Dünya ve Türkiye-1

Başak Yasemin KUMAŞ
16 Ocak 2021

2001 yılında Enron adlı şirketin batması kapitalizmin serbest piyasa ekonomisinin kalbinde 80 yıl aradan sonra uçurumun kenarına gelindiğinin ilk habercisi oldu. Enron’un batmasından ziyade batış şekli DowJones’ u, Nazdac’ı ve devamında tüm borsaları alt üst etti. Şirket olduğundan çok daha fazla değerli gösterilmiş, bu hayal ürünü rakamlar üzerinden borsada işlem görmüş, kredi kullanmıştı. Bu dönemde dünya, bu şirket batışını bir dedikodu gibi kayıtsız dinlemiş, firma içinde yaşanan bir dolandırıcılık olayı diye algılayarak üzerinde durulmamıştı. Sıradan insanlar veya ekonomi uzmanı olmayan küçük yatırımcılar açısından bu yanılgı olağandı. Asıl dehşet verici olan dünyada, oyun kurucuların kulağın üzerine yatarak, gelişi belli olan çöküşte küçük bir kesimin çıkarını gözeterek susmaları ve sistemin rayından çıkışını izlemeleriydi. Oyun kurucular, sözü geçen tüm saygın otoriteler bu tezgahın içinde yer aldı.
Bugün açıkça algılanan güven ortamının yok edilişine bu göz yumuş sebep oldu. Başta Amerika ve Avrupa’nın başını çektiği dünya devleri, ellerinde olmayan bir kaynak üzerine ekonomi kurmuşlardı. Petrol ve fosil rezervlerin aynı zamanda dünyamıza verdiği çok büyük çevre zararları da hiç umursanmamıştı. Taşıma suyuyla değirmen döndürmenin bütün hileleri olmasa, bu güce erişmeleri ve dünyayı yönetmeleri olası bile değildi. Reel sektörlerin, ülke ekonomilerinin temel taşını oluşturan petrol ellerinde olmadığından, petrol fiyatlarını ve piyasasını yönetmek ilkesiyle, başta kapital sistem olmak üzere tüm hilelere başvurarak gücü ellerinde tuttular. Parayı ve dolayısıyla dünyayı yönettiler. 1929 krizinde reel sektör iradesinden çıkıp büyümeye açık, türev piyasaların, yani sanal kaynakların temelleri atıldı. İhtiyaçlarına göre, arz ve talep dengesini yeniden kurdular, hammadde veya emtialar yerine paradan para yapma yoluna gittiler. Parayı, hammaddeden, kıymetli hale getirdiler. Yaklaşık 70 yıl boyunca, zenginliklerine zenginlik, güçlerine güç kattılar ve dünyanın mali ticari ve çevresel şartlarını belirlediler. Tüm bu sahte ekonomik yapıyı şekillendirmek adına diğer enstrümanlar, savaşlar, gerekli kanunlar, demokrasi, hatta dünya barışı gibi göreceli olgular, sistemin çıkarlarına hizmet etti. Dünya üzerinde koloniler yoluyla, tabiat zenginliklerini, yerüstü ve yeraltı zenginliklerini sömüren eski dünya devlerine bu yeni yaklaşım çok makul göründü. Amerika ve Avrupa el ele vererek, sistemi kendi imtiyazlarıyla sürdürecek yeni bir düzen kurmuş oldu. Adına balon dendi. Balon, yani sanal sistem o kadar şişmişti ki tabii sınırlarını zorluyordu. Sistem, alabileceği verebileceği her şeyi tükettiğinde, emlak sektöründeki, parayı karşılıksız olduğunu bile bile satmaya, yani usulsüz konut kredileri vermeye kadar cüret ettiler.

İzmir’in makus talihi

Sanane!