Doğalgazdaki “Lay Lay Lom” Türkiye’nin belini fena bükecek gibi…

Serkan AKSÜYEK
10 Ekim 2022

Kış yaklaşıyor…
Dünyanın dengesini bozan insanoğlu, iklim değişikliğinin acı sonuçları ile yüzleşmeye devam ediyor.
Yaz mevsiminin geç başlayıp geç bittiği; kış aylarının aşırı soğuk, yaz aylarının ise aşırı sıcak yaşandığı, yaşanacağı bir zaman dilimine girdik.
Bu durumun en dikkat çekici sonucu, Türkiye’nin kış ve yaz aylarında enerji tüketiminin aşırı derecede yükselmesi olarak karşımıza çıkacak.
Enerji kaynaklarımızın çeşitlenmesi, enerji üretiminde yenilenebilir ve temiz enerji kaynakların payının artırılması, önümüzdeki yıllarda çok daha hayati önem taşıyacak.
Rusya ile Ukrayna arasında dokuz ayı geride bırakan ve ne zaman sonlanacağı da kestirilemeyen savaşın en dikkat çeken sonucu, tüm dünyada enerji fiyatlarında öngörülemez yükselişler olarak karşımıza çıkıyor.

// YENİ FATURAYA HAZIR MIYIZ?

Özellikle de toplumların ve enerji yoğun endüstrilerin temel tüketim emtiası olan doğalgazda…
Birkaç hafta önce belirtmiştik, tekrarlayalım.
Geçen kış aylarında 1000 TL doğalgaz faturası ödeyen bir abone, bu kış “en az” 2500 TL fatura ödeyecek.
Bu duruma hazır mıyız?
Hiç sanmıyorum.
Karşımıza çıkacak yeni faturanın, kamu yönetiminin sübvanse ettiği rakam olduğunu, devletin desteği çekildiğinde faturanın en az iki kat daha artacağını unutmayalım.
Merkez Bankası’ndaki döviz havuzunda sular çekildiği ve havuzun dibi göründüğü için, BOTAŞ, yurt dışından harıl harıl döviz arıyor.
Yetmiyor…

// BOTAŞ’IN DURUMU…

Türkiye’nin yüksek enerji fiyatlarından kaynaklanan ekonomik zararları azaltmaya çalıştığı bir dönemde, BOTAŞ’ın Rusya’ya olan ödemelerinin bir kısmını 2024’e ertelemek istediği uluslararası haber ajanslarına yansıyor.
Ve bu haberler yalanlanmıyor.
Yani iş, “Tüm dünyanın Rusya’ya karşı başlattığı ekonomik ambargonun dışında kaldık, büyük bir diplomasi zaferi kazandık” cümlesi ile geçiştirilecek cinsten değil.
Evet Türkiye’nin bir diplomasi ustalığından söz etmemiz mümkün.
Ancak bu durum, doğalgazda yüzde 97 oranında dışa bağımlı olduğumuz, bu ithalatın yarısını ise tek bir ülkeden yaptığımız gerçeğini değiştirmiyor.
Keza elektrik üretimimizin kabaca üçte birini, net ithalatçı olduğumuz doğalgazı yakarak gerçekleştirdiğimiz çoğu kez unutuluyor.
Dünyanın tüm gelişmiş ülkeleri, gerek elektrik üretimlerinde gerekse evlerde ve sanayi kuruluşlarında doğalgaz tüketimlerini azaltmak için birbiri ardına kritik kararlar alıyorlar.
Milli gelirleri Türkiye’den ortalama 7-8 kat daha fazla olan şu ülkelerin yaptıklarına bakar mısınız?

