Bugünün adı ‘Vefa’ olsun

Metin AYDINOĞLU
21 Eylül 2021
İzmir’imde bir ilk yaşanacak bugün, saat 12’de. Ahde vefa, emeğe saygı, hatırlama, unutmayı önleme, anıları tazeleme günü. Adreste bile vefa var.  Caddenin adı ne; Kıbrıs Şehitleri. Kültür merkezinin adı ne peki; Türkan Saylan. Bu kadar olur. Vefa sadece İstanbul’da bir semt adı derler. Hiç de öyle değil. İzmir’de zaten Vefa adında semt yok. Olmasına da gerek yok, çünkü vefanın ta kendisi var, Konak’ta. Konak Belediyesi düzenledi. Çoğunu, hatta tamamına yakınını tanıma, tanışma, elini öpme, selamlaşma, sohbet etme onuruna eriştiğim, değerli büyüklerim, hocalarımı anacağız. Çok erken yaşta veda edenler de var. Gidelim, katılalım. Açık hava ama kalabalık olacak. Takın maskenizi, dikkat edin.  Teşekkürler Abdül Batur başkanım, Akın Küçükoğullarından ağabeyim, Süreyya Talay Hanım, tüm emeği geçenlere sonsuz şükranlarımla. Ruhları şad, mekanları cennet olsun. Aslına yaşıyorlar ki, konum değiştirdiler o kadar.
SADETTİN KAPTANIMA
Çok delikanlı adamdır, severim, sayarım. Haberini yaptım, çok maçını izledim. Görüşmeyeli epey zaman oldu, daha çok korona yüzünden. Manisa futbolunun efsane ismidir. Manisa TÜFAD 2.başkanı, Manisa 1965 Masterler’in takım kaptanı. Göztepe ile İzmirspor’un unutulmaz oyuncusu Sadettin Dülger ağabeyim bypass ameliyatı oldu, İzmir Medical Park Hastanesi’nde. Durumu iyi şükürler olsun. Bu yazımı okuyorsanız şayet Sadettin ağabeyim, internet sayesinde çok kişi selam söyledi size. Şifalar diliyorlar. İletmemi istediler kabul et Sadettin ağabeyim, üzerimde kalmasın. Sevgi ve saygılarımla, unutur muyuz aşkla şevkle topunuzu oynadınız, selam olsun.
ALTINORDU’DA 500 VEDA
Yıldırım Uran (Merhum), İsmail Sütçü, Hayri Zabun, Mustafa Ferit Acar, Tevfik Eroğlu, Behiç Basatuğrul, Ed Graper, John Bilton, Murat Dizdar, Zeki Çakır, İbrahim Görücüoğlu, Zafer Bilgetay, Hasip Ertürk, Savaş Serdar, Tolga Şanbay, Hasan Fırat, Nedim Yiğit, Uğur Özdurulmuş, Burhan Alıcı, Halit Eroğlu, Elif Can, Müge Küçükgüven, Barış Orhunbilge, Başak Koç, Ömer Atakoğlu, Tarkan Batgün, Ali Ergöçmez, Özgür Özgürengin, Gökhan Göktürk, Arman Elitaş, Serhan Akıncı Özdurulmuş, Saffet Türksoyuer, Aydın Güvenir, … İsimler artıyor. Dolar gibi. Kim mi bu isimler ? Avrupa yolundaki Altınordu FK’ya ilk günden beri emeği geçenler. Şimdi ise Altınordu ilişiği kalmayıp güzel ülkemizin dört bir yanına dağılan, başarılı neferler. Avrupa’ya çok futbolcu gönderen Altınordu hedefiyle çıkılan yoldan. Altınordu’dan ayrılanlarla Türkiye’nin her yerinde yeni ekmek kapısı bulan, başarıya koşan antrenörler, futbol insanları. Nerden nereye, kimler geldi kimler geçti.  5’i istifa etti sadece. Ali Ergöçmez, Özgür Özgürengin, Aydın Güvenir, Gökhan Göktürk ile Arman Elitaş. Diğerleri gönderildi. Profesyonel uğraş ama bu kadar çok değil mi, bu sayı.  İçlerinde 10 yıla yakın çalışanı, emek vereni de var. Sadece 5 saat görevde kalanı da.  Avrupa demek, Avrupa’da ses getirmek demek, tanınır olmak demek. İstikrar, iskelet kadro, sağlam ekip, demek. Biraz tezat değil mi ?  İlk günden bu yana, çocukluğunu bildiğim Hüseyin Eroğlu ile Ufuk Kahraman ve ekip kaldı, o kadar. Hüseyin kardeşim, hocam, Süper Lig’e çıkaran teknik adam apoleti takmadan da Altınordu’ya veda ederse eğer. Gözüm açık gidecek. Ne diyelim. Altınordu’ya da veda edenlere de hayırlı olsun. Vardır bunda da bir hayır. Şer ile işimiz olmaz.
METO SAHADA METİN EVDE
‘Sahaya girdi maç hareketlendi’, ‘Kucaklayıp çıkardı ondan Göztepe yenildi’ diyen de var. Ağız torba değil ki büzesin. Ne alakası varsa. Ne diyelim, yorum hürdür. 19 yıl sonra gelen Altay – Göztepe derbisinde sahaya girdi. Oynadı, zıpladı, koşturdu. Bornova Aziz Kocaoğlu Stadı’nın çevresindeki fabrikada çalışan işçi, güvenlik görevlisi arkadaşların beslediği sokak köpeği. Adı yokmuş, Meto koydum adını. Aslında sokak onların biz ev, işyeri insanıyız. Göztepeli Milli oyuncu Halil Akbunar yakaladı, stat personeli Mehmet Hulusi Akyün’e teslim etti. HES kodsuz, PCR’siz, aşısız, antikorsuz. Sahaya girebilen tek canlıdır Meto, kutlarım. Niye mi bunu yazdım. Şahsım dahil, birçok arkadaşım, emekli, emektar büyüğüm basın tribününe kabul edilmiyor. Sebep korona ve tedbirler. Okey, tamam. Gazeteden sigortası ödenenler girebiliyor. Salgını yaymamızdan mı endişe ediyorlar. 3 aşım var, antikorum tuttu, hastalığa yakalanmadım, maskemi her zaman iki tane, ağız burun kapanacak şekilde takıyorum. Goriller, aslanlar da bile görülmeye başlandı salgın. Kedi de köpek de olacak gibi görünüyor. Aşağılamak haddim değil Meto giriyor, ben, biz maça giremiyoruz. Araştırdım, biliyorum, sınırlamanın TSYD İzmir Şubesi ile hiçbir alakası yok. Niye böyle ? Derbide ekrandan tribünlere bakıyorum. Metrekarede 5 kişi. Sarmaş dolaş, dip dibe. Yanak yanağa. Maske var mı, var o kadar. Ya çenede ya da çene altında. Ağız burun açıkta, davetiye koronaya. Anlayamadım sayı sınırlaması getirmelerden. Yayarsa tribün yayar. Karar verenlerin canları sağ olsun. Maça gitmesem de olur. Gittik, gittiğimiz kadar. Yeter ki sağlık olsun. Ben razıyım, salgın bize kaldıysa eğer.

‘Bu bir kılıç balığının öyküsüdür’

guzellik

Sonsuz güzellik!