Edebiyatımızın hafızası: Cevdet Kudret

Mazlum VESEK
23 Mart 2021

Cevdet Kudret, tam adıyla Süleyman Cevdet Kudret Solok, araştırma denilince edebiyatımızda ilk akla gelen ve sık sık hatırlamamız gereken bir edebiyat insanı

Şu günlerde Cevdet Kudret’e yeniden kafa yoruyorum. Daha önce de bu sayfalarda ondan söz ettim. İhmal etmek zorunda kaldığı romancılığı hayıflandığım bir konudur. Hayatını anlatırken değineceğim üç romanı hakkında yazmaya hazırlandığım; ama bir türlü yazamadığım makale öncesi kendimi mecbur hissetmem için burada hayatından söz etmek istiyorum. Henüz okuyamadım “Sokak” adlı öykü kitabını okumak da ilk ödevim olsun. Anısına saygıyla…

HUKUKÇU BİR ÖĞRETMEN

Cevdet Kudret, 7 Şubat 1907’de İstanbul’da doğdu. Dokuz yaşındayken babasını Musul Savaşı’nda kaybetti. Annesinin gayretiyle okudu. İstanbul Darülfünunu Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1933).

Kayseri Lisesi’nde (1934-1938), Ankara Devlet Konservatuvarı’nda (1938-1939) diksiyon ve edebiyat öğretmenliği, Ankara Erkek Lisesi’nde (1939-1943) ve Atatürk Lisesi’nde (1943-1945) edebiyat öğretmenliği, Yayın Müdürlüğü emrinde İnönü Ansiklopedisi’nde edebiyat sekreteri olarak çalıştı (1945-1950). Demokrat Parti iktidarı döneminde Bitlis Ortaokulu’na Türkçe öğretmeni olarak atanınca (1950) istifa etti (1950). Kısa bir süre İstanbul ve Ankara’da avukatlık yaptı (1951-1954). Türk Dil Kurumu’nda redaktör, Bilgi Yayınevi’nde danışman olarak çalıştı (1967-1970). Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu’nda öğretim görevlisi olarak ders verdi (1970-1973).

YEDİ MEŞALE KİTABI

Yazın yaşamına Servet-i Fünûn dergisinde şiirle başladı (1927). Aynı dergide çalışan yedi genç yazar bir araya gelerek o güne dek yazdıklarını Yedi Meşale adında bir kitapta topladılar (1928). Grup, bundan sonra Yedi Meşaleciler olarak anıldı. Daha sonra çıkardıkları Meşale dergisini sekiz sayı sürdürebildiler. Dergi, yeni alfabeye geçiş dönemindeki zorluklar nedeniyle kapandı. Cevdet Kudret, bu dergide yayınlanan şiirlerini Birinci Perde adlı kitabında topladı (1929). Daha sonraki şiirlerini İkinci Perde (1936-1937), Üçüncü Perde (1937- ) adları altında derlediyse de hiçbir zaman kitap halinde bastırmadı.

Bu arada oyun yazmaya da yöneldi. Tersine Akan Nehir (1929), Rüya İçinde Rüya (1930), Kurtlar (1933) adlı oyunları Darülbedayi’de sahnelendi. Danyal ve Sara adlı oyunu Varlık dergisinde (1938), Yaşayan Ölüler adlı oyunu Ağaç dergisinde (1936) tefrika edildi. “Cumartesi Çocuğu” adlı güldürü biçimindeki bir oyununu ise tamamlamadı.

Süleyman’ın Dünyası adı altında toplanan üç romanında, Sınıf Arkadaşları (1943), Havada Bulut Yok (1958), Karınca’yı Tanırsınız (1976) Türk toplumunun iki Dünya Savaşı arasındaki 30 yıllık toplumsal kesitini yansıttı.

1940’lı yıllarda yazdığı öykülerini Sokak (1974) adlı kitapta bir araya getirdi.

LİSE EDEBİYAT KİTAPLARI

1950 sonrası, edebiyat tarihimizin ünlü isimleri ve eserleri üzerine tanıtım kitapları ve lise edebiyat kitapları yazdı. Bu kitapların çoğunu takma adlar altında yayınlamak zorunda kaldı. Giderek inceleme, araştırma, edebiyat tarihi türlerinde çalışmalara yönelen Cevdet Kudret’in iki ciltlik Türk ve Batı Edebiyatı’ndan Seçme Parçalar (1980-1981), iki ciltlik Örneklerle Edebiyat Bilgileri (1980), üç ciltlik Türk Edebiyatı’nda Hikâye ve Roman (1965, 1967, 1990) incelemesi; üç ciltlik Karagöz (1968-1969), iki ciltlik Ortaoyunu (1973, 1975) derleme ve incelemeleri önemli çalışmalar olarak nitelendirildi.

15. yüzyıl ortalarına kadar getirdiği Örnekli Türk Edebiyatı Tarihi (1995) kitabı, ölümü nedeniyle yarım kaldı. İnceleme-araştırma kitaplarının ön yazıları ile edebiyat üzerine yazılarından bazılarını yeniden gözden geçirerek bir araya getirdiği Edebiyat Kapısı (1997) ise yazarın ölümünden sonra basılabildi.

Dilleri Var Bizim Dile Benzemez (1966), Bir Bakıma (1977), Benim Oğlum Bina Okur (1983), Kalemin Ucu (1991) adlı deneme kitaplarında edebiyat ve Türk diliyle ilgili çeşitli konular üzerine düşüncelerini dile getirdiği yazılarını topladı.

Cevdet Kudret’e Ortaoyunu kitabı için Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü (1974), Türk Edebiyatı’nda Hikâye ve Roman kitabı için Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (1991) verildi. Ayrıca, Dil Derneği Türk Dili Onur Ödülü (1989) ile Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü’ne (1992) lâyık görüldü.

1974-1986 yılları arasında Bodrum’da yaşayan yazar daha sonra yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 10 Temmuz 1992’de bu kentte öldü.

bedelli-askerlik-ucretleri-belli-oldu

Askerlik borçlanmasında ne değişti! Zorunlu askerlik 6 ay

İzmir’de ‘Kadın başkan’ istiyoruz