Amatöre de PCR yapılmalı, belediyeler seferber olmalı

Metin AYDINOĞLU
8 Eylül 2020

Başa döndük yine, hatta en baştan daha kötü, zor, kritik durumdayız. Hala hastalığın, salgının farkında olmayan, küçümseyen, maske takmasını bile beceremeyenler olduktan sonra, önlem almışsın neye yarar, kimin umurunda ki? Büyük cezalar, ağır yaptırımlar getirilmeli, şart oldu. Adına süper denen ligleri başlatıyorlar yine, amatör branşları da başlatmaları da gündemde. Profesyoneller her maç öncesi testten geçiyor, amatöre gönül verenler ne yapacak peki? Onları düşünen var mı? 2. Lig, 3. Lig, BAL ne olacak? Süper Lig’deki tarama giderlerini kulüpler mi, TFF mi, Sağlık Bakanlığı mı karşılıyor, bilmiyorum. Amatör kümeler ne olacak ?

AMATÖR 300 TL VEREMEZ Kİ

Amatördekilere de PCR testi yapılması gerek, peki onu kim karşılayacak. 250 TL ila 300 TL civarında, kulüplerin çoğunluğu karşılayamaz, amatör sporcular bireysel ise mümkün değil her hafta yaptıramaz, ne olacak peki? Belediyelere büyük iş düşecek. Test yapılmadan sahaya çıkmalarına izin vermek, paraşütsüz ‘atla aşağıya’ demek gibi bir şey. Çok sevdiğim bir Kızıldereli atasözü var yazayım, tam zamanı; ‘Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak’. Anlayan, uygulayan kaç kişi var beri gelsin, üç beş kişi o kadar. Bu Kızılderili atasözü halen geçerliliğini korurken, benzeri bir sözü gündeme getirmek istiyorum.

SON İLAÇ TÜKENMEDEN

‘Son yoğun bakım ünitesinde yer kalmadığında, son hastane dolduğunda, son sağlık emekçisi de hastalığında, son ilaçlar tükendiğinde, son aşı yetmediğinde, kalmadığında, bulunamadığında, kendi yakınlarını birer birer kaybetmeye başladıklarında, korona virüsün ne kadar salgın, bulaşıcı ve de ölümcül bir hastalık olduğunu anlayacak beyaz adam, iş işten dünya bile pes ettikten sonra’ diye yazasım geldi, yazdım. İşin garip tarafı canını sıkan biri olunca, bir şey yapılınca ona göre, kendi çapında, yan bakan filan olunca aniden celallenen yurdum insanı, kendi canını hiç düşünmüyor. Kadercilik, filan da değil bu, sahte hayata önem vermeme tavırları. Bir kez geleceksin bu dünyaya. Yanlış, kendileri kaybettiği gibi, yakın çevresine herkese zarar veriyorlar. Umarım anlamak için, kendi yakınlarını kaybetmezler.

NEVZAT AĞABEYİM, EFSANEM

Yine üzüntülü günlere girdik umarım sonucu iyi olur, sağlığına kavuşur da taburcu olur. Daha Bombacı Halil, Halil Kiraz ağabeyimizi kaybetmenin acısı devam ederken, takım arkadaşı, Göztepe’nin efsane kadrosunda birlikte ter döken İngiliz Nevzat lakaplı Nevzat Güzelırmak, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Nefrolojik sıkıntıları olan Nevzat ağabeyimizin tedavisi ile bir Göztepe sevdalısı olan Prof. Dr. Tayfun Kirazlı hocamız yakından ilgileniyor. Hastaneden taburcu olduğundan veya tedavisi sürerken bu yazımı gösterip okursa diye heyecanlanıyorum, amme hizmeti veriyoruz aynı zamanda. Sizi çok seviyorum, seviyoruz Nevzat ağabey, ellerinizden öpmüş kabul edin malum ziyaret yasak, pandemi de var, bekliyoruz, maskelerimizle görüşmek üzere.

MHK ÜYESİNE LİSANS İPTALİ Mİ ?

Çok yazıda mail, ileti, not geliyor, sanal alemden. Bazen hangisini okuyacağımıza, hangisinin doğru olduğuna inanamıyor, tereddütte kalıyor insan. Aynen şöyle yazıyor mesajda; ‘TFF Yönetim Kurulu 10 Eylül’de yapacağı toplantıda Zekeriya Alp MHK’sında görev yapan üyelerin görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle lisans iptallerini görüşecek’. Şoktayım, MHK üyeliğini bir hizmet yeri olarak bilirim. Görevini kötüye kullanmak da ne demek allasen. Hiç öyle şey olur mu ? Torpile prim tanımak, yalakayı, ispiyoncu yalancıyı baş tacı etmek, Türk hakemliğine hizmet edasıyla adam kayırmak, hak etmeyeni bir yerlere getirmek, hak edeni bir kalemde silmek, kartvizite karşı düğme iliklemek, kulüp istemedi diye hakemlerini ansızın görevden alıp zan altında bırakmak, görevinin kötüye kullanmak ise. Ooohooo memlekette MHK üyesi kalmaz ki. Bu satırların yazarları neler gördü neler, biliyorum, yaşadım, eminim ama, ispatla deseler neyi göstereceğim ki. 10 Eylül gelsin de bakalım neler olacak, kalın sağlıcakla.

Türk Edebiyatının karanlık son 33 yılı – 11

Gurbet Kuşları romanında 6-7 Eylül olayları