754 bin Suriyeli bebek…

anne-bebek
Ahmet DOĞRUYOL
23 Mart 2022

Sağlık Bakanı açıkladı. Suriyeliler’in ülkemize girişinden bugüne kadar, 97 milyon kez doktora gidip poliklinik hizmeti almış, 3 milyonun üzerinde Suriyeli hastanede yatarak tedavi edilmiş, 2.6 milyon Suriyeli’ye ameliyat gerçekleştirilmiş. Ve bu arada en önemlisi de, 754 bin Suriyeli bebek Türkiye’de dünyaya gelmiş. Tabi bu veriler sadece Sayın Sağlık Bakanımız Fahrettin Koca tarafından açıklanan veriler. Bunun yanında Göç İdaresi Başkanlığı’nın 24 Şubat 2022 tarihi itibarıyla açıkladığı verilere göre; Türkiye’de kayıt altına alınmış geçici koruma statüsündeki Suriyeli sayısı, bir önceki aya göre 10 bin 583 kişi artarak toplam 3 milyon 746 bin 674 kişiye ulaşmış. Göç İdaresi Başkanlığı’nın il il yayınladığı tabloya göre ise, en çok Suriyeli’nin yaşadığı üç ilimiz 537 bin 558 kişi ile İstanbul birinci, 461 bin 483 kişi ile Gaziantep ikinci, 433 bin 608 kişi ile Hatay üçüncü sırada yer alıyormuş. Hani biriyle karşılaşınca hep sorarız ya, Nerelisin? diye. Bundan sonra karşılaştığımız her 10 kişiden biri Suriyeli’yim diyecek. Bilginiz olsun. En az Suriyeli’nin bulunduğu illerimiz ise Artvin 67, Bayburt 54, Tunceli de ise 52 Suriyeli varmış. Bu arada Suriyeliler’in olmadığı bir ilimiz de bulunmuyormuş. 31 Aralık 2021 tarihine göre TÜİK tarafından Türkiye’nin nüfusunun 84 milyon 680 bin 273 olduğu açıklanmış. Geçici koruma altına alınan kayıtlı Suriyelilerin Türk nüfusuna oranı ise ülke genelinde yüzde 4,24. Tabi bu oranın her gün arttığını unutmamakta fayda var.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 31 Aralık 2021 tarihi itibarıyla toplam 193 bin 293 Suriyeli’nin Türk vatandaşı olduğunu açıkladı. 4 Şubat 2022 tarihinde ise İçişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Çataklı tarafından yapılan açıklamada, ülkesine dönen Suriyeli sayısının 484 bin 400 olduğu açıklandı. Yani bunca sürede Türkiye de 754 bin Suriyeli bebek doğarken, 484 bin Suriyeli Suriye’ye geri dönmüş.

Ülkemizde Suriyeliler’in haricinde de, 31 Aralık 2021 tarihinde TÜİK tarafından geçerli bir adres beyanında bulunan ikamet ya da ikamet izni yerine geçen kimlik belgesine sahip kişilerle, çalışma iznine sahip olan yabancı sayısının toplamının 1 milyon 792 bin 36 olduğu açıklanmış. Resmi rakamlara göre 84 milyon nüfuslu ülkemizde yaklaşık 5 milyon 550 bin yabancı var. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Haziran 2021’de yapılan açıklamada, 2021-2022 Eğitim-Öğretim döneminde üniversitelerde okuyan Suriyeli öğrenci sayısının 48 bin 192 olduğu belirtilmiş.
Yine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 8 Haziran 2021 tarihinde yapılan açıklamada anaokullarında 35 bin 707, ilkokullarda 442 bin 817, ortaokullarda 348 bin 638 ve liselerde de 110 bin 976 Suriyeli öğrencinin eğitim gördüğünü açıklamış. Toplamda 771 bin 428 Suriyeli çocuk Türkiye de eğitim hayatına devam etmekteymiş. Milli Eğitim Bakanlığı, Eğitim çağında olup okula gitmeyen Suriyeli çocuk sayısını ise 432 bin 956 olarak açıklamış.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 31 Mart 2019 tarihinde, yani üç yıl önce yaptığı açıklamaya göre ise, Türkiye’de çalışma izni verilen Suriyeli sayısını 31 bin 185 kişi olarak açıklamış.
Ticaret Bakanlığı tarafından 26 Şubat 2019 tarihi itibarıyla yani yine üç yıl önce yapılan açıklamaya göre ise, en az bir ortağı Suriye uyruklu olan şirket sayısının 15 bin 159 olduğu açıklanmış. Muhtemelen geçen üç yıl içerisinde en az üç kat artmıştır.

Tabi bu rakamlar resmi rakamlar.

Resmi olmayan rakamlar hakkında pek çok verinin ortalıkta dolandığını da hepimiz biliyoruz.

Suriyeliler Türkiye ikamet ediyor. Her ne kadar, Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği’nden destek geldiği ifade edilse de önemli olanın sadece para olmadığını tüm dünyada biliyor. Türk milleti olarak bizde biliyoruz. Suriyeli göçmenlerin ülkemizde neden, niçin, nasıl ve ne amaçla bulunduğu ya da birileri tarafından bulundurulduğu konusu oldukça derin analiz edilmesi gereken bir konu. Teknik ve stratejik boyutları açısından çok yönlü bir inceleme konusu. Suriyelilerin ülkemiz için en olumsuz yönü, ülkemizin demografik yapısına verdiği zarardır. Demografik yapılar ülkeler için hayati önem taşır. Toplumun sosyal, kültürel, maddi ve manevi bütün kurumları bu yapı üzerinden kurgulanır ve yürütülür. Ülkesel kaynakların kullanımı, ülkedeki siyasal ve toplumsal olayların yön almasında demografik yapılar belirleyicidir. Toplumun refahı, eğitimi, kültürü, ilerlemesi, gelişmesi demografik yapıyla doğrudan alakalıdır. Devletin ekonomik, askeri ve siyasi gücü, caydırıcılığı da bu yapının etkisi altındadır. Bu nedenle gelişmiş ülkelerin tamamı demografik yapının ülke için işlevini düzenlemek, buna göre tedbirler almak, hedeflemeler yapmak için çabalarlar. Dış göçler de ülkelerin demografik yapısını bozan en önemli sebeplerden biridir. Avrupa Birliği’nin Suriyeliler için “Biz para verelim Avrupa’ya göndermeyin”  telkinlerinin altında yatan gerekçe de ülkelerini koruma çabalarıdır. Göçler, yeni maliyetler, ek külfetler ve maddi manevi bedeller getirir. Savaş dönemlerinde insani olarak elbette özellikle kadın ve çocuklar korunabilir. Ancak ülkelerinde savaş bittiyse, bayramlarda ve sair zamanlarda ülkelerine gidip gelebiliyorlarsa, bu işin boyutu farklı değerlendirilmelidir.

pandemi-doneminde-yasanan-stres-sac-sagligi-sorunlarini-artirdi

Stres yönetimi ve çocukluk bağlantılı mı?

Aday aranıyor!