Ben “demiştim” yazısı

İbrahim AKBULUT
23 Kasım 2019

Aşağıdaki yazıyı yazalı 3 ayı geçmiş…

Bakın, 17 Ağustos tarihinde, giderek yaygınlaşan “hobi bahçeleri” konusunda neler söylemişim…

…..

Memlekette kendi sebze ve meyvesini üretmeyi hayal etmeyen neredeyse kalmadı.

İnsanlar haklı.

Bir tarafta fiyatlardaki anormal yükselişler, bir taraftan satın alınan ürünün kalitesinden duyulan şüphe başka çare bırakmıyor.

Kiminle konuşsam, “nerede o eski domatesler” yakınmasını duyuyorum.

Ya da, “ilaç kokan sebzelerden bıktık artık…” sözlerini.

Sizin anlayacağınız iki ucu boklu değnek bir durum var ortada.

Hem fiyatlar yüksek, hem de sağlıklı değil.

Bu iki nedenden dolayı toplumda “kendi gıdasını üretme isteği”, diğer bir deyişle “hem sağlıklı hem ucuz” beslenme arzusunun yükselmesi ortaya yeni moda çıkardı.

Bu akımla birlikte sosyal medyada “satılık hobi bahçesi” patlaması başladı.

Menderes’te, Seferihisar’da, Kuşadası’nda ve daha bir çok yerde pek çok tarım arazisi bu yolla müşteri arıyor.

Bu hobi bahçeleri modasının ilk dönemlerinde satılan parseller aşağı yukarı 1 dönüm civarındaydı.

Şimdi bakıyorum da bazılarında 250 metrekareye kadar düşmüş.

Bunda ne var diyeceksiniz?

Bu ne demek biliyor musunuz?

Tarım arazilerinin kentleşmesi demek.

Bu tür duyuruları dikkatlice incelerseniz bunu daha iyi görebilirsiniz.

Adamlar bahçeleri pazarlarken, buralarda prefabrik yada konteyner yaşam alanı kurmaktan söz ediyor.

Bir anlamda buralara 2. konut vizesi veriyor.

Peki, sözü edilen alanlarda alt yapı mevcut mu?

Mevcutsa da ne kadar sağlıklı?

Belli değil.

Zaten planlama sırasında açılan yollar yüzünden güzelim tarım arazilerinin büyük bölümü yol, sosyal tesis v.s. adı altında yok ediliyor.

Buna bir de insanın yaratacağı kirliliği ekleyin…

Neymiş “sağlıklı gıdaya” ulaşılacakmış.

İşin bu boyutu Türkiye’nin tarım politikaları ile ilgili.

Birinci derecede sorumlusu da Tarım Bakanlığı.

Bir de Ziraat Mühendisleri Odaları.

Sıkıntı sadece bu kadar da değil.

Ortada bir de mülkiyet sorunu var.

Bu araziler için çoğunlukla alıcıya hisse tapu veriliyor.

Aralarında bazıları da kooperatifleşme yolunu seçmiş.

Bunlar da hisse satıyor.

Hobi bahçelerinin birilerine kazandırdığı kesin.

Ama kazananlar oralarda sağlıklı üretim yapmayı hayal edenler değil.

Kazananlar, o bereketli toprakları parçalayıp bölerek fiyatını 5’e, 10’a, hatta 20’ye katlayanlar.

Bu ülke dönem dönem piyasaya sürülen moda yatırımlar yüzünden pek çok mağdur üretti.

Eğer önü alınmazsa pek yakında ortaya bir de “hobi” mağdurları çıkarsa şaşırmayın.

….

Bu hafta ne oldu biliyor musunuz?

İzmir Valiliği, Menderes’te bir hobi bahçesi kooperatifine “5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu”na muhalefetten 600 bin lira ceza kesti.

Hepsi bu kadar da değil…

Kooperatif arazisi üzerindeki prefabrik yapıların yıkılması için 3 ay süre verdi.

Bu cezayı kim ödeyecek?

Elbette oradan bahçe satın alan ortaklar…

Evlerin yıkılmasından oluşacak zarar kimin cebinden çıkacak?

Tabii yine aynı ortakların kesesinden…

Ceremeye bak…

Kuşkusuz bu uygulamanın devamı gelecek.

Tespit edilen benzer durumdaki bahçelere de cezalar yağacak.

Bugüne kadar kananlar kandı.

Dilerim bundan sonra aynı tuzağa kimse düşmez…

Çankaya Belediyesi örnek olmalı!

İzmir kıymete bindi?