Devletlerarası ilişkilerde edebiyatın önemi

korona-gunlerinde-edebiyat
Ege Telgraf Admin
19 Ocak 2023

Siyaset bilimi, doğrudan politik psikoloji alanıyla ilgili olan siyasi kültürlerin değerleri, farklı halkların ve etnik grupların ulusal karakterinin özellikleri gibi konuları da kapsamına almaktadır. Ulusların veya devletlerin arasındaki ilişkilerde de önemli etkisi olan siyasal kültürün oluşumunda en önemli unsurlardan olan dil ve kültürün siyaset psikolojisindeki yeri de kuşkusuz göz ardı edilemez. Bu bağlamda bugün katıldığım bir etkinlikten bahsetmek istiyorum.

Rus Kültürü ve Edebiyatı üzerine düzenlenen etkinlikte çok değerli konukları dinleme şansı yakaladık. Burada bahsetmek istediğim konu, etkinliğin içeriğinden ziyade böyle bir gerekliliğidir.

Bir siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı olarak yüzyıllar öncesinde başlayan Türk-Rus ilişkisini değerlendirirken ve iki halkın geçmişten bugüne kadar kurmuş oldukları devletler ve oluşturdukları devlet geleneğini ele alırken, aslında doğrudan iki halkın kültürel yapısına bakmak durumundayız. Yüzyıllar içinde birbiriyle bu denli iç içe geçmiş iki kültürün, yirminci yüzyılın ikinci yarısından sonra neden bu denli birbirine yabancılaştı(rıldı)ğı, bu yazının temel sorusu olabilir.

Sanılanın aksine aslında iki toplumun tarihine baktığımızda imparatorluk yıllarında hepsi toplamda on beş yılı geçmeyecek bir savaş dönemi dışında aralarında bir çatışmanın yaşanmadığını söyleyebiliriz. Kaldı ki, iki imparatorluğun kader birliği içinde dağılması da hemen hemen eş zamanlı olarak düşünülebilir. İmparatorluklar sonrası Batı emperyalizmine birlikte karşı durmuş iki toplumun halkları nasıl oldu da birbirlerine bu denli yabancılaşabildi?

Bu sorumuzun cevabı daha çok İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasında gelişen dünya siyasal sistemindeki değişimler ve iki devletin bu sistemin karşıt kutuplarında yer almasıyla doğrudan ilişkilidir. Bir diğer önemli noktaysa, Kafkas Savaşları ve ardından Kırım Harbi’nden sonra (1856 yılı) başlayan ve uzun yıllar gerek Kırım’ın savaş sonrası Rusya’ya bağlanması gerekse Ekim Devrimi’nden sonra Rusya’da yaşanan iç savaş nedeniyle Rusya’dan Anadolu’ya uzun yıllar süren göçler. En nihayetinde İkinci Dünya Savaşı sırasında beşinci kol faaliyetleri içinde bulundukları gerekçesiyle sürgün edilen ve bu sürgünlerle birlikte Anadolu’ya da yönelen göçler, Soğuk Savaş yıllarında Türkiye’nin Batı’ya yönelik dış politikasının da etkisiyle gelişmeye başlayan Rusya düşmanlığının destekleyici unsurları olmuşlardır. Bu yıllarda biraz da komünizm korkusuyla başlayan anti Rus propagandaları da iki toplumun birbirine yabancılaşmasını sağlamıştır.

Buna rağmen, Rus edebiyatına olan ilgi hiç bitmemiş, okur kitlesiyle birlikte bu konuda uzmanlaşan edebiyatçılar, şairler, çevirmenler yetişmiştir. Bugün bu isimlerden önemli birini dinleme şansımız oldu – Ataol Behramoğlu. Rus edebiyatını bizlere çevirileriyle, hocalığıyla tanıtan, öğreten bir isim.

Yeniden altını çizmek isterim; uzun bir tarih sürecinde birbiriyle bu kadar çok ortak noktaya sahip olan iki toplumun, iki devletin, iki ulusun birbirini daha yakından tanıması, karşılıklı ilişkilerinin geleceği için oldukça önemli. Özellikle Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra ekonomik ve diplomatik ilişkilerimizin giderek daha fazla arttığı Rusya ile aslında günümüzde sosyolojik ve demografik olarak geçmişte olduğundan daha fazla etkileşim içindeyiz. Öte yandan bulunduğumuz bölgede barışçıl ilişkilerin sağlanabilmesi, barış ve güvenliğin sürdürülebilir hale gelmesi için Türkiye-Rusya ilişkilerinin yönü oldukça belirleyicidir.

Özellikle günümüzde yeni medyanın ve yeni iletişim teknolojilerinin de etkisiyle bilgi kirliliğinin çok hızlıca yaygınlaştığı ortamda, tıpkı insan ilişkilerinde olduğu gibi devletlerarasındaki ilişkilerde de birbirini doğru anlamak, gerçek bilgilerle hareket etmek önemli olduğu kadar gerekliliktir. Söz konusu yanıltıcı ve çarpıtma bilgilerden kaçınabilmenin bir yolu da şüphesiz karşılıklı olarak toplumların birbirini doğru ve iyi tanımasıdır. Bir toplumu tanımanın yolu o toplumun konuştuğu dili, ürettiği kültürü iyi tanımaktan geçer. Nihayetinde bir toplumun/devletin siyasal kültürü de o toplumun anadili ve anadilinde ürettiği kültürel yapı çerçevesinde oluşur.

bosanmada-liderlik-sebebi-izmir-durusu

Neden stresli bir süreçtir?

Kış Yüzme Şenliği