İklim değişikliği ve havadan su elde etmek

Ege Telgraf Admin
25 Ocak 2023

İklim değişiklinin getirdiği sorunların çözümünü doğa da teknolojide arıyalım. Doğadan ilham alan teknolojik ürünlerin geliştirilmesine biyobenzetim ya da biyomimikri denir. İçme sularını atmosferden elde eden Namibya böceğini inceleyelim

Dünyada yaklaşık 7.7 milyar insan yaşıyor. Neredeyse iki milyar insan temiz su olmadan yaşamaya çalışıyor. BM, 2025 yılında 1.8 milyar insanın su kıtlığı çeken yerlerde yaşayacağını öngörüyor. Dünyanın çözmesi gereken üç farklı su problemi var. Birincisi, suyun azlığı. İkincisi iklim değişikliğine dayanıklı bir altyapı inşa edebilmek. Üçüncüsü, tüm bunlara uygun maliyet getirmek. Bu krizin en büyük sorunu içebileceğimiz su azalırken, içemeyeceğimiz suyun her yeri basması olacak. Çözümler var. Mesele çözümleri uygulayıp durumu düzeltmekte.

SU DÖNGÜSÜ

Aslında dünya bugün, milyonlarca yıl öncesinde var olan suyu kullanır. Aynı su; denizler ve okyanuslardan atmosfere, oradan yeryüzüne ve altına, oradan tekrar atmosfere sonsuz bir çevrim içerisindedir. Su, göz açıp kapayıncaya kadar ve milyonlarca yıl içinde gerçekleşen bu süreçlerle sürekli olarak sıvı, buhar ve buz arasında hal değiştirir.

Su, atmosferin üst katlarında yoğunlaşarak yağış olarak yeryüzüne ulaştıktan sonra, güneşin etkisiyle buharlaşma ve terleme yoluyla tekrar atmosfere döner. Bu olaya suyun döngüsü denir.

Su döngüsü, en kısa şekilde “Suyun yeryüzü ile atmosfer arasında devamlı bir şekilde yaptığı hareket” olarak tanımlanabilir.

NAMIB BÖCEĞİ STENOCARA

Afrika’nın batısında, Atlas Okyanusu’nun kıyısındaki Namib çölünde yaşayan Namib Böceği(Stenocara) kurak ortamlarda hayatta kalabilmek için sertleşmiş kanatlarında su çeken ve suyu iten moleküller bulunur. Ön kanatların üzerindeki yumrular, hidrofilik (suyu çeken)yapısında olduğundan havadaki su buharını çeker. Su buharını çekip daha büyük su damlacıkları oluşturur. Sonra yer çekimi devreye girer ve yumruların arasındaki, suyu iten yapıdaki olukların yardımıyla damlacıklar ön kanatlardan aşağı böceğin ağzına doğru akar. Böylece böcek yaşamış olduğu kuak bölge de tüm gün su ihtiyacını toplamış olur.

Bilim insanları; Namib Çölü,böceğinden esinlenerek milyarlarca küçük karbon tüpler sayesinde bir gün dünyanın en kurak yerlerinde bile havadan su emilebilir hale gelecek ve kuraklığa çözüm olacaktