Ayvalık’ta yaşanan felakette iklim değişikliğinin rolü

ayvalikta-hasar-buyuk
Bülent ÖZGEN
7 Haziran 2021

Ayvalık’ta balıkçı barınağı sorundur. Önceki dönemlerde başvuru olmamış, atlanmış… Sonuçta barınak için başvuru bu dönem çeşitli şekillerde yapıldı. Barınak sorunu vardır, açık! Fakat yüzlerce ağaç yıkıldı, barınak yok diye mi? İklim değişikliği bilincini oluşturmamız, tedbir almamız gerekir. Büyük resme bakmak lazım. Dünyada, kentler, şehirler, ülkeler birleşti. Bu kapsamda Ayvalık’ta iklim değişikliği farkındalığını yaratmak için parti ilçe başkanlıklarından, sivil toplum kuruluşlarından, akademisyenlerden, çevre derneklerinden görüş alarak bu yazı dizisini hazırladım. Bu ilk bölümdeki görüşler akademisyenlerden, Ayvalık Tabiat Platformu’ndan oluşmaktadır.

Ayvalık’ta balıkçı barınağı gerçeği: Dünyanın ve Türkiye’nin iklim değişikliği tehdidiyle karşı karşıya olduğundan “Önümüzdeki yıllarda etkisini çok daha derinden hissedeceğimiz iklim değişikliğiyle hepimiz mücadele etmek zorundayız. En son 21 Mayıs 2021 günü sabah 06.30’da başlayan saatteki hızı 80-110 km hızı bulan şiddetli fırtınada 56 özel, 10 gezi teknesi, 14 profesyonel balıkçı ruhsatlı balıkçı teknesi tamamen zarar gördü. Yıllardır Ayvalık’ta balıkçılık ile geçimini sağlayan vatandaşlarımıza ve özel ya da ticari tekne sahiplerine, balıkçı barınağı ya da mendirek yapılacağının sözü verilip tutulmamıştır. Ayvalık sert rüzgarları bakımından oldukça tehlikelidir. Bu işin şakaya gelmediği yaşanan felaketle bir kere daha görüldü. Maddi ve manevi olarak vebal büyüktür. Balıkesir Ayvalık Namık Kemal Mahallesi, 912 ada, 42 parselde bulunan, Maliye Hazinesi adına kayıtlı 23.720 metrekarelik gayrimenkul, mevcut imar planına göre balıkçı barınağı alanında yer almaktadır. Değişikliğe göre ise bu gayrimenkulün bir kısmı ”Özel Güvenlik Bölgesi” (Sahil Güvenlik) olarak belirlenmiştir. Yapılacak değişiklik, öncelikle Cunda Adası’nın vasfına uygun düşmeyecektir. İmar değişikliğine konu alan 3361 Sayılı Kıyı Kanunu’na göre yapılanmanın yasaklandığı bölgelerdendir. Ayrıca 3. derece sit alanı vasfında olan gayrimenkulün üzerine bu büyüklükte bir yapı inşa edilmesi koruma kararlarına da aykırılık teşkil eder. İlçe genelindeki bina yapılaşmasına aykırılık yaratacak nitelikteki binanın, Cunda Adası’nın tarihi ve doğal dokusu ile bağdaşmayacağı da başka bir gerçektir.

Ayvalık’ta bir tane balıkçı barınağı var. Hem bu felaket balıkçı barınağı olmadığı için geldi, deniliyor hem de mevcut elden çıkarılmak isteniyor. Bu çelişki değil mi? Zaten iklim değişikliğinin etkisinden de söz eden yok.

AKADEMİSYEN GÖRÜŞLERİ

İTÜ Meteoroloji ve Afet Yönetimi’nden Prof.Dr. Miktad Kadıoğlu:

İl ve ilçe belediyeler vakit geçirmeden iklim değişikliği dairesi/şubesi kurarak bir an evvel iklim değişikliği eylem planlarını yapmaları gerekmektedir. Kaybedilecek zamanımız bulunmamaktadır. İlçe belediyeleri her ne kadar büyükşehir belediyeleri ile eylem planları için koordineyi esas alsalar bile kendi ilçesine ait iklim değişikliği eylem planını ayrı yapmak zorunda. 5993 sayılı kanun ve yayınlanan Resmi Gazete’de hiçbir şekilde ilçe belediyeleri iklim değişikliği eylem planı yapmıyacaktır denilmiyor. Aksine Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum, yerel yönetimlerce iklim değişikliği eylem planı yapılmalıdır diye görüş bildirmişlerdir.

İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr.Orhan Şen:

Küresel ısınmanın en önemli sonucu iklim değişimidir. Bahse konu değişim, her ülkeyi aynı şekilde etkilemeyecektir. İklim değişimi, yıkıcı etkisini 21. yüzyılda artarak sürdürmektedir.

Türkiye’de de “Afet Risk Yönetimi Stratejisi” ile birlikte “İklim Değişikliğine Uyum”, artık tüm politika, plan ve programlarda “İklim Risk Yönetimi” adı altında bütünleşik bir şekilde ele alınmalıdır.

