21 yıllık AKP iktidarında yapılan en doğru iş…

GES-RES
Ege Telgraf Admin
16 Ocak 2023

Gelişmişi, gelişmekte olanı, gelişmemişi…

Yaşlı gezegenimizdeki tüm ülkeler; enerji kaynaklarına sahip olmadaki önemi ve bu alandaki bağımsızlığın, ülkelerin bağımsızlığı ile anlamdaş olduğunu çok iyi anladı.

Acı tecrübelerle anladılar bunu…

Uzağa gitmeye gerek yok.

Ülkemizden söz edelim.

Dünyanın en verimli güneş enerjisi potansiyeline, muhteşem bir rüzgâr enerjisi potansiyeline, 5 milyon konutu ısıtacak kadar güçlü jeotermal enerji potansiyeline sahip Türkiye; hâlâ birincil enerji kaynaklarında yüzde 70’in üzerinde dışa bağımlı durumda.

// “ÇEVRECİ” ÇEVRE DÜŞMANLIĞI

Bir de işin “çevreci enerji üreteyim” derken, “çevreye zarar verme” akılsızlığı var.

Yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarını belli noktalarda kümeleyen stratejiler, çoğu kez insanı yenilenebilir enerjiden nefret eder noktaya taşıyor.

Somut örnek İzmir…

Türkiye’deki rüzgâr enerjisi kurulu gücünün beşte birine ev sahipliği yapan İzmir’de; acil kamulaştırma kararları ile hakları yenen, köylerinin ortasına rüzgâr türbini dikilen insanların; güneş enerjisi santrali yapılması için biçilen güzelim zeytin ormanlarının haberlerini çok kez işledik bu köşede…

Somut örnek Karaburun.

Sadece bu ilçenin sınırları içinde 400 Megavat’a yakın rüzgâr enerjisi kurulu gücü bulunuyor. Bir zamanlar, “Rüzgâr direklerinin sayısı elektrik direklerinin sayısından fazla” demiştik.

// BAŞKA YERDE RÜZGAR YOK MU?

Abartmamıştık.

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını bilen yöre insanları haklı olarak sormuşlardı, “Bu rüzgâr ve bu güneş sadece bizim üzerimizde mi var? Bu santralleri kuracağınız başka yer yok mu?” diye.

Ve bu insanların pek çoğu, yerli ve temiz enerji kaynaklarına karşı çıkmanın “vatan hainliği ile anlamdaş” olduğunun bilincindelerdi.

Haklı bir soruydu.

Bizler de, gezip gördüğümüz farklı coğrafyalarda, “kuş uçmaz kervan geçmez dağlarda tepelerde, tarım ve hayvancılık yapılmayan on binlerce hektar kamu arazisinde neden bu santraller kurulmuyor” diye haklı olarak soruyorduk.

Ve şimdi kamu yönetiminin bu sorulara mantıklı bir cevap ürettiğini söyleme noktasındayız.

41 ilde tarımsal üretime elverişli olmayan 160 milyon metrekarelik Hazine arazisi kiralanacak. Atıl durumdaki arazilere rüzgâr ve enerji santralleri kurulacak.

// 20 BİN MW’TAN DAHA FAZLASI…

Bana göre 21 yıllık AKP iktidarında yapılan en doğru iş bu olacak.

Arazilere, maden veya jeotermal işletme ruhsatı sahipleri, sanayiciler, tarımsal faaliyetlerde bulunanlar ile kamu ve özel hizmet sektöründe çalışanlar başvuru yapabilecek.

Araziyi kiralayan yatırımcılara 1 yıl ön izin verilecek. Yatırımcılar gerekli yükümlülükleri yerine getirirse arazileri 29 yıl boyunca kullanabilecek.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un açıklamasına göre, uygulama ile Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücünde 20 bin Megavat’lık artış sağlanacak.

Sektörde yatırımcı ve profesyonel yönetici konumunda olanlar, doğru planlandığında bu büyüklükteki arazilerde kurulacak santrallerin 20 bin MW’tan çok daha fazla elektrik enerjisi üretilebileceğini belirtiyor.

Köşe haberlerimizde sıklıkla vurguladığımız bir başka konu da şu:

// ATLASLAR GÜNCELLENMELİ

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yıllar önce yayınlanan ve güncellenmeyen Potansiyel Atlas verilerinin süratle yenilenmesi gerekiyor.

Sözgelimi Rüzgâr Enerjisi Potansiyel Atlası’nda (REPA) Türkiye’nin rüzgar enerjisine potansiyel kurulu gücü 48 bin MW olarak (38 bin karasal RES, 10 bin denizüstü RES) açıklanıyor.

Oysa yıllar içerisinde gerek rüzgâr türbinlerinde gerekse kanatların aerodinamik yapılarında baş döndüren teknolojik gelişmeler yaşandı.

Artık çok daha düşük rüzgar güçlerinde enerji üretebilen santraller var.

Çok değil, 10 yıl önce 1,5 Megavat enerji üreten bir rüzgâr türbinine hayret içindeki yüzlerle bakılırken, “Bir türbin bu kadar enerjiyi nasıl üretir” soruları sorulurken; bugün yeni kurulu yapılan santraller 5-6 MW elektrik üretebiliyor.

Benzer durum güneş enerjisi santralleri için de geçerli…

Hücre ve panel üretimindeki teknolojik gelişmeler sayesinde daha az GES alanlarında daha yüksek enerji üretmek mümkün.

