Beynini kandır!

insanlik
Ayşe Tuğçe PEKMEZCİ
23 Nisan 2020

Beyninizi, düşüncelerinizi değiştirmeye geldim! Bir dakika…
Bu çok iddialı oldu. Ben anlatmaya geldim, değiştirmek, karar vermek sizin elinizde.
Söylediğiniz ya da düşündüğünüz kelimelerin, cümlelerin farkında mısınız? Her ne kadar çoğu şeyi bilinçli bir şekilde ifade ettiğimizi düşünsek bile araştırmalar biz daha karar vermeden önce beyinden çıkacak kelimelerin belirlendiğini söylüyor. Yani siz düşünüyorsunuz sanıyorken bilinçaltınız ve sizin adınıza karar veren mekanizmanız çoktan iş başında oluyor. Bu yüzden farkında olduğunuz söylemlere biraz dikkat edin. Bunlar genelde sizin büyürken öğrendiğiniz geleneklerden, kültürden beslenen kodlarla bezeli. Bizim kültürümüzde belirli bir durum için nasıl kelimeler kullanılıyorsa büyük ihtimalle sizde aynı kod ve kelimeler etrafında hareket ediyorsunuz-eğer şimdiye kadar dikkat edip değiştirmeye karar vermediyseniz.
Bütün bu olayları ve kelimeleri bir köşede taramanın imkanı yok, buranın da bir sınırı var. Ancak birkaç bağlaca ve kelimeye bakabiliriz…

AMA
Tam bir bahane bağlacı gibi; ama…
Bir şey yapmak istiyorsunuz ama…
Ah o ‘ama’lar, kim bilir neler ertelendi, unutuldu gitti böyle. Beynimizi kandırma kısmı burada devreye girmeli. ‘Ama’ bağlacını her kullandığınızda aslında ilintili olmayan cümleler arasında beyin bir bağlantı kuruyor ve çatışma çıkarıyor. Zaten zıtlık ifade eden ‘ama’ bağlacı bizim için negatif bir anlam taşıyor. Eğer ‘ama’ yerine ‘ve’ bağlacı kullanmayı tercih ederseniz beyin bunu bir bütün halinde algılayabilir ve daha pozitif bir durum yaratabilirsiniz.
Bu filmi izlemek istiyorum ama işlerim çok birikti.
Bu filmi izlemek istiyorum ve işlerim çok birikti.
Bir taraftaki yapıcılığı ve farklı ihtimali görüyor musunuz?

ZORUNDAYIM
Bir diğer öğrenilmiş kelimelerden bir tanesi. Zorunluluk…
Bunu yapmak zorundayım!
Yataktan kalkmam lazım, işe gitmek zorundayım!
Ne kadar yazarsam o kadar gözümüze batacak, iyi bir anlamı olmadığı da çok belli. Bize kesinlik ve enerji aşıladığını düşünsek bile o iş öyle yürümüyor sevgili dostlar, kendinizi bir şeye zorlamak, istenilmeyen bir duruma vücudun katlanması gerektiğini anlatıyor, stres üst üste kabuklaşıyor ve insanlar neden hasta olduklarını anlamıyor.
Hayatın devamı için bir şeyler yapıyorken onu kötüye, negatife çevirmek neden? İsterseniz alternatif kelimemizi beraber tartalım. ‘İstiyorum’. Çok gerçekçi durmuyor değil mi. Sadece ‘istiyorum’ diyerek işin içinden sıyrılmayacaksınız elbet. Yapmaya çalıştığınız şeyin en az bir tane istenilir özelliğini düşünerek bunu söyleyeceksiniz. Birkaç kere kasıtlı olarak zihni kandırırsanız, zihin bu kelimeleri kodlayacak ve sizde buna yönelik düşünmeye başlayacaksınız. En azından işe gitme zorunluluğundan kafaca kurtulacak olabilirsiniz.
Kelimeler benden, denemek sizden.
Keyifli uğraşlar…

Bu ne güzel tevafuk!*

En acilinden hizmet zamanı