Çöl: Benim romanım bir hesaplaşmanın önsözü!

Mazlum VESEK
8 Ekim 2020

Narin’ kitabındaki şiirlerle okuyucuların dikkatini çeken Recep Çöl ile Na Yayınları’ndan çıkan ‘Yasımı Tutmayın’ romanı üzerine konuştuk. Sosyal güvenlik uzmanı olarak yıllardır hizmet veren Çöl, romanında emeklilik maaşı alabilmek uğruna yaşanan bir drama yer verdi. Sosyal güvenlik alanıyla ilgili belki de ilk romanlardan biri olan ‘Yasımı Tutmayın’ı ve yazma sürecini Çöl’e sorduk…

  • Yasımı Tutmayın’ romanının kahramanları, olayları ilk defa ne zaman kafanızda oluştu? Romanı yazmaya nasıl karar verdiniz?

Yasımı Tutmayın’ı 2007  yılının Ocak ayında yazmaya karar verdim. Kahramanlarının bir kısmı, 2020 Ocak ayının 3’ünde kafamda mevcuttu. Bununla birlikte birçoğu da,    yazarken  oluşmaya başladı.

  • Romandan kısa süre önce ‘Narin’ adlı şiir kitabınız yine aynı yayınevi etiketiyle okuyucuya ulaştı. Bu hızlı üretim ve gayreti neden bu kadar beklettiniz?

İki tane örnek vererek cevaplamak isterim. “Tatar Ramazan’ı” Kerim Korcan’dan başka biri ne kadar öylesine gerçekçi, öylesine etkileyici yazabilirdi. Veya “Yol” filminin senaryosunu Yılmaz Güney yazmasaydı, Yol filmi Altın Palmiye’yi kazanma şansı yüzde kaç olurdu? Yani; “Yasımı Tutmayın” romanında geçen olayların  yüzde 90’ını Türkiye’de ilk kez böylesine derin, gerçekçi, virgülüne varana dek, mevcut prosedürlere bir bir uygun olabilmesi için, birçok özelliklerin olması gerekirdi. Biraz değinmek gerekirse, ilgili resmi kurumların, söz konusu gelişen olaya ilişkin, sarf edilmesi gereken kayda değer bilgi birikimi olmazsa olmazdır. Bir diğer yanıyla, böylesine eksiksiz bilgi ve deneyimleri aktarmak, 18  yıl boyunca profesyonel olarak yapmış olmak, olağanüstü bir emek ortaya koymuş olmakla mümkündü. Asıl belirleyici olan da, yazabilme yeteneğinin, karmasının bir araya gelmesi gerekir.  

  • Romanınız konu itibariyle ve kişilerin kendini ifade etme halinden dolayı ‘gerçekçi’ diyebileceğimiz bir çalışma. Peki, kurgu ve gerçek arasında bir paylama yapmanız mümkün mü? Ne kadar gerçek ne kadar kurgu?

Gerçek ve kurgu kardeş payına sahiptir.    

  • Roman kahramanı Sefer Kara bir işçi ve ölümü tercih ediyor. Bu ilk bakışta umutsuzluğa işaret eden bir tutum. Konuyu fazla açmadan gerçekçi yazarın sorumluluğu olan umut ve aydınlık yanı ne şekilde işlediniz?

Sefer Kara Mevcut sistem tarafından, acze düşürülmüş milyonlarca, işçiden sadece bir tanesidir. Ayrıca, mazlum insanlar, ne kadar da zor durumda kalsalar bile, aydın yazarların  da bu insanların yolunun üzerindeki engelleri temizleme gibide tarihsel bir görevi de var diye düşünmekteyim. 

  • Anlatıcı ya da yazar yer yer doğduğu kente, geçmişine de dönüyor. Aslında ezilmişlikten dolayı bir hesaplaşmanın ta o yıllarda yaşanıldığını görüyoruz. Olayların gerçekle olan bağını kabul ederek soruyorum, yazmakla bu hesaplaşmayı tamamlayabildiniz mi?

Hayır! Bana zulmedenlerle daha işim bitmedi. ‘Yasımı Tutmayın’ bu hesaplaşmanın ön sözüdür.

  • Romanda vapurlar, Konak Meydanı, Eski Sümerbank önünden geçen yol, Karabağlar’da bazı mahalleler mekansal olarak ele alınıyor. Yine de Konak’ı daha canlı anlattığınızı söylemem gerek. Örneğin Karabağlar’ı yazmak için o bölgeye hususi gittiniz mi?

Karabağlar, bildiğim bir semttir. Ancak, Konak da, herkesin bildiği gibi olayların geçtiği asıl merkezdir.

  • Romanda anlatıcı epeyce bilinçli; ama örneğin çalışanı Ayşe onun sendikaya verdiği ehemmiyeti küçümsüyor. Bu kadar duyarlı bir insanın Ayşe’yi ikna etmese dahi söz gelimi sendikanın gerekliliğini pratikte göstermesi gerekmez mi?

Evet, haklısınız. Yardımcı Ayşe yaklaşık 12 yıl anlatıcının yanında çalışmasına rağmen, kendisini  sendika konusunda bir türlü ikna edemiyor. Bu konuyu, anlatıcıyı başarısızlığıyla beraber vermek açısından önemli buluyorum. Gerçekte her zaman her konuda kahraman veya yol gösterici olunamaz.

  • Her romanın üretim süreci zorlu ve sancılıdır. Şimdi ne hissediyorsunuz ve romandan ne bekliyorsunuz?

Böyle bakir bir konuyu ‘marka’ bir yazar kaleme alsaydı, hem satış rekoru kırar hem de, birçok ödül alırdı düşüncesindeyim. Beklenti konusunda çok bir şey aklıma gelmiyor. Fakat kendisi benim ilk göz ağrımdır. Beni layığıyla temsil edeceğinden eminim.

  • Eklemek istediğiniz bir mesaj varsa seve seve yer veririz…

Malatya’nın Beyler Deresi’nden gelip, İzmir’de, emekli olabilmek için, “doğum borçlanması” parasını temin etmek uğruna, bedenini pazarlamak zorunda kalan Şelale’nin, akıllara ziyan hikayesinin romanını, en kısa zamanda kaleme alacağım.

***Recep Çöl, Yasımı Tutmayın, Na Yayınları, 2020, İzmir, 251 sayfa

Can dostlar

Yüreğini işine katanlar…