Atatürk’ü anlamadık, sadece ezberde tuttuk! 

Vahap DABAKAN
12 Kasım 2020

Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü 82. ölüm yıldönümünde rahmet, minnet ve saygıyla andık. “O gün 10 Kasım saat 09.05 geçiyordu. Türkiye de yağmur yağmıyordu ama her taraf ıslaktı. Ahmet ne güzel yazmış…”
10 Kasım öncesi ve sonrası iki gün boyunca herkes gönülden Atatürkçüydü. Sosyal medyaya baktığımda herkesin profil resmini değiştirdiği; ‘Atam izindeyiz’, ‘Seni özlüyoruz’ gibi duygusal laflarla kim en güzel Atatürk fotoğrafını paylaşacak yarışında olduğunu görüyorum…
‘Geriye kalan 364 gün bu insanlar neden Atatürkçü olduklarını hatırlamıyorlar’ diye beyin fırtınası yapıyorum. 10 Kasım Saat 09.05’te siren öttüğünde uyuya kaldığım yataktan fırladım. O uzun iki dakika boyunca aklımdan bunları geçirdim…
Gerçekten Atatürkçü müyüz?
Sezgin Kızılçelik’i “Atatürk’ü Doğru Anlamak” kitabında okumuştum, Türkiye’de her düşünceye uygun bir Atatürk posteri kullanıldığını yazmıştı. “Herkes kendi düşüncesine uygun bir Atatürk portresini odasına ya da binasına astığını yazıyor Sezgin Hoca. Misal milliyetçi muhafazakâr kesim, Atatürk’ün Osmanlı Ordusu Subayı olarak çektirdiği fotoğrafı asıyor. Diğer taraftan alkollü içki ile arası iyi olanlar Atatürk’ün elinde rakı kadehi ile olan bir resmi odalarının başköşesine asmayı uygun buluyorlar. Daha kapitalistler, Atatürk’ün fraklı fotoğrafını tercih ediyorlar. Köylü, çiftçi kesimi kasket ve kahverengi tonlarındaki kıyafetlerini tercih ediyorlar Atatürk’ün. Sezgin Kızılçelik, daha birçok sayabilirim” diyordu…
Asım Aslan, “Sömürülen Atatürk ve Atatürkçülük” adlı kitabında, Atatürkçüleri 12 sınıfa ayırmış. Atatürk’ün özdeyişlerini ezberleyip yineleyenlere, ‘Papağan Atatürkçü’, yalnızca ulusal gün ve bayramlarla Atatürkçülüğü hatırlayanlara ‘Tören Atatürkçüleri’, Atatürk tüccarlığı yapanlara ‘Ticaret Atatürkçüleri’, sadece kravat ve papyon takmayı, batılılar gibi giyinmeyi Atatürkçülük sayanlara ‘Gardırop Atatürkçüleri’ Atatürk düşünce sistemini ve eylemlerini kendi tekelinde görüp onu tabulaştıranlara ‘Tekelci Atatürkçü’, Atatürk’e karşı oldukları halde Atatürk’ü sever gibi görünen sahtekârlara ‘Atatürk Düşmanı Atatürkçü’ ve hükümetler değiştikçe Atatürkçülük düşüncesi değişenlere de ‘Siyasi dönem Atatürkçüleri’ adını vermiş.
Biz Atatürk’ü anlamaktan çok Atatürk’ü ezberlemeyi başardık. Bunda şüphe yok. Her özdeyişini bilir, her fırsatta da İnstagram ve Facebook hesabımızdan buğulu bir Atatürk fotoğrafı ile paylaşmayı da öğrendik. Peki, Atatürk’ü anlamayı, daha da ileriye gitmeyi, doğru anlamayı başardık mı? Şüphesiz ki hayır…
Asım Aslan bir diğer Atatürkçü kategorisi olan ‘Moda Atatürkçüsüyüz’ şu günlerde galiba. Mesela ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ özdeyişinin hangi dönemde, neden söylendiği, ne anlama geldiği, hangi politikaya hizmet ettiğini hiç düşünen oldu mu?
Sanmıyorum. ‘Herkes Türk tür ve mutludur, Halbuki etnik olarak son derece zengin ve karmaşık bir coğrafya olan Anadolu’da bir devlet kurulduktan sonra o topraklarda bir ulus oluşması için söylenmiş bir sözdür ve o topraklarda yaşayan Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gayrı Müslime ortak bir kimlik, bir aidiyet yaratmak için söylenmiştir. Evet, çarşafı ilk biz attık. Latin alfabesine çok hızlı geçtik. Atatürk’ü anlamadan ezberlediğimiz gerçektir…
Böyle bir söz, azınlıktan cemaate, cemaatten topluma, toplumdan devlet kurmuş bir halka evirilmiş. Atatürk’ün bu sözünü anlamamış olduğumuzu göstermez mi?

“Kültürel araştırma yetmez, eğitim ve istihdam da şart”

Gelen ağam, giden paşam!