“Her kesime ulaşılacak, her partili kendini ifade edecek”

Mazlum VESEK
19 Aralık 2019

Selma Nalbantoğlu, Bornovalıların tanıdığı bir siyasetçi. Daha önce meclis üyeliği ve belediye başkan yardımcılığı yaptı. İnşaat Mühendisleri Odası’nın aktif bir üyesi. CHP İlçe Başkan Adayı olarak, en önemli gördüğü hedeflerinden birisi de demokratik kitle örgütleriyle kurulacak bağ. Nalbantoğlu, çalışma ekibini, partiyi toplumun en ince damarlarıyla buluşacak bir ekip olarak tarif ediyor. Bornova’daki toplumsal farklılıkları partide bir araya getirmekten ve bunu mahallelere yansıtmaktan söz ediyor. Mahallesinde delege seçilememesi ve CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat’ın yaş almış partililerle ilgili söyledikleri dahil bir çok önemli açıklamada bulunan Nalbantoğlu, Kılıçdaroğlu’nun “Her sokakta, her apartmanda bir temsilcimizi istiyoruz” mesajını önüne ödev olarak koyduğunu söyledi.

Doğrusu bir gazeteci olarak, kişilerin yaşı üzerinden siyaset yaşamlarını konuşmak, bu şekilde soru sormak tercihim değildir. Ancak, partinizin önemli mevkilerinde bulunan kişiler “yaşı 60’ı geçenler” ifadesini kullandığı için soruyorum. Yaşınız veya başka yol arkadaşlarınızın yaşı sizin için önemli mi?

Tüzüğü uygulamakla görevli yetkililerimizin bu şekilde tüzük dışı ölçütlerle konuşmalarını yadırgıyorum. Tüzük partinin anayasasıdır. Ve kimin nereye nasıl aday olabileceği tüzükte yazılıdır.

Biz sizinle 2013’te yine Bornova’da meclis üyeliği aday adaylığınızla ilgili görüşmüştük. Aradan yıllar geçti. Yine Bornova’da siyaset yapmak için bir yola çıktınız. Bornova sizin için neyi ifade ediyor, siyasette?

Manisa-Gördes doğumluyum. Liseye İzmir Kız Lisesi’nde başladım. Lise bittikten sonra Ege Üniversitesi’ne kaydoldum. 1972-73 yıllarından bu yana kendimi Bornovalı sayıyorum. Neredeyse yarım asırdır. Evlenip, yer tutma konusuna gelince de hiçbir yeri beğenemedim, İzmir’de. İzmir, her tarafı çok güzel bir kent ama illa ki Bornova’yı aradım. Eski Bornova’nın yarattığı bir gönül bağıdır belki, bilemiyorum. O kadar samimi ki, çarşıya giriyorsunuz, zaten çok güzel eski bir çarşımız var, herkesle selamlaşıyorsunuz. Tam bana göre. Sadece kısa bir dönem lojmanda yaşadım. Onun dışında Gaziemir, Bostanlı, Karşıyaka gibi yerlerde yapılan o güzel binalara rağmen ben Bornova’da oturmayı tercih ettim. Evim, çarşının içinde bir evdi. Şimdi de Evka-3’te oturuyorum. Eski Bornovalı sayılırım. Beni tanıyan parti çevresi ve dışındaki çevre de benim için “Eski Bornovalı” der. Ne mutlu bana!

Biraz iş hayatınızdan söz eder misiniz?

