Bir bardak suda fırtına!

Kazım ERKMEN
19 Ocak 2022

Türkiye’de gündem çok çabuk değişiyor, hatta değiştiriliyor. Daha bundan 10-15 gün önce ortalık tozu dumana katılmış gidiyordu. Doların 18 liraya kadar tırmanması ile “Ne oluyoruz?” havası ülkeyi kaplamıştı. Ardından Sayın Cumhurbaşkanı ve Hazine’nin “model” açıklaması ve “Kur Korumalı TL Mevduat Hesabı”nın devreye sokulmasıyla ortam biraz sakinledi.
Merkez Bankası’nın “politika faizi”ni 100 puan daha aşağıya çekmesi ile vatandaş birkaç aydır füze gibi yukarı tırmanan mal ve hizmetlerin fiyatlarının aşağı düşmesini bekledi. Ardından memur, memur ve işçi emeklilerinin devlet tarafından belirlenen maaş zamları merakla beklendi ama enflasyona oranla kadük kalan o zamlar da umutları yeşertmeye yetmedi.
Çünkü, yeni yılla birlikte, doğalgaz ve elektiriğe yapılan kallavi zamlar, akaryakıta neredeyse her gün yapılan fiyat artışları, ekonomide daha henüz düzlüğü bile göremediğimizin birer göstergesi. Kısacası, anlayacağınız millet hala “Biz ne zaman gün yüzü göreceğiz?” diyerek birbirine soruyor, adeta dert yanıyor.
Bu kargaşada, muhalefet yani Millet İttifakı, “erken seçim” taleplerini yeniden dillendirmeye başladı. Edindiğimiz son kulis bilgilerine göre de Ankara’da “seçim havası” iyiden iyiye esmeye başlamış bile. Bunu Sayın Cumhurbaşkanı’nın yaptığı toplantılarda AK Parti Genel Başkanı olarak teşkilatına, “Hazır olun” minvalinde verdiği mesajlardan da anlayabiliriz.
Tüm bunlar yaşanırken, ortaya bir tartışma atılıverdi. Türkiye’nin yıllardır “Minik Serçe” lakabıyla sevdiği ve dinlediği Sezen Aksu’nun, yıllar öce yazdığı ve bestelediği bir parçasında insanlığın atası Hz. Adem Peygamber ve Havva Annemize “cahil” dediği ifade ediliyor. Şimdi “Bu da nereden çıktı?” diyebilirsiniz. İnanın ben de anlamadım.
Pandemi, ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve “terörle iltisak”ları her hallerinden belli olan bazı milletvekillerinin mecliste cirit atmasıyla aslında beka sorunu yaşayan bu ülkenin sanki başka meselesi kalmamış gibi bir de Sezen Aksu ve hezeyanları çıktı ortaya. Bırakın Allah aşkına bu insaf ve izan bilmezleri.
Bir bardak suda böyle bir fırtına koparmayı bu ülke ve insanı hak ediyor mu, sizce? MHP lideri Devlet Bahçeli bile grup konuşmasında bu konuyu ele almış, “Serçeysen serçeliğini bil, kuzgunluğa soyunma…” demişse vay halimize. Bu olay bu kadar büyütülecek bir mesele midir? Bazı kendini bilmezler, nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan bu ülkede kutsallarımıza sadece bugün mü saldırıyor?
Bu konuda devletin resmi kurumları var. Diyanet İşleri Başkanlığı, çıkar bir açıklama yapar ve gereken cevap verilmiş olur. Şimdi bir bakacaksınız akşam TV’lerde bu konu üzerine uzun uzadıya programlar yapılacak, bilir bilmez herkes eteğindeki taşı dökecek ve biz de kıymetli zamanımız boş yerde harcamış olacağız. Yaktığımız elektrik de cabası.
Bence bu bir kamuflaj meselesidir. Erken seçim isteyen, ancak daha adayını bile belirleyemeyen Millet İttifakı’nın da, terörle kucak kucağa olanları meclislerde boy gösteren malum partilerin foyalarının ortaya çıkmasıyla, millete bir kez daha rezil olmaları ve suçüstü yakalanmalarıyla, Cumhur İttifakı’nın da bir türlü önlenemeyen ekonomik kriz ve hayat pahalılığını önüne geçememesinin de üstünün örtülmesine yarayan maniveladır.
Milletin gerçek gündemi, daralan bütçelerdir. Her gün üst üste gelen zamlardır. Dev marketlerin raflarına koydukları mallara, bir ay, hatta bir hafta bile geçmeden yaptıkları insafsız zamlardır. Döviz düşmüştür, ama çıkarken yapılan fiyat artışları aşağı çekilmemiştir. Denetimler de göstermelik kalmıştır. Kısacası, ortalık toz dumanken, yok yere bir bardak suda fırtına kopartılmaktadır!

Kaygıdan nasıl kurtulurum?

Kar, neden yağar kar?