Dizin mi var derdin var!

Işıl ÖZTÜRK BULUT
21 Ekim 2020

Daha önceden yazmıştım.

İnsanlık bundan sonraki bin yıllarda bizden bahsederken “Diziyus İnsanı” diye bahsedecek…
“Diziyus İnsanı” şöyleydi, böyleydi…
“Televizyonun karşısına geçer, çay, çiğdem, kek-kurabiye ve bilumum tüketim ürünlerini yer, birbiriyle konuşmaz, pür dikkat dizi izlerdi” diye…
Gerçekten de öyle!
Yaklaşık bir yirmi yıldır hayatımızın büyük bölümü televizyon karşısında dizi izleyerek geçiyor…
Ne “Kara Melek’ler, ne Aşkına Eşkiyalar” izlendi bu son yirmi yılda…
Ne belalılar, ne senaryolar dillendi…
Akıl tutulması yaşatan nice diziler…
Aslında birçoğunun konusu da hatta senaryosu da aynı bu dizilerin…
“Zengin kız, fakir oğlan” genellemesini geçtik. O zaten hep var ama hiç vazgeçilmeyen tipler ve konular var dizilerimizde.
Aşırıya giden yaşamlar, köşkler, saraylar, lüksün üzerinde arabalar, partiler, oteller, giyimler kuşamlar…
Tamam da arkadaş, bu izlediğimiz bize sunulan hatta mecbur edilen dizilerin hiçbirinde hayat yok! Manavdan soğan alan birini, bakkaldan ekmek alan bir kadını, sokakta top oynarken düşüp dizini yaralayan bir çocuğu göremiyoruz.
Çünkü yok!
Hayata karavana atan bu dizilerde insan yok!
İnsan yerine kuklalar var. Bez bebekler, makyaj ve süs mankenleri var…
Aşk var, intikam var, ihtiras var; mafya var, silah var, şiddet var ve ne istemiyorsak hepsi bu dizilerde var!
Şu örneği kaçırmayın bence;
Devletimiz, güvenlik güçlerimiz ve sağlık kuruluşlarımız korona salgını sebebiyle maske, mesafe ve hijyen diyerek kendini yırtarken bakın bakalım dizlerimizde bunlar var mı?
Yok!
Çünkü dizilerimizin hayatla, bizim hayatımızla ve gerçeklerle ilgisi yok!
Paralel alemde geçen hayatlar, güzel kadınlar ve yakışıklı erkekler var sadece.
Bir de dedim ya aşk, nefret, intikam ve ihtiras var hem de en bayağısından…
Aşk diyorsunuz, gayrı meşru aşk…
İhtiras diyorsunuz sapıklık derecesinde.
İntikam diyorsunuz şiddetin baltalı olanından.
Daha ne olsun.
“Fredy’nin Kabusları”nı izlesek daha iyi…
Ama işte dizilerimiz var.
‘Diziyus İnsanı’ da bunlara müptela.
Ne olur durdurun bu dünyayı!
Yoksa hepimiz savrulup gideceğiz.
Mesele RTÜK ile de çözülecek cinsten değil.
Bunu durduran biz olmalıyız.
Değerlerimiz kıymetlerimiz ve kalitemiz olmalı!
Yoksa birilerinin şikâyetle veya cebirle düzelteceği bir durum değil bu.

Hep bir bir şeyler yapmalıyız…

“Başkaldıran atların ressamı”

Malumun ilanı