Ben inşaat mühendisiyim. Kamuda değişik kademelerde görevler yaptım. Kamudan emekli oldum. Emekli olduğum öbür ayın ilk günü, gelip partiye üye oldum. İş hayatı şantiyecilik ağırlıklı olduğu için, bugüne aktaracak farklı bir şey yok. Üyesi olduğum İnşaat Mühendisleri Odası’nı bütün komisyonlarda, hatta küçük kurullarda bile temsil ettim. Aktif olarak İMO’da çalışmaya devam ediyorum. 2000 yılından itibaren aktif görevler üstlendim. Seve seve yaptım. Bir de arada, 2004 yılında meclis üyesi oldum Bornova’da. İmar işlerinden sorumlu belediye başkan yardımcılığı yaptım. Başkan, (Aziz Kocaoğlu) Büyükşehir’e geçince çevre ekibi oluşturdu, Bornova’dan da insanlar aldı. Bir tanesi de bendim. İki yıla yakın da, Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı yaptım. Orası da bürokratik bir merkezdi.

Mahalle delege seçimlerini takip edebildiniz mi bu konudaki gözlemleriniz nelerdir?

Takip ettim. Çok hareketliliğin, çok etkenin bir araya gelmesi delegasyonun oluşmasında rol oynadı. Benim bildiğim kadarıyla, yatay yerleşimlerin fazla olduğu mahalleleri ifade eden, temsil eden delege yapısı çıktı. Ben bunun neresinde olurum, diye baktığım zaman, bana göre çok güzel bir sonuç alındı. Benim kendi mahallemde 4 oyla kaybettik. Evka-3 Mahallesi’nde… Tabii iddialar vardı. Çok ciddi farkla kazanacağını iddia eden bir grupla yarıştık. 7 oy iptaldi. İptal oylarının kime ait olduğunu bilemeyiz. Ama 4 oyla kaybettik.

Mahallenizde kaybetmiş olmanızın sizin için bir handikap olduğunu düşünüyor musunuz?

Hayır, aksine… O dönemi sıcağı sıcağına yaşadım. Bornova kamuoyu da o süreci çok sıcak yaşadı. Çünkü delege seçimlerinin olduğu ilk mahallelerdendi, Evka-3. Aslında beraber çalıştığım arkadaşların dışındaki arkadaşların iddialarına göre “gömülecek olduğumuz” bir seçimdi. Ama ciddi olarak mahallemizde var olduğumuzu gördük. Seçimin sonucu oydu. Galip sayılır bu yolda mağlup ya da tersi mağlup sayılır bu yolda galip olan bir seçim sonucuydu. Birkaç mahallede benzer sonuçlar oldu. Oralardaki delegasyonun da özellikle partinin tozunu yutmuş, kültürünü almış olan delege arkadaşlarımızın çoğunun çok ciddi bir şekilde CHP’yi düşünerek karar verecek insanlardan oluştuğunu ben, kağıt üzerinde görebiliyorum. Temaslarımda da bunu görebiliyorum.

CHP’de görüştüğümüz hemen herkes belediye başkanlarının olası vesayetinden şikayetçi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu kaygıyı haklı buluyor musunuz?

Tabii ki, ben de o çerçevede düşünüyorum. Aslında partinin bütün üyeleri temsil eden delegasyonun kendi iradeleriyle karar verecek üyeler olduğunu düşünüyorum. Bornova Belediye Başkanı’nın, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ya da her ikisinin birden beni işaret ediyor olması, başkasını işaret ediyor olması delegasyon üzerinde çok etkili olmamalıdır. Bunu ummak da istiyorum. Partime bu yönden de güveniyorum.

Çok etkili olmamalı dediniz. Peki bir belediye başkanının ne düzeyde dahil olması gerektiğini düşünüyorsunuz? Onun da bir parti üyesi olduğunu düşünerek…

Kendi üzerimden cevap vereyim. Yıllardan beri mahallemde delege seçimlerine katılmış bir insanım. Her zaman söylediğim şey şu: Bir oyum var. Yıllardır eşimle beraber yaparım siyaseti; ama benim iki oyum var, demem. Eşim de öyle der. Herkesin böyle düşünmesi gerektiği kanaatindeyim. Dilerim. Elbette belediye başkanlarımız, partimizin sosyal demokrat, dayanışmacı, halkçı, projelerini uygulamakla sorumlular. Bunu da ellerinden geldiğince yapıyorlar. Bornova Belediyesi de öyle. Onların isteklerinin seçmenle, halkla buluşabileceği kanalın açık olması lazım. Çöp toplanmıyor, toplanıyor meselesinden çok, başka mahallelerdeki hizmetleri de takdir edecek seçmen önemli. Bunun yollarının ve kanallarının da ilçe örgütü tarafından açılması gerektiğini düşünüyorum. Belediye başkanlarımızın da en büyük arzusu bu yönde çalışacak bir ilçe yönetiminin olması olduğunu düşünürüm.

