Haftanın çıktıları

Ege Telgraf Admin
14 Ocak 2023

Bu hafta tek bir konuya yükselme gücünü bulamadım köyün delisinde. Farklı farklı parçalardan yol alabiliriz diye düşünüyorum.

Elime hiç gazete almadığım, dolayısıyla hiçbir köşe okuyamadığım bir haftaydı. Sadece twitter postlarıyla yetinilmediğini, haber sitelerinde bile reklamlardan rahat gezinemediğimi fark ettim. En büyük ayrıcalık burada oluşuyor bence. Sağdan soldan ekranların açılmadığı bir alan gazete, somut, elinizde evirip çevirebiliyorsunuz. Okuduğunuz konudan da sekemiyorsunuz. Zihninizin tek bir alanda kalmasına müsaade veriliyor. Ne garip..

***

Zihnin artık bir yerden bir yere sekmesi ihtimali günümüzde ne kadar çok yüksek. Uyaranlar bu kadar fazlayken ne olmasını bekliyoruz ki? Her gün, elimizdeki bir materyalden yüzlerce fotoğraf ve video görüp bunların arasında geziniyoruz. Sürekli olarak zihinsel bir karşılaştırma içindeyiz. Bunu nasıl engelleyeceğiz?

Yaptığınız yemekten giydiğiniz kıyafete, edindiğiniz bir alışkanlıktan kendinizi yorumlama biçiminize kadar her şeye salça olabilen bir sistemden bahsediyoruz. Sizce bu sistem psikolojik sağlığınızdan ilişkilerinize kadar her şeyinizi etkilemiyor mudur?

Neyse, felaket tellallığını burada bırakıyor ve başka bir konuya atlıyorum.

***

Geçtiğimiz bir hafta boyunca farklı zamanlarda evdeki her şeyin bozulmaya çalıştığına ve 2023’ün kötü enerjiyle başlayıp yükseleceğine emindim. Yalnız da değilmişim. Elektronik aletler çatladı, başımıza gelmeyen kalmadı. Bir danışanım Mars dedi. Retroya girdik çıkıyoruz dedi. Olabilir dedim, bir de bulaşık makineme sormak lazım. Retro ondan ne istemiş de bozulmuş, derdini anlamak lazım..

***

Sadece aletler bozulsa iyi. Üzüntüyü ve acıyı içimizden geçiremeyip çok farklı alanlardan ortaya çıkaran da sadece ben değildim. Bu hafta onları da gördüm. Sabah yedide arabada bir şarkıyla dağılanları, kavga ederken bambaşka bir konudan çıkıp şimdi ne alaka buraya geldik diyenleri, çok fena hasta olanları, yemek programı izlerken duygusal kilitlenme yaşayanları gördük. Kendimi de kaçarken, duygularım beni bulamasın diye saklanırken buldum köşede. İkna sürecim halen devam ediyor. Güvenli bir alan olduğuna ikna olursam dışarı çıkacağım ve yüzleşeceğim. Ne yapalım…

***

Velhasıl, bozuk enerjilerden geçtiğimiz ve güvenli alan aradığımız, zihnimizi sakin tutmaya çalışıp bir türlü beceremediğimiz bir haftaydı. Oh! Mis gibi kaos! Mis gibi dünya!

Daha da nasıl olsun zaten..

Köyün delisi herkese sakin haftalar diler!

Akbelen’de neler oldu? 

Bernard Shaw’ın ölüsüyle konuşmak