// ÇANTACILARA AMAN DİKKAT

Ezcümle…

Yıllardır yazıp çizdiğimiz bir gerçeğin hayata geçmesinden mutluyum.

Mülkiyeti devlete ait olan, tarımsal üretim ve hayvancılık yapılmayan, yerleşim birimlerinden uzakta konumlanan arazileri, kurumsal yatırımcı şirketlere “enerji üretimi yapılması şartıyla” kiralanabilir.

Bu noktada kamu otoritesinin çok dikkat etmesi gereken nokta, geçmişte sektörün canını çok acıtan ve algısını berbat eden “çantacı”lara karşı dikkatli olunması…

Enerji sektöründe faaliyet gösteren, sermaye yapıları güçlü kurumsal şirketlere yapılan bu tahsisler ile Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltması pekâlâ mümkün.

Haydi hayırlısı…

İLBER ORTAYLI DA KARABURUNLU OLUYOR

Hazır Karaburun’dan söz açmışken…

Daha sakin ve huzurlu bir hayatın peşinde koşan, büyük kentlerin insanı boğan uğultusundan kaçanların yeni adreslerinden birinin bu cennet ilçe olduğunu belirtelim.

Kulağımıza çalınan son bilgilere göre, Türkiye’ye tarih bilimini sevdiren, hocaların hocası Prof. Dr. İlber Ortaylı da yakın zamanda Karaburunlu olacak.

İlçeye bağlı Saip Köyü’nde bir ev satın alan 75 yaşındaki İlber hoca; artık bilimsel çalışmalarını ve eserlerini Karaburun’da sürdürecek.

Son olarak dünya enerji sektörünün en bilinen simalarından Mehmet Öğütçü Karaburun’un Tepeboz Köyü’nde bir taş ev yapmış, çalışmalarını ve eserlerini bu evde üretmeye başlamıştı.

Hem İzmir hem de Karaburun için güzel haberler bunlar…

+++++++++

EKSİ 15 DERECEDE DOMATES HASADI OLUR MU OLUR…

Hemen her Pazar günü alışverişe gittiğim Karşıyaka pazarında, hem en uygun fiyatlarla alışveriş yapıyor hem de ülke ekonomisinin canlı durumuna tanık oluyorum.

Fiyatların hızına yetişmek gerçekten mümkün değil.

Türkiye’nin en harcıalem tarım ürünleri arasında yer alan patates ve soğanın bile kilosuna 15 TL vermek canımızı fena acıtıyor.

Çok değil iki üç sene öncesine kadar kilosu 1 TL olan ürünleri 15-20 TL’ye satın almadaki akılsızlığı sorgulayan insanlarımız, hem alışverişlerini yapıyor hem de –maşallah- yakası açılmadık cümleleri birbiri ardına ve yüksek sesle sıralamakta beis görmüyor.

// NASIL DAHA ÇOK ÜRETEBİLİRİZ?

Tarım ürünlerinin fiyatlarında kalıcı düşüşün yolu kuşkusuz daha çok üretmekten, daha çok üretmenin yolu ise maliyetleri azaltmaktan geçiyor.

Türkiye’nin en güçlü olduğu sektörlerden biri olan seracılıkta da en önde gelen girdi kalemi enerji.

Ancak akılcı ve çevreci uygulamalar ile güzel işler de yapılmıyor değil.

İşte Anadolu’nun orta yerindeki Kayseri’den bir örnek…

Hava sıcaklığının gece eksi 15 dereceye düştüğü bugünlerde Jeotermal Kaynaklı Sera OSB’de domates hasadı yapılıyor.

Kayseri Valiliği, Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Kocasinan Belediyesi ve odaların kurucu üye olarak yer aldığı Jeotermal Kaynaklı Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) ilk meyvelerini vermeye başladı. Kocasinan ilçesinde yaklaşık 1.237 dekar alanda kurulması planlanan Jeotermal Kaynaklı TDİOSB’de 30 dönümlük alanda ilk üretim tamamlandı.

// KOCASİNAN’DAKİ GÜZEL ÖRNEK…

Bu projeyle; Kayseri ilinde tarımda ihtisaslaşmanın sağlanması, üretim döneminde iç ve dış pazarın ihtiyaçları dikkate alınmak suretiyle yetiştiriciliği yapılacak ürünlere yönelik üretim planlaması yapılması, kentteki sebze tüketiminin yüzde 30’unun karşılanması ve ihracatının yüzde 25 oranında artırılması da hedefleniyor.

Benzer haberleri Ağrı gibi memleketimizin en soğuk illerinde bile okumak mümkün.

Demek ki neymiş…

Atatürk’ün o muhteşem cümlesinde özetlediği gibi, hayatta en gerçek yol gösterici bilim ve akılmış…

Ayaklarımızın altındaki güneş olan jeotermal enerji kaynaklarından tarım üretiminde yararlanarak, eksi 15 derecede de sebze ve meyve üretmek mümkünmüş…

Büyük Türk mimarı Sinan’ın adını taşıyan ilçede bu başarıya imza atanlara kuru bir teşekkürü esirgemeyelim.

+++++++++

HAFTANIN SÖZÜ

Dur ve dinle! Hep konuşursan hiçbir şey duyamazsın..

Kızılderili Atasözü

+++++++++

E-posta: serkan@ibailetisim.com

ketojenik-diyet-tedavi-yontemidir

Farketmeden yenilen ekmekler

emekli-maas-zammi

5510 Sayılı Kanun’la aylık hesaplama esası