“Başkaldıran atların ressamı”

Mazlum VESEK
20 Ekim 2020

Türkçe’nin dünya çapında kabul edilen şiir dehası Nazım Hikmet’in “Avni’nin Atları” şiirine bir bakalım.

Bu atlar Avni’nin atları
Kuvayi Milliye atları
Kara yamçı altında ak sağrı dolgun
Titrer burun kanatları
Bu atlar Avni’nin atları

Nazım Hikmet’i çizimlerine hayran bırakan bu atların ressamı Avni Arbaş’tan başkası değil. Bu atları aslında başka bir yerden de tanıyoruz. Yaşar Kemal’in İnce Memed romanının kapağındaki çizimler de Arbaş’a ait. İnce Memed’i görkemli bir eser kılan bir nokta da “Avni’nin Atları” değil midir?
16 Ekim 2003’te Foça’da vefat eden Arbaş, ilköğrenimine babasının görevi nedeniyle bulunduğu Aydın’da başladı. İlk resim öğretmeni sayılabilecek babasının 1929 yılında Sivas’ta ölümü üzerine annesi ile birlikte geldiği İstanbul’da Galatasaray Lisesi’ne kayıt oldu. O günün Galatasaray Lisesi öğrencileri ve günümüz ressamları Cihat Burak ile Selim Turan’la birlikte asker ressamlardan Mehmet Ali Bey’in öğrencisi oldu. Dönemin akademi hocaları İbrahim Safi ile Naci Kalmukoğlu’nun atölyelerinde çalıştı. 1937 yılında şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi olan dönemin Devlet Güzel Sanatlar Akademisi orta kısmına girmek üzere Galatasaray Lisesi’nden ayrıldı. İbrahim Çallı ve Leopold Levy’nin atölyelerinde çalışan Arbaş, Akademi’de kaldığı dokuz yılın son dönemlerinde Devlet Resim ve Heykel Sergileri’ne katıldı. 1946 yılında okulu bitirdikten sonra; dönemin Maarif Vekili (Millî Eğitim Bakanı) Hasan Ali Yücel’in çabalarıyla düzenlenen “Yurt Gezileri”ne katılarak Siirt’e gitti.

Fransız Hükümeti’nin bursu ile Paris’e giden sanatçı 1951 yılında Türkiye’de Maya Galerisi’nde, 1954 yılında ise Paris’te Mahmut Makal’ın “Bizim Köy” adlı kitabından esinlenerek yaptığı çalışmaları ile ilk sergilerini açtı. 1943 yılında evlendiği eşi Zerrin’in ölümü üzerine 1958 yılında Henriette Lapouge ile ikinci evliliğini yaptı. 1966 yılında Henri Montherlant’ın 3. cildini onbeş Litho (Taş baskı) çalışmasıyla resimledi.

Fikret Mualla, Hakkı Anlı, Abidin Dino, Selim Turan, Remzi Raşa, Nejat Devrim, Mübin Orhon ve Albert Bitran ile beraber Paris Türk Ekolü pentür sanatçılarındandır.

1977 yılında Türkiye’ye döndü, ancak; askerliğini yapmadığı gerekçesiyle vatandaşlığını kaybettiğini öğrenince sıkıntılar yaşadı. Verdiği mücadele sonunda vatandaşlığını yeniden elde etti. Bu dönemde ağırlıklı olarak Mustafa Kemal portrelerinin yanı sıra, “İstanbul” ve “Boğaz” konulu yapıtlar üretti. Paris’te iken zaman zaman Paris’e uğrayan Nâzım Hikmet’in karakalem portrelerini de çalışan sanatçı, 2003 yılında kansere yenik düşerek; yaşamını sürdürdüğü İzmir’in Foça ilçesinde 84 yaşında öldü.
Yazının başlığını Yaşar Yılmaz’a borçluyum. Arbaş’la yaptığı nehir söyleşi kitabına verdiği isimdir. “Başkaldıran Atların Ressamı”nı saygıyla anıyorum.

ifaya-tesekkurler-vefa-dolu-bir-gundu

İFA’ya teşekkürler, vefa dolu bir gündü

Dizin mi var derdin var!