

Aslında vahşi kapitalizmle,küreselleşmeyle tüketici çılgınlığı,gelir ve tüketim arasında makasın artmasıyla yoksulluk sınırları da yükselişe geçmiştir.

Oysa ki asgari ücret tanımlamasına baktığımızda;

İşçilere normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret diye tanımlansa da günümüzde bu tanımdan uzaklaşmıştır.

İlerleyen yıllarda asgari ücret,işçi sendikaları-işveren sendikaları ve devlet koordinasyonunda yaşadığımız ülke gerçeklerine uygun hale getirilmesi gerekir.

İşin özü;

Brüt Değer ile değil,reel değerle konuya son nokta konulması gerekir.

Ya çok geç olursa…

Gençliğin ve masumiyetin sihirli dokunuşu!