Batı kültürü “kontrolcü” Doğu kültürü “kaderci”

Zeynep TANYERİ
21 Aralık 2022

Doğu ve Batı kültüründe yaşayan insanların “çaresizlik” anlayışı çok farklıdır. Batı kültürü daha çok “kontrolcü”, Doğu kültürü daha çok “kaderci”dir. Hayatını kontrol etme güdüsüyle yetiştirilen bir Batılı, bunu ideal yaşam durumu olarak kabullenir ve bir gün hayatı üzerindeki kontrolünü kaybettiğinde, hemen denetimi eline almak için yoğun bir çaba içine girer. Çok sayıda denemeden sonra istediğine ulaşamazsa bir çeşit depresyon olan “öğrenilmiş çaresizlik” halinde yaşar.

Doğu toplumlarının hayata dair kültürel varsayımları ise tam tersinedir. Doğu, doğanın kontrolüne değil, kaderin yaptığı kariyer planına teslim olmaya inanır. Kendisini olayları kontrol etmeye adamak yerine, olayların akışına bırakmayı seçmiştir. Bir yaprak misali oradan oraya savrulurken, kaderinin götürdüğü yere gitmekten korkmaz. Hayatını etkileyen olayların kendi kontrolünden çıkması Batı insanı için kâbus, Doğu insanı için dümeni kadere bırakmaktır.

Kader inancı” ve “kadercilik”

Doğu kültüründe yaşayanlar hayatını kontrol edip, seçimleriyle geleceğini istediği gibi biçimlendireceğine de çok fazla inanmazlar. Bu nedenle hayat maçına fazla asılmaz, yaşarken topa gelişine vururlar. Doğu insanı kaderin dekoderini bulmuş, hayatı kendince çözmüştür. “Her şey olacağına varır”, “Başa gelen çekilir” ya da “Kısmetse olur kısmet değilse olmaz” diyerek yaşadıklarına razı olur, hayatını değiştirmek için çaba harcamaz.

İslam dininin “kader inancı” ile Doğu kültürünün “kadercilik” anlayışı aynı şey değildir. Kadercilik anlayışı kader inancından önce de vardı! Kader inancında, kişi elinden gelenin en iyisini yaptıktan sonra sonucu Allah’ın takdirine bırakır. Kural, “Gayret bizden, takdir Allah’tandır.” Kadercilik anlayışında ise kişi, elinden gelenin en iyisini yapma işini de Allah’a havale etmiştir! Kural, “Saldım çayıra Mevlam kayıra”dır.

Düşünün bakalım, yaptığımız veya yapacağımız işlerin her aşamasında içinde “Allah” geçen bir kelime kullanırız?

İşe başlamadan önce “İnşallah” deriz.

İşe başlarken “Bismillah” deriz.

İşi yapmaktan vazgeçeceksek “Eyvallah” deriz.

İşi coşkuyla yapmak istediğimizde “Ya Allah” deriz.

İşi ölümüne bir kararlılıkla yapmak istediğimizde “Allah

Allah” deriz.

İşi yaparken bir şeyler ters gitmişse “Fesuphanallah” deriz.

İşi nezaketle yaparken “Estağfurullah” deriz.

İşi başarıyla sonuçlandırmışsak “Maşallah” deriz.

İşi başarısızlıkla sonuçlandırmışsak “Hay Allah” deriz.

Bunlar sadece birkaç örnek… İslam ve Doğu kültürüyle harmanlanmış toplumumuzda hayatımızın her aşaması için bunlara benzer pek çok örneğe rastlayabiliriz.

Sağlıcakla kalın…

godot

Godot’yu Beklerken’in yaratıcısı: Samuel Beckett

Kılıçdaroğlu hak ediyor