İlçe başkan adayısınız. Resmi bir açıklamanız yok. Ne zaman açıklama yapmayı düşünüyorsunuz?

Biraz vakit var. 5 Ocak’ta kongre tarihimiz. Sonuçta bazı temaslarımız sürüyor.

Ekibinizden isim vermeseniz de tarif edebilir misiniz? Nasıl bir ekibiniz var?

Ben aynı zamanda parti eğitmeniyim. Ondan önce Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ilk kongre konuşmasında da, İstanbul ve bazı yerleri ziyaretleri esnasında da yapılması gereken bir faaliyetten söz etti. “Her sokakta, her apartmanda bir temsilcimizi istiyoruz”. Bu sonra evrildi. Bir eğitim modeline dönüştü. Ama sadece eğitimini vermek olmuyor. Partililerin buna inanması, güvenmesi, bu zor çalışmayı yapmaya niyetlenmesi, içselleştirmesi gerekiyor. Bunu ben kendime ödev edindim. Bu ödev, hakikaten, ince, derin kanallarla ulaşması gerek. Bu yöndeki görüşlerime heyecanla yaklaşan bir arkadaş ekibimiz var. Bir de küskünler… Bakın, kongrelerde partiler paramparça oluyor. Bütün bu insanların kendini ifade edebileceği ortamlar gerekiyor. Ben bu konuda kendime güveniyorum. Herkes kendini ifade edebilecek. Sonra partiye bürokrasiden veya başka yerlerden, üniversitelerden çok değerli uzmanlıkları olan insanlar geliyor, kaydoluyor. Bir zaman geçiyor, sadece delege seçimlerinde çağrılan insanlar oluyorlar. Ben onlarla grup grup, öbek öbek seçmene ulaşma projesinde birçok noktada olmaları için bir mesai harcamak istiyorum. Uzmanlıklarını partinin hizmetine versinler. Kendilerini bir parti üyesi olarak iyi hissetsinler. Bunu anlattım arkadaşlarıma. Heyecan duyuyorlar.

Bornova’daki toplumsal yapıyı tarif etmiş olacağınızı düşünüyorum. Eğer ilçe başkanı olursanız bu sosyal yapıya yönelik nasıl bir çalışma yöntemi izleyeceksiniz?

Sosyolojik durumdan söz ediyorsunuz. Aslında Bornova’da okumuşluk ve ekonomik düzey anlamında çok yoksulluk yok. Ama birkaç semt semtimiz var. Onların çok daha fazla desteklenmesi lazım. Kozmopolit yapılar var. Kendi içlerine kapalı görünen yapılar var. Ben o insanların hepsinin bir arada olabileceği bir parti ortamı yaratırsak bunun mahallelerine de yansıyacağını düşünüyorum. Örneğin komple göçmen olan bir mahallemiz var. Birkaç bölge Doğu- Güneydoğu Anadolu’dan gelmiş insanlarımızdan oluşuyor. Evka-3’te her bölgeden insan var. Genel Başkanımızın insan odaklı vizyonuna uygun olarak, onları gerçekten insanları kavrayan, bütünleştiren bir yapıyla bir araya getireceğimizi düşünüyorum.

DOgAN-SADULLAH-İRFAN

Doğan İrfan ortala Sadullah bombala

sarikamisi-anlamak-anlatmak

Sarıkamış’ı anlamak ve anlatmak