Bu da ‘rugan ayakkabılı’ yazı…

Semra ÖNDER
3 Nisan 2020

Uzanmışım kumsalda
Güneş damlar içime
Kurumuş dudaklarımda
Unutulmuş bir beste
Yaşıyorum aheste…
O kadar güzel anlatmışsın ki Sertabım Erenerciğim!
Ama, ancak, lakin ve fakat
BİZDE…
Hayaller sahil…
Hayaller deniz, kum, güneş…
Hayaller kakao bazlı güneş kremi, flamingolu deniz yatağı…
Gerçekler mi?
Karantina günü balkonda kahve keyfisi…
Mutfakta habire kek-börek partisi…
“Olsun canım… Yahu en azından geçen haftanın gerginliğini biraz üstümüzden attık. Biz insanlar bugüne kadar nelere alışmadık ki…” diyorsun değil mi?
Bulunduğumuz ortama kısa sürede ayak uydurabiliyor, zamanla içinde bulunduğumuz yerin hemen şeklini alabiliyoruz…
Bak ben, evde oturup habire buzdolabı ile hasbihal etmekten salondaki üçlü koltuğun şeklini almaya başladım bile!
Nebahat’i sorma bile,
o çift kişilik yatak olma yolunda…
Geçen gün pilates hocam, yoga üstadım, komşum, canım Senemciğim ile görüntülü konuştuk.
(Ha bu ara yaptığımız en büyük aksiyon o. Her gece birinin evine canlı yayınla bağlanıyoruz. Bir gün Ayşe teyzelerdeyiz, ertesi gün yeni gelin Naciye’de… Aynı anda konuşmaya çalışmalarımız olmasa çok güzel olacak da… Artık tek tek kişilere söz vermeye başladık. Parmak kaldırarak konuşuyoruz. Bu akşam da sendeyiz Aysel!)
Neyse ‘Pilates hocam, yoga üstadım’ demiştim…
Arada sırada ona bağlanıp canlı yayında karşılıklı pilates yapmaya karar verdik. Arada ben bunalıma girdiğimi söyleyince, ‘Korkma yoga da yapar çakralarını açar, pozitifleri saçarız’ diye de söz verdi.
Sence de iyi fikir değil mi?
Bak canım güzel prensesim…
Bu korona elbet bitecek…
Yaz gelecek, güneş tepeye yükselecek…
Sen de serin suların hasretiyle kavrulacaksın…
O zaman, ‘Kız Necla! Simidi mayonun içine değil dışına takacaksın!’ desinler istemezsin, değil mi?
Benden söylemesi…
En azından arada iki mekik çek, evde üç tur pedal çevir…
Salonun köşesinde duran koşu bandına çık da bir yürüyüş yap…
Yoksa yazlar bize haram be gülüm…
***
Geçen hafta kitap okuyamadığımı söylemiştim…
Bu hafta açığı kapattım. İki kitap bitirdim…
Size de tavsiye getirdim:
Camdaki Kız – Gülseren Budayıcıoğlu
“Küçükken çekilen acıların ateşi kolay sönmüyor, kolay unutulmuyor ve izlerini hayatımız boyunca üstümüzde taşıyoruz.”
***
Geçen hafta “Size söz, içimdeki melankoliğe önümüzdeki hafta kırmızı ojeler sürüp, parlak rugan ayakkabılar giydirecek, çılgınlar gibi dans ettireceğim” demiştim…
Nasıl?
Rugan ayakkabılarımı beğendiniz mi?

korona-gunlerinde-edebiyat

Korona günlerinde ‘Edebiyat’

Birine çamur atmadan önce düşün…