Şehirlerdeki altyapı ve imar projelerinin, artan doğal afetler de göz önünde bulundurularak güncel şekilde düzenlenmesi gereklidir. İklim değişimlerinin neden olduğu kuraklık, sel, şiddetli fırtınalar ve deniz seviyelerinin yükselmesi sonucunda yerleşim yerleri zarar görmekte ve birçoğu yaşanamaz hâle gelmektedir.

İklim değişikliğine karşı alınabilecek önlemler:

Dere yataklarının ıslah edilip bölgelerin imara kapatılması gerektiğine dikkati çekerek heyelan, sel ve çığ yataklarındaki yerleşimler en kısa zamanda daha uygun yerlere taşınmalıdır. Bu sayede muhtemel riskler ortadan kalkacaktır. Islah çalışmaları yapılan alanlarda kesinlikle imara izin verilmemeli, dere yataklarındaki yapılaşmalar ise güvenli bölgelere taşınmalıdır.

Limnolog Dr.Erol Kesici (E): Süleyman Demirel Üniversitesi, Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Su Enstitüsü kurucusu. TTKD Bilim Kurulu üyesi.

İklim değişikliğine karşı mücadelede atılması gereken ulusal düzeydeki adımların yanında yerelden atılacak adımların değişimi hızlandıracağına; kentlerin gelecek kuşaklara yaşanır halde taşınmasının yolu kentin nasıl inşa edileceği konusunda verdikleri kararlara bağlıdır.

Bu sebeplerle ‘iklim için kentler’ diyerek yerel yönetimlerin; öte yandan kentler iklim değişikliğine karşı mücadele için de önemli fırsatlar barındırıyor. Nasıl bir gezegende yaşamak istediğimiz ve nasıl bir gelecek arzuladığımız, yaşam alanlarımızı, kentlerimizi nasıl inşa edeceğimizle ve dönüştüreceğimizle de yakından alakalıdır. Yerel yönetimler de oluşturacakları iklim eylem planlarıyla;

Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanında atacağı adımlarla fosil yakıt bağımlılığımızı azaltabilir.

Kent ulaşımında toplu taşımaya, yaya ve bisiklet ulaşımına öncelik vererek kentleri araba odaklı olmaktan kurtarabilir.

Kentin içinde ve çeperinde kalan yeşil alanları koruyabilir, nefes alacağımız yeni yeşil alanlar oluşturabilir.

Sürdürülebilir ve çevreci bir katı atık yönetimi sayesinde ortaya çıkan hava, su, toprak kirliliğini engelleyebilir. Deniz kıyı ve işgallerine hangi amaçla olursa olsun son verilmesine katkı sunabilirler.

İvedilikle iklim değişikliğine karşı mücadeleyi stratejik planlarına almalarını,

İklim değişikliğine karşı azaltım ve uyum başlıklarını kapsayan iklim eylem planlarını hazırlamalarını,

Yapılacak iklim eylem planlarının kente yaşayanlar, kurumlar arası işbirliğine açık ve katılımcı şekilde hazırlanabilirliğinin büyük bir önem arz ettiği belirtilmektedir.

Kocaeli Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Çevre Yük. Müh. Sait Ağdacı:

Atmosferdeki sera gazı artışı bu hızla giderse sıcaklığın 2060 yılında 4°C artacağı öngörülmektedir. Türkiye, Paris İklim Anlaşması’nı ilk imzalayan ülkelerden biri olmasına karşın, Sudan, Andorra, İran, Libya gibi onaylamayan 10 ülkeden biridir. Son 20 yılda tüm ülkeler sera gazı emisyonlarını azaltırken Türkiye de sera gazı emisyonu %140,1 oranında artmıştır. İklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye de gelmektedir.

Özellikle Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde, Konya havzasında büyük çapta susuzluk yaşanacak ve tüm diğer ülkelerde olduğu gibi sel, kasırga, hortum gibi doğa olaylarında artış olacak ve olmaktadır da… Türkiye de son yıllarda bugüne kadar görülmemiş oranda hortumlar ve sel olayları görülmektedir.

En son yaşanan Sığacık, Seferihisar, Bodrum ve Ayvalık’ta yaşanan fırtına, küçük çapta tsunami bunlardan bazılarıdır. Barınak olmuş olsa dahi teknelerin hasar almasını, (nasıl ki Sığacık Marina, Çeşme Marina, Marmaris Marina’daki yatları koruyamadığı gibi) engelleyemez idi. Belki de daha fazla hasara yol açabilecek idi.