// AVRUPA’DA TASARRUF KARARLARI

Avrupa ekonomisinin itici gücü Almanya’da, küçük ve orta ölçekli işletmeler için, enerji maliyetlerini azaltmak amacıyla 15 milyar Euro tutarında destek veriliyor. Almanya’da kamu binalarının ışıklandırmaları kapatılırken, kış aylarında konutların ısınmasında 19 derece sınırı getiriliyor. Toplu ulaşımda sınırsız bilet uygulaması başlatılırken vatandaşa fatura desteği sağlanıyor.
Dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alan İsviçre’de, akaryakıt tüketimini azaltmak için otoyollarda saatte 80 kilometre (49 mil) hız sınırı getirilmesi kararı alınıyor.
İngiltere’de hanelerin enerji giderleri yıllık 2500 sterline sabitlenirken, emeklilere 300 sterlin ek katkı sağlanıyor.
Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire, ısınmayı azaltmak ve enerji tasarrufu sağlamak amacıyla resmi gömleğini ve kravatlı kıyafetlerini sıcak balıkçı yaka hırkalar lehine değiştirme sözü veriyor. Paris’teki bakanlık binasında sıcaklığın 19 derecenin üzerine çıkmayacağını belirtirken, halka enerji tasarrufu yapmaları ve gereksiz tüketimden kaçınmaları tavsiyesinde bulunuyor. Ülkede elektrik fiyat artışı yüzde 4 ile sınırlandırılırken, doğalgaz fiyatları 2021 Ekim ayına çekiliyor.
İspanya’dan Belçika’ya, Bulgaristan’dan İtalya’ya kadar pek çok ülke benzer kararlar alıyor.

// LAY LAY LOM VAZİYETİ

Birçok Avrupa ülkesi, Rusya’nın Avrupa’ya doğalgaz arzını önemli ölçüde azaltmasından bu yana enerji kıtlığı yaşıyor. Rusya, bu ayın başlarında Kuzey Akım 1 boru hattı üzerinden gaz dağıtımını geçici olarak durdururken, Rus yetkililer, Batı yaptırımlarının türbinlerin bakım çalışmalarını engellediğini savunuyor.
İngiltere’den İtalya’ya kadar pek çok AB ülkesi, bina aydınlatmalarından toplu taşıma yönelik destek vermeye, hatta toplu ulaşımı ücretsiz yapmaya varıncaya kadar sayısız karar alıyor.
Ya biz?
Okurlarım deyimi bağışlasınlar ama tam bir “Lay lay lom” vaziyetinde, yaklaşan tehlikenin hem aile bütçelerimizde hem de ülke ekonomisinde yaratacağı hasarları adeta duymazdan geliyor, “Ört ki ölem” demeye devam ediyoruz.
Başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olmak üzere, ilgili tüm kurumların vatandaşı gerçek bilgiler ile donatacağı, enerji tasarrufuna yönelik acil tedbirler açıklaması gerekiyor.
Elektrik ve doğalgaz faturaları ile yüzleşince gözleri fal taşı gibi açılacak vatandaşın, kendi tedbirini uygulamak zorunda kalacağı günler yaklaşıyor…

TARIMA DAYALI İHTİSAS OSB’LER İÇİN GÜZEL HABER

Türkiye’nin varlık içinde yokluk çektiği alanların başında tarımsal üretim geliyır.
Su içinde 200 milyon nüfusu doyurabilecek bu mümbit topraklar, girdi maliyetlerindeki akıl almaz artışlar sonucunda kaderine terk edilmiş görüntü veriyor.
Tarımsal üretimi hem ölçek büyütecek hem de katma değeri yüksek üretimle destekleyecek mekanizmaların başında Tarıma Dayalı İhtisas OSB’ler (TDİOSB) geliyor. Türkiye’deki en iyi örneği Dikili’de inşa edilen, yakın zamanda Bergama’da göreceğimiz TDİOSB’lerin gelişimi için çok kritik bir yönetmelik geçen hafta Resmi Gazete’de yayınlandı.

// GÜZEL HABERLER

İnsanın yüreğini daraltan saçma sapan iç gündemden kafamızı kaldırdığımızda, güzel işlerin de yapıldığına örnek oluşturan bir yönetmelikten söz ediyorum.
Yönetmeliğe, ayrı bölümlerde kümelenmek suretiyle besi sığırcılığı ve süt sığırcılığı faaliyetinin aynı TDİOSB’de yapılmasına yönelik hüküm eklendi. Büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık faaliyetinin birlikte yapılması yönünde talep olması durumunda, nihai kararın Bakanlıkça verilmesi hükmü getirildi.
Bitkisel üretim faaliyeti başvurularında taahhütname istenen yatırımcı sayısı, 15 kişiden 30 kişiye çıkarıldı. Bitkisel üretimde her bir sera işletmesi için ayrılacak parsel büyüklüğü, 25 dekardan 10 dekara düşürüldü. Kuruluş aşamasında belirlenen üretim konusunun, ihtiyaç duyulması halinde projenin devamlılığının sağlanması açısından Bakanlık onayı ile değiştirilebilmesine yönelik hüküm eklendi. Hayvan refahının sağlanmasına yönelik olarak üstyapı projelerinin hazırlanmasında dikkate alınacak ölçü kriterlerine, küçükbaş hayvan barınakları ile ilgili hususlar eklendi.

// OLUMLU KARARLAR…

Süt sığırı ve besi sığırı barınakları ile ilgili kriterlerde düzenleme yapıldı. “Barınaklar arasında en az 50 metre mesafe bırakılması” yönündeki hüküm, uygulamada sıkıntılara sebep olduğundan 25 metreye düşürüldü. Proje uygulamalarının kesintiye uğramaması açısından ihtiyaç duyulması halinde imar uygulamasının etaplar halinde yapılabilmesine yönelik düzenleme yapıldı.
Isıtması jeotermal kaynaklarla yapılacak bu TDİOSB’ler Türkiye’nin tarımsal üretimde düştüğü bataktan çıkmasını sağlayacak manivela işlevi görebilir.
Emeği geçenlere bir kuru teşekkürü esirgememek gerek.

 

99 YILDIR İÇ BARIŞIMIZI KORUYAN ÇİMENTO: CUMHURİYET

Gelecek yıl 100’üncü yılını kutlamaya hazırlandığımız Türkiye Cumhuriyeti bizim her şeyimizdir.
Atatürk’ün “Temel kültürü olan, düşüncesi, bilgisi ve vicdanı özgür, yüksek karakterli bekçiler isteyen, en büyük devrim” diye nitelediği Cumhuriyet, çok önemli başarılarla bugüne geldi.
Bu başarıyı sağlayan da ülkesine karşı aidiyeti yüksek bir insan topluluğu yaratmasıydı.
Onur ve erdem sayılan hak ve özgürlükleriyle kişilikli bireylerin, bir millet inşa etmesi ile “ümmet” yaşamından kurtulan toplum, Cumhuriyeti benimsedi ve özümsedi.
Kimi devlet görevlilerinin yetkilerini aşarak ya da görevlerini kötüye kullanarak giriştiği eylemler, hukukla bağdaşmayan davranışlar, üzücü ve acı olaylar, tutarsızlık, çelişki ve kötülükler bahane edilerek, devleti, kurumlarına ve temsilcilerine saldırılmasını ve kararları asla doğru bulmuyorum.

// HUKUK VE VİCDAN

Hiçbir şey, vicdanınızdan daha değerli değildir.
Aykırılıkları ve kötülükleri yine hukuk içinde gidermek, sorunları hukukla çözmek, uygar olmanın koşuludur. Hukuk devleti örnek olacak, öncülük edecektir ama her yurttaş da hukuka bağlı, devlete saygılı olarak, demokrasiyi disiplin bilerek, ilişkilerini düzenleyecek, yaşamını sürdürecektir.
Hukuk devletinde yalnız devletin değil, herkesin “Hukukun üstünlüğü” ilkesine uygun davranması asıldır. Hukuk devletinin tüm çağdaş nitelikleriyle gerçekleştirmek herkesin yükümlülüğüdür.
Bazı aymazlar etnik ve dinsel nedenlerle, çıkarları ve özel amaçları için karalayıp haksız eleştiriler yöneltse de, 99 yıldır iç barışımızı koruyan, birçok değeri yoktan var eden Cumhuriyet yücedir, onurludur.
Hukukun, demokrasinin, insan haklarının ne olduğunun bilincinde bulunmayanların Cumhuriyeti suçlamalarına, yıkma çabalarını gizlemek için numaralarına aldırmayalım.

// SUÇ CUMHURİYETİN Mİ?

Kusur Cumhuriyet’in değil, organlarında görev alan kimilerinindir.
Devletin TEK’liğini, ülkenin TÜM’lüğünü, ulusun BİR’liğini, ödünsüz korumak kendini bilen her yurttaşın yaşam borcudur. Gücünü, ortamını, koşul ve gereklerini göz ardı ederek geçmişi bugünde eleştirmek beceri değildir.
Kimi sapkın, aymaz ve bağnazın birleştiği; Türkiye, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığına dönüşen saldırganlıkları ruhsal bozuklukların belirtisi ve ürünü olabilir.
Kendisini yadsırcasına gerçek dışı anlatımlara, çirkin nitelemelere giren, giderek küçülüp gözümüzden düşenler umutlarımızı kırmamalıdır.
Cumhuriyet, 99 yıldır Türkiye’nin ve Türk milletinin iç barışının çimentosudur!

HAFTANIN SÖZÜ

Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç!
Victor Hugo

İnsan, doğa ve Çevre Hukuku

“Helalleşme” karışıktı, daha karıştı!