“Festival her koşulda işçilere ulaşmalı…”

Mazlum VESEK
30 Nisan 2020

Uluslararası İşçi Filmleri Festivali (İFF) Gönüllüsü Murat Bakır, korona sürecinde festivalin nasıl gerçekleştirileceğini anlattı. Bakır, festivalin sponsorsuz ve gönüllü emeğiyle 15 yıldır yürüdüğün altını çizerek, festivalin her şeye rağmen gelecekte de işçi-emekçi kesimlere ulaşması konusunda çaba sarf edeceklerini söyledi. Bakır, korona virüs sürecinde çalışan kesimleri festivalin merkezine aldıklarını söyledi.

Uluslararası İşçi Filmleri Festivali bu yıl çok özel bir deneyim yaşayacak. Festivali nasıl organize ettiğinizi anlatır mısınız?

Öncelikle herkese merhaba diyelim! İşçi Filmleri Festivali hazırlık çalışmalarına ekip olarak her yıl olduğu gibi aylar öncesinde başladık. Geçtiğimiz yıl festival sonrası ekibimizle birlikte bir çalıştay yaparak festivalin başlangıcından başlayarak neleri yapıp yapamadığımıza eksiklerimize vs gibi birçok konuya değinerek bazı kararlar almıştık. Bu kararlar doğrultusunda hazırlık ekibimizi çeşitli çalışma başlıkları etrafında komitelere ayırdık. Film izleme ve seçme, altyazı ve çeviri ekibi, gösterim mekanları, açılış gecesi –gala- organizasyonu vb gibi. Komitelere katılımın gönüllü ve herkese açık olduğunu da belirtmek isteriz. Zaten festivalimizin diğer festivallerden farkı gönüllü emeği ile yürütülüyor oluşu. İşçi Filmleri Festivali filmlerin yarıştırılmadığı, filmlere ödül vermeyen, sponsorsuz ve ücretsiz bir film festivali! Festivalin başlangıcından beri bunlar değişmeyen ana ilkelerimizdir. Bu yıl 15. yaşına giren İşçi Filmleri Festivali’ni tüm bu özellikleri ile düşündüğümüzde Dünya’da ve Türkiye’de ilk ve tek film festivali deneyimidir. Bu yıl özel olarak dünyada ve ülkemizde yaşanan pandemi süreci nedeniyle 15. İşçi Filmleri Festivali’ni “online” yapma kararı aldık. Başta da belirttiğim gibi hazırlık ekibimizle çalışmalarımıza aylar öncesinden başlamıştık. Hatta yerel yönetimlerin el değiştirmesiyle birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi ilk kez festivali destekleyerek gala yapacağımız salonu festivalimize açmıştı. ‘’Her şey yolunda gidiyor’’ diye düşünürken festival ekibimizle birlikte süreci değerlendirerek birçok seçeneği masaya yatırdık. İleri bir tarihe atmayı da konuştuk ama salgınının ne kadar daha süreceği belirsiz olduğu için böyle bir karar almak durumunda kaldık.

Bu yıl film seçimini hangi kıstaslara göre yaptınız ve virüs salgınıyla ilgili neler izleyebileceğiz?

Bu yıl festivalimize rekor düzeyde film başvurusu aldık diyebiliriz. Gelen filmleri ince eleyip sık dokuyarak özenle seçmeye gayret gösterdik her yıl olduğu gibi. Ama virüs salgını ülkemizde yayılmaya başlamadan evvel bu yıl festival seçkimizi netleştirmiştik. Dolayısıyla seyircimiz korona virüsle ilgili film bulamasa da ‘’kapitalizm virüsü’’ ile ilgili çokça filme rastlayacaktır. Elbette ki İşçi Filmleri Festivali’nin her yıl film seçerken temel kıstasları var. Bu kıstaslar arasında şu şekilde bir dağılım var: emek, kadın, barış, insan hakları, doğa vb temalar gibi..

Festival olarak toplumsal muhalefetin gündemini beyaz perdeye taşımanın yanı sıra gündemde olmayan ya da kıyıda köşede kalan konu ve öğeleri de açığa çıkartıp filmleri bu kıstaslara göre de seçiyoruz. Bu yıl gala filmimiz dahil toplamda 41 film göstereceğiz. Bunlar arasında Türkiye’de ilk kez festivalimiz aracılığıyla gösterilecek adet filmimiz var: Tunç Okan’ın ‘’Cumartesi Cumartesi’’ filmini Fransa’da kurgulanmış, gösterilmiş haliyle izleyeceğiz. Diğer filmimiz ise yönetmenliğini Tsuchiya Tokachi’nin yaptığı Ari Jigoku Tengoku / Karınca Cehennemi Cenneti!

Biraz ekibinizden söz eder misiniz? Kimler bu çalışmanın içinde?

İşçi Filmleri Festivali düzenlendiği ilk günden bu yana 15 yıldır gönüllü ve amatör emeği ile yoluna devam eden büyük bir özveri ile çalışan iyi güzel, insanlar var. Öncelikle şunu söylemeliyim; festival ekibimiz salt sinemacılardan oluştuğunu söyleyemem. Hatta sinemacılar azınlıkta bile diyebilirim. Çok çeşitli meslek dallarından insanlar var. Hepsinin ortak özelliği İşçi Filmleri Festivali’ni anlamlı, kıymetli ve en önemlisi gerekli buluyorlar. Bu kadar çok çeşitli insanın bir arada oluşu festivalin yaratıcı işler çıkarmasında etkili olduğunu düşünüyorum ben. Herkese açık oluşu da ayrıca farklı ve çekici de geliyor insanlara. ‘’Ben de buradayım ve bir şeyler yapıyorum’’ hissini iyi biliyorum. İzmir’de 2008 ve 2009 yıllarında bir sinema öğrencisiyken tanıştığım İFF’nin gönüllüsü olmak bugün bile bana inanın huzur veriyor.

Festival sokakta ve salonlarda yapıldığında ulaşmak istediğiniz kitle adres olarak önünüzde duruyordu. İnternet üzerinden bir festival örgütlüyorsunuz. İşçi kitlelerine ulaşmada nasıl bir yol izleyeceksiniz?

Açıkçası bu bizim de 15 yıllık bir film festivali bile olsak öğreneceğimiz, deneyimleyeceğimiz bir şeylerin olduğunun işareti olarak okuyoruz bu süreci. Dediğiniz gibi İFF sinema salonları, mahalle ve sokak gösterimleri, Anadolu’da köy gösterimlerine varana kadar kitlelere dokunarak geldi bugüne. Yukarıda da bahsettiğim üzere pandemi süreciyle birlikte festivali ‘’ONLİNE’’ yapma kararı aldık. Bunun ilginç bir deneyim olacağını düşünüyoruz festival için. Biraz da ‘’izle ve gör’’ gibi de bakıyoruz. Seyirci kitlemize ulaşmak için hem de bir teknik hazırlık olması açısından da nisan ayı içinde ‘’Festivale Doğru Cumartesi Sineması’’ gibi online canlı yayınlar yaparak yönetmen ve sinema yazarlarının katıldığı üç haftalık bir program yaptık. Açıkçası herkes merak içinde izleyip görmeye ve anlamaya çalışıyor diyelim.

HERKESİN MOTTOSU’

Virüs salgını sonrası birçok sektörün daralması gibi konular konuşuluyor. Festival gibi bir arada olmayı gerektiren etkinlikler de bunun içinde. Siz geleceğin dünyasında nasıl bir İFF görmek istiyorsunuz?

‘’Hiçbir şey eskisi olmayacak’’ sözü çok herkesin mottosu gibi oldu. Evet olmayacak ama eskisinin yerine ne geleceği ya da eskinin yerini neyin alacağı sorusu herkes tarafından tartışılır vaziyette. Festival olarak nisan ayı içinde ‘’Festivale Doğru Cumartesi Sineması’’ gibi online canlı yayınlarda aslında bu sorunun izini aramaya başladık. Özellikle pandemi sürecinde Atlas ve Rex gibi bağımsız sinema salonlarının kapanması, birçok film festivali ya da daha genel olarak söylersek kültür sanat ekinliklerinin ertelenmesi, iptal edilmesi ve digital alana kayması bu soruları ister istemez gündemimize soktu. Elbette bizler festival olarak “film sinemada izlenir’’ mottosunu savunuyoruz. Kitleye dokunan bir festival olduk bugüne kadar bunun böyle gitmesini umuyor ve diliyoruz; ama gelinen süreçte iptal etmek yerine online’da film gösterimini yapacağız. Uzun zamandır sektördeki digitalleşme ile Netflix, Blu TV, Mubi gibi platformlarla sinemalar ‘’evlere taşınır’’ gibi gözükse de sinema salonlarında film izlemenin biteceğini düşünmesek de dönüşeceğini ya da bağımsız sinema salonlarını daha da daralacağını da ne yazık ki öngörüyoruz. Gelecekte nasıl bir yerde olacağız sorusuna şu an kesin ve net cevap veremesek de İFF’yi her koşulda, bir biçimde işçilere, emekçilere ve halka ulaştırılması noktasında hem fikiriz!

İFF dört kentte eş zamanlı başlıyordu. 1 Mayıs günü yapılan yürüyüş start demekti. İFF bu yıl 1 Mayıs günü ne yapacak?

Dediğiniz gibi İFF İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır eş zamanlı başlardı. 1 Mayıs günü festival korteji yürüyüşlere katılırdı. Pandemi nedeniyle bu yıl bu ezber bir bakıma bozuldu diyebiliriz. Yani bu yıl tüm Türkiye aynı anda online izleyebilecek festivali yine sponsorsuz, yarışmasız, ödülsüz ve ücretsiz olacak!

İFF her yıl olduğu gibi bu yılda set arkasında çalışan bir işçiye dayanışma ödülü vermektedir. Bu yıl ödülün sahibi görüntü yönetmeni Meryem Yavuz’a verilecektir.

Festival açılış etkinliği, 1 Mayıs 2020 saat 20.00’de İFF Youtube kanalından canlı yayınlanacaktır.

Gecenin sunuculuğunu oyuncu Alican Yücesoy yapacak.

Müzikleri ile Kardeş Türküler, Şanışer, Metin Kemal Kahraman, Burcu Yeşilbaş açılış gecesine katılacaklar.

Ayrıca oyuncu Mert Fırat, Ercan Kesal, yurt dışından Tunç Okan ve yönetmen dostlarımız katılacaklar. Evde kalamayanlar da online sahnede yer alacaklar.

Açılış filmimiz Fatih Pınar’ın yönettiği ‘’Kaza Değil Cinayet’’

Başta sağlık emekçileri olmak üzere, market çalışanları, hizmet sektörünün değişik biçimlerinde çalışanlar, ihracatı düşürmemek için çalışmaya mahkum edilen otomotiv işçileri, beyaz eşya sektöründe çalışan emekçiler, inşaat işçileri ve nicelerine bu festivali ithaf ediyoruz.

Festival gösterim programımız ve filmlerimiz hakkında ayrıntılı bilgilere www.iff.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Röportaj için Egede Telgraf gazetesine ayrıca festival olarak teşekkürü borç biliriz. Dayanışmayla kalın!

“EVDE KAL”ıp ne yapmalı?

Eurovision inadı