Ayvalık Tabiat Platformu Sözcüsü Nebahat Dinler:

İklim kriziyle mücadelede yerel yönetimlere de büyük görev düşüyor. Ayvalık Tabiat Platformu olarak kentimizin ekolojiyi önceleyen, bir bütün olarak emeğin, doğanın ve tüm canlıların haklarını gözeten, cinsiyetçi ve türcü olmayan, bir yerel yöneticilik anlayışıyla yönetilmesini istiyoruz. Bu amaçla Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Ayvalık Belediyesi’ne daha önce ilettiğimiz taleplerimizi şöyle sıralayabiliriz:

·Ekolojik bir belediyecilik anlayışıyla yola çıkarak, yaşamı sadece insan odaklı gören yaklaşım yerine, doğadaki tüm canlıların yaşam haklarını savunan ve bunu uygulayacak olan bir yaklaşımın benimsenmesi,

·Vakit geçirilmeksizin iklim eylem planlarının hazırlanarak uygulamaya geçilmesi,

· Enerji verimliliği ve tasarrufu ile ilgili çalışmaların yapılması,

· İlçemiz ve çevresinin doğasını, denizini yok edecek olan balık çiftliklerine, madenlere, taşocaklarına, RES, JES, sanayi tesislerinin atıkları ve diğer tüm olumsuzluklara karşı durulması,

·Su havzalarını korunması, madencilik faaliyetleriyle tüm yeraltı ve yerüstü sularının kirlenmesinin önüne geçilmesi. Yağmur hasadı için örnek çalışma yürütülmesi,

·İç denizimizin temizlenmesi ve canlı yaşama tekrar kavuşturulması için her türlü önlemin alınması,

·Acilen kanalizasyon sisteminin yenilenmesi ve Ayvalık Arıtma Tesisi’nin ileri arıtma sistemine çevrilerek çalışır hale getirilmesi,

· Musluklarımızdan içilecek kalitede su akmasının sağlaması, halkın pahalı içme suyuna yönelmesinin önüne geçilmesi, içme suyu altyapısının yenilenmesi, sokak çeşmelerinin tekrar açık hale getirilmesi,

·Nikita ve Laka derelerinin temizlenerek, hem derelerimizin hem de denizimizin (Körfez’in) kanalizasyon ve sanayi atıklarıyla kirletilmesinin önüne geçilmesi,

· Kötü yakıtlar nedeniyle günden güne bozulan havamızın temizlenmesine önem vererek, yakıtların kontrolünün yapılması,

·Kentimizi dumana ve pis kokuya maruz bırakan pirina işletmelerine yönelik gerekli önlemlerin alınması,

· Kapatılan vahşi çöp depolama alanlarının rehabilite edilmesi,

· Şehir ulaşımında çevreci ve toplumcu çözümler benimsenerek, toplu taşımada yaşanan sorunların giderilmesi. Karbon salınımını azaltmak için bisiklet yollarına ve kent içinin yayalaştırılmasına önem verilmesi,

·Atıkların azaltılması için gerekli çalışmaların yapılması, katı atık yönetim planı uygulanması, atıkların ayrıştırmasının ve geri dönüşümünün sağlanması,

·Ayvalık Adaları Tabiat Parkı, doğal sit alanları ve mahalli sulak alanlarımızın korunması, moloz ve çöp dökümünün engellenmesi,

·Sokak hayvanları için bakım merkezi kapasitesinin çoğaltması,

· Tohum takas şenliği ve ücretsiz fide dağıtımı gibi etkinlikler düzenlenerek doğal mirasımıza, tohumlarımıza ve yerel üreticilerimize sahip çıkacak projelerin oluşturulması, köylü pazarının yeniden hayata geçirilmesi

· Katılımcı bir belediyecilik anlayışını benimsenerek; çevre sorunlarının çözümü için çalışma yapan, mücadele eden sivil toplum örgütleriyle ve Ayvalık halkıyla dayanışma içinde olunması.

Biz hükümetlerden ve karar alıcılardan iklim krizini durduracak acil önlemler almalarını, Paris İklim Anlaşması’nı imzalamalarını, yerel yönetimlerin acil önlemler için harekete geçmelerini bekliyoruz. İklim krizine karşı boş vaatler istemiyoruz!

Sonuç olarak, iklim değişikliği ile mücadele lafla olmaz, icraatla olur. İklim değişikliğinin sektör bazındaki etki analizi, risk belirleme toplantıları, yerel yönetim personelinin ve halkın eğitimi, sera gazının emisyonun azaltılması, deniz suyunun sıcaklığının ölçülmesi, belediye bünyesinde iklim değişkiliği şubesinin teşkil edilmesi, bina envanterleri gibi çalışmalardan hangisi yapıldı.? Bu işin şakaya gelmediği yaşanan felaketle bir kere daha görüldü. Maddi ve manevi olarak vebal büyüktür.Ayvalık’ta yaşanan iklim değişikliği yazımın 2’nci kısmında ilçedeki siyasi partilerin görüşleri ile genel olarak yaşanan felaketin bir daha yaşanmaması için alınacak tedbirlerden söz edilecektir.

“Sağlık Temalı”EXPO’ya talip olmalıyız!

Nüfusu Türkiye’den beş kat az, tarım ihracatı beş kattan fazla bir ülke: Hollanda