Hapşu mevsimi

Semra ÖNDER
30 Ekim 2020

Eski adamlar doğruyu söylemiş
Bir çiçekle bahar olmaz
Kişi kendini bilip sağa sola sormalı
Can pazarı bu oyun olmaz
Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü
Sonunda şifayı kapıp da şaşırınca
Bana gel beni dinle iyi yaz
Defteri kalemi al iyi yaz!!!
Ha ha ha ha hapşu mevsimi geldi…
İzmir iki gündür yer yer yağmurlu, yer yer güneşli…
Kasım’a girmeye de kaldı iki!
Hala ne giyeceğimize karar veremiyor, kısa kollulara mı tutunsak ya da battaniyelere sarınıp mı sokağa çıksak bilemiyoruz…
Kalın giyinsek ayrı ince giyinsek ayrı bir dert…
En iyisi evde oturup hiç dışarıya çıkmamak!
Geçtiğimiz yıllarda bu neler yaptığımı düşünüyorum… Yağmurlu havalarda hep ayaklarımı uzatıp elimde kahvem ve güzel bir kitabın hayalini kurardım… Ah, içimi bile ne kadar huzurla doldururdu düşüncesi… Şimdi ise bu hayalimi ufak ufak gerçekleştirebilmenin sevinci içerisindeyim… Evimde kendime ait güzel bir köşe oluşturdum… Rahat bir koltuk, pamuklu küçük bir battaniye, renkli mis kokulu mumlar, ayaklarımı uzatabileceğim rahat bir koltuk ve yanımda envai çeşit kitaplar… Burada vakit geçirirken bazen öyle bir kaptırıyorum ki kendimi akşam oluyor ve yemek yapmayı bile unuttuğumu fark ediyorum… Sonra tabii koştur koştur mutfağa!
Son zamanlarda sağlıklı beslenmeye dikkat ediyorum. Araştırmalar yapıyor, ailemin sağlığı için en iyi olan ürünleri koyuyorum sofraya… Mesela haftanın en az iki günü balık soframızın tacı! Bunun dışında brokoli, kırmızı pancar, yazın size ballandıra ballandıra anlattığım turşularım asla eksik olmuyor masamdan… Biberlerim, salatalık turşularım ve bu senenin gözdesi paprika turşum gerçekten parmak ısırtıyor…
Akşamları mı?
Normalde biz yazın meyve kışın ise tatlı seven bir aileyiz. Ancak bu dönemde de mümkün olduğunca meyve tüketmeye gayret ediyoruz, şekerli tatlılardan da uzak duruyoruz. Mandalinalar bana hala biraz ekşi gelse de günde en azından 1 porsiyon tüketmeye çalışıyoruz. Cennet hurmaları, yabani armutlar ve kumlu elmalar ise en sevdiğim!
Bir de bu ara bitki ve meyve çaylarına tutulmuş durumdayım. Özellikle yaban mersinli çay ve kuşburnu favorim.
Bu arada yaban mersinin antioksidan, kuşburnunun da C vitamini açısından mükemmel besin kaynakları olduğuna da dikkati çekmek isterim…
Onun dışında Barış Ağabey’in de dediği gibi nane, limon kabuğu, tarçın, zencefil, hatmi çiçeği ve çörek otu da olmazsa olmaz! Ah be Barış Manço çok özledik senin samimiyeti…
Yazımın yavaş yavaş sonuna gelirken, size Nebahat’in de çok selam söylediğini iletmek isterim… Onu da uzun zamandır ihmal ettik ama ne yapalım; bu süreçte arada mesafeler olsa da gönüller bir!
Benden size…
Bir çiçek: Siklamen
Bir şarkı: Candan Erçetin – Yaşıyorum
Ve bir de kitap: Rüzgar Gibi Geçti – (1936) Margaret Mitchell

LÖSEV’li yavruların 29 Ekim coşkusu

Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp