Gazi madalyaları Zeki Müren’den

Ayşegül ÇAKMAK
13 Ocak 2020

Kleopatra, büyük aşkı Jul Sezar’a bir halının içinde sarılı olarak gider. Sezar da ayaklarına serilen bu aşka karşılık Kıbrıs Adası’nı Kleopatra’ya hediye eder.
Büyük aşklara tanıklık etmiş bu kara parçası, ileride kanlı savaşlara sahne olacaktır. Rumlar, öldürmek için ‘gözünün üzerinde kaş var’ diyerek kadın erkek çoluk çocuk kurşuna dizecektir.
Ve o kanlı günler gelir.
Rumlar bir gün Hz. İsa’nın doğumunu bahane edip sokaklara dökülmüşler kanlı Noel ile anılan Türkler’e karşı kanlı bir vahşet sergilerler. Türk köylerini tek tek basarlar. Işıkları yanan evlere baskınlar yapıp savunmasız köylüleri hunharca katlederler. Tabip Binbaşı Nihat İlhan, Kıbrıs Türk tarihine banyo katliamı olarak geçen 3 evladı ve eşini hain bir saldırıda kaybeder. Kundaktaki bebekleri dahi öldürürler.
Türkleri öldürerek, Noel’i kutlarlar.
Dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, müdahale kararı verir. Azıtmış olan Rumlar’a karşı, Türkiye’den asker gönderecektir.
İç bükey bakılınca sınırlarımız birbirine karışmış, dış bükey bakınca da suyun öte yanı Amerika Başkanı Johnson, İnönü’ye ültimatom niteliğinde bir mektup yazar… (Gelenek demek onlarda mektuplaşmak. Trump da yazmıştı ya. Ananelerine göbekten bağlılar)
‘Bay Başkan, eğer sen Kıbrıs Rumları’nın üzerine asker gönderirsen, Amerikan silahı kullanamazsın. Ayrıca, NATO üyesi olduğunu unutma. Birleşmiş Milletler sonra sana çok kızar ve yaptırım da uygularız ona göre. Mektubuma burada son verirken hasretle gözlerinden öperim’ der.
Bu mektup, Gazeteci Cüneyt Arcayürek tarafından haber yapılıp, manşete taşınınca Türk halkının müttefik sandığı Amerika’ya güveni sarsılır.
Birleşmiş Milletler’in kararıyla 1950’li yıllarda Kore’ye savaşa gönderilen askerlerimizden gazi olanlar, olaya tepkilerini Kore Gazisi Madalyaları’nı iade ederek göstermek isterler.
Kore gazilerimiz, bir an bile tereddüt etmeden canlarını hiçe sayarak kazandıkları madalyaları, ABD’nin tutumu karşısında üstlerinde daha fazla taşımak istemeyip birer birer iade ederler.

‘ADIM GİZLİ KALSIN’

Dönemin Milli Türk Talebe Birliği ise gazilerimizin bu asil davranışı karşısında siper edilen göğüsleri boş bırakmak istemez ve yeni bir madalya yaptırmaya karar verir.
Niyet çok yüce, fakat para yoktur. Sanat Güneşi Zeki Müren, bu yüce çabadan haberdar olur.
Yüreğindeki vatan sevgisi ile gazilerimize basılacak yeni madalyaların masrafını bizzat üstlenir.
Ancak, tek bir şartı vardır. !Adım gizli kalsın.’
18 ayar altından yapılan yeni madalyaların bir yüzünde Milli Türk Talebe Birliği logosu ile Kore Gazileri Milli Hizmet Armağanı ifadesi yer alır. Diğer yüzünde ise Kıbrıs Adası’nın haritası ile Milli Türk Talebe Birliği yazısına yer verilir.
Kore gazilerimizin göğsünde gururla taşıdığı bu madalyalar, çok sonra Zeki Müren Madalyası olarak anılmaya başlanır.
Sonrasında köprünün altından çok sular akar. Ve Bülent Ecevit, namı diğer Karaoğlan Kıbrıs’a ‘Ayşe tatile çıksın’ parolasıyla, kan kusup kızılcık şerbeti içen yavru vatandaki Türk halkını kan gölünde boğulmaktan kurtarır. Tarihte ilk kez Adnan Menderes döneminde göbeklerimiz kesilen Amerika’ya karşı dik duruş gösterilir.
Sanat Güneşimiz Zeki Müren’i bu vesileyle bir kez daha rahmetle anarken, neden ‘Paşa’ lakabını aldığını ve bu lakabı ne kadar hak ettiğinin de hakkını vermemiz gerekmez mi?

‘DURDURUN UÇAĞI İNİYORUZ’

Düğün gecesi filminde Türkan abla uçağa biner, uçağın buğulu camlarını siler. Koşarak gelen Zeki Müren son anda uçağa biner. Havalandıktan sonra da Buca Gaziemir minibüsüne bindiğini sandığı için ‘Durdurun uçağı iniyoruz’ der. Otuz bin fitten paraşütle atlarlar.
Vizontele filminde ‘Zeki Müren de bizi görecek mi?’ diye soran Cem Yılmaz’a sözüm. Gördü Cem Abi. Biz de Zeki Müren’in, gazi madalyalarının parasını verip, Türk Eğitim Vakfı ve Mehmetçik Vakfı’na bütün mirasını bırakarak bize ne kadar değer verdiğini gördük.
Dertli gönüllere giren işte odur Zeki Müren…

İzmir’in havası!

Doğalgazda yine “al ya da öde” girdabına mı giriyoruz?