En iyisi gerçekten senin mi olmalı?

Hatice SAYILGAN
15 Ocak 2020

Büyük heyecanlarla çıkılan yollar neden daha çok başındayken ayrılıyor hiç düşündünüz mü? “Anlaşamadık ve ayrıldık” gerçekten bu kadar kısa ve kolay mı hayatları birleştirip ayırmak? Kesinlikle değil, ikisi de yaşamın en zor kararlarından… Elbette anlaşamamak da bir sebep… Yıllarca tanıdığınız kişi tek bir davranışıyla yabancılaşabilir. İstisnalardan değil çoğunluktan bahsediyorum.
Aslında “Anlaşamadık”ı bahane edenler için halı altına itilmeye çalışılan birkaç gerçek sebep var. Bunlardan en belirgini toplumun neredeyse her kesimini etkisi altına alan doyumsuzluk hissi… İnsanlık, büyük bir doyumsuzluğa doğru emin adımlarla ilerliyor. Beklenti eşiği çoğu şeyde olduğu gibi eş seçiminde de çok fazla… Sokağa çıksak ve desek ki; “Sizin için iç güzellik mi daha önemli dış güzellik mi?” Cevapların yüzde 90’ı “Tabi ki iç güzellik önemli” olur. Çünkü bu gerçeği yansıtmayan klasik cevaplardan biridir; “Nasılsın” sorusunun cevabı “İyiyim” gibi. Ancak gerçek şu ki herkes en iyisini kendisinin hak ettiğini düşünüyor. Tek öz bakımı tırnak kesmek olan adamlar yanında Adriana Lima kadar güzel kadınlar, en büyük başarısı akıllı telefon kullanmak olan kadınlar ise Bill Gates kadar zeki ve başarılı adamlar görmek istiyor. Zaten tam da bu yüzden kızlarımız botoks, dudak dolgusu ve badem göz ameliyatını hiç olmamış varsayıp insanları anadan doğma böyle muntazam olduklarına inandırmaya çalışırken; erkeklerimiz de kültürel tek bilgileri Anadolu yemekleri olmasına rağmen ellerinde süs olarak taşıdıkları dünya klasikleri ile son derece kültürlü, modern ve batılı erkekleri taklit ediyor.

İLETİŞİM VE SAYGI
Güzellik, başarı ve para gibi kriterleri nispeten hayati boyutta değerlendirmeyenler için ise farklı bir süreç işliyor. İkili ilişkilerde doğru iletişim ve saygının önemi malumunuz; birinden biri eksik oldu mu en ufak anlaşmazlıkta ilişki çatlamaya başlıyor, bu kaçınılmaz bir son. Aslında bakarsanız iletişim de saygı da çok kapsamlı ve derin kavramlar. Tarafların her şeyden önce birbirini anlaması en azından anlamaya çalışması gerekiyor. Çünkü kabul edin, çabalamaya rağmen anlaşılmamak bir hastalık gibi insanı yiyip bitirir. Her konuda ortak paydada buluşulacak değil ya illa ki anlaşmazlık yaşanacak. İşte tam da orada devreye, sarsılmaması gereken en temel taş saygının önemi giriyor.
Doğru iletişim ve saygı kavramlarını harmanlayıp bir örneğe dökecek olursak: “Hayvan gibi oldun, biraz kilo ver” demek ile “Son zamanlarda sağlıksız besleniyor, hareketsiz yaşıyoruz; ikimizde dikkat etsek iyi olacak gibi” demek arasında dağlar kadar fark var. Tercihiniz ilkinden yanaysa eşinizin “Haklısın canım, hayvan gibi oldum hemen diyete ve spora başlamalıyım” demesini bekliyor olmalısınız, üzgünüm ama çok beklersiniz bu mümkün değil… Hiçbir insan böyle bir yaklaşıma olumlu yanıt vermez, en iyi ihtimalle bu tepkilere bağışıklık kazandığından özgüveni bir basamak daha düşse de sessizliği tercih ediyordur.
Toparlamak gerekirse; her şeyin en iyisinin bizim olması gerektiği düşüncesinden uzaklaşır, yaşamlarımızda iletişim ve saygı kavramlarının önemini artırırsak ikili ilişkilerimiz de toplumsal yaşamımız da daha iyi olacak. İsterseniz deneyip görelim…

konu-cok-icerik-bos

Konu çok, içerik boş!

esbastan-izmire-iki-mujde

İyi haberlerle geldim!