Güzel günler göreceğiz Hacı Amca

Metin AYDINOĞLU
2 Ağustos 2022

Ne güzel günlerdi. Doya doya yaşadık. Tatlı rekabet vardı. Gürültü patırtı olmazdı. Dargınlıklar bile üç dakikayı geçmezdi. İnternet yok, cep telefonu yok. Haliyle anında fotoğraf çekip haber yazma olanağımız da yoktu. Olay mahalline gitmek şarttı. Maşallah cüsse süper, eller kürek gibi. Sıktı mı, iyi sıkar. Ama karınca ezmez bir temiz yürek. Lakabı Hacı Amca. Düzgün vatandaş, kalp kırmayan babacan adam, garip dostu bir insan evladı. Yüzlerce sporcuya, antrenöre, hakeme emeği geçmiş bir yiğit. Paylaşmacıdır, bencil olmadı hiçbir zaman. Lokmamızı paylaştığımız gibi fotoğraf dialarını bile çaktırmadan paylaşırdık.

HER YERE KOŞTU

Yıllarca top peşinde koşturdu, haber peşinde koştu. En güzel fotoğraf çekme peşinde koştu. Yetmedi bir de diaları zamanında yetiştirme peşinde koştu. Deplasmanlardan son sürat, kelle koltukta. Öyle at, salla olduğun yerden. Yok böyle bir dünya. Kes-kopyala-yapıştır olmadığı, hazırcılığın, alıntı, çalıntı olmadığı günler. Şimdi arkadaş haberimizi kırpıyor, alttan üstten kuşa çeviriyor. Kalanı aynı, virgülüne kadar, altına sitesininin adını veya kendi adını soyadını koyuyor, sıkılmadan, pişkinlikle. Emeğe saygısızlık.

VEFA HERKESE LAZIM

Şaka mı yaptı, bilemiyorum. Geçenlerde kerli, ferli ünlü bir isim ‘Metin hep vefat edenleri yazıyorsun içim bayıldı’ dedi. Ben de ‘Hocam siz hasta olunca, eğer ki benden önce vefat ederseniz, söz yazmayacağım, duyurmayacağım’ dedim. İyi demişim de mi ? Basın camiası değil sadece, vefasızlık, vefasızlar her yerde. Boş vermişlik, erteleme huyu, menfaati de yoksa, ayfon bilmem kaçla bile aramaz. Merak etme seni de bir gün aramazlar, olur biter, beklersin. Telefonun elinin altını demeyi bıraktım, her zaman elinde. Arasana. Kim, ne halde ? Sana emek verenler olmadı mı ? Kendi kendine mi gazeteci oldun ? Biz vefasız değiliz. Yalnız değilsin Hacı Amca. 4 yıldır bacaklarda sorun var. Yürümekte çok zorluk çekiyor. Biz varız, hepimiz varız.

DİK DURUŞLU, ONURLU

Hacı Amca neden mi ? Bu lakabı da Kâbe’ye gidemediği için içinde uhde kalsa da Muhittin Akbel ustam taktı. Eli öpülesi adam gibi adamdır. El etek öpmez. Yalan yazmaz, Yalan konuşmaz. Dedikodu bilmez, sevmez. Harika fotoğraflar çekti, haberler yaptı, ödüller aldı. Amatör ve profesyonel liglere çok emeği geçti. Çalışkandı, cevvaldi. Çok da iyi futbolcuydu, sağlam oynardı. Evine, ziyaretine gittik. Ustam müdürüm Muhittin Akbel ve sevgili Mustafa Uğur ile. Çok memnun kaldı. Hediye ablam yine aynı börekten yapmış, elleri, yüreği dert görmesin

SIFATININ HAKKINI VERİR

İyiliksever, insan sever, doğasever, hayvansever, zararsız, çok yararlı, dinimizi tam olarak yaşayan, dini bütün, karakterli, haram yemeyen, hak yemeyen, adil ve de namazında niyazında, namazını dosdoğru kılan, kalp kırmaz, zor şartlarda bile orucunu tutan kaliteli bir insan evladı, lakabının hakkını veren bir Hacı Amca. Ortopedik, Beyin Cerrahilik sorunları var. Yürüyeceksin. Hatta sahaya çıkıp oynayacaksın. Yanında Altaylı, Onurspor antrenörü Mustafa Uğur hocam oynayacak. Takım arkadaşın Orhan Özuğur (İmam Orhan) hocam da gelir. Senin için koşa koşa gelirler. Maçı da ben yöneteceğim, söz, inşallah. Muhittin abim de yazacak, sallayacak ‘Şöyle olsa böyle olurdu’ diye. Güzel günler göreceğiz Hacı Amca.

KENDİM İÇİN İSTİYORSAM…

19’lu yaşlar, Yıl 1985. Derneğe, cemiyete üye olmak istedim. Almadılar. Benim de hatam var, üstüne düşmedim. Sonra soran da olmadı. ‘Daha yaşın küçük, devamı gelir’ dediler. Şimdi stajyerleri de üye yapıyorlar. Sağlık olsun. Baktım onlarca kişiye berat verdiler, törenle. Üyeler haliyle. Tebrikler, gözümüz yok. Diyorum ki dünya gözüyle, tam da vaktiyken. Hikmet Kızak ağabeyim de hatırlansa. Moral olsa. Çok mu zor. Metin Ok ağabeyim vardı, Allah rahmet eylesin. Ailesi bulunabilir. Dursun Özmen, Abdullah Yavuz, İzzet Güney, Ahmet Özcan’lar da var. Emekçi, onurlu insanlar. Düşman, kinci değil dostunuzum. Kendim için istiyorsam da namerdim.

Bu onların mutsuzluğu sizin değil!

Fazlalıkları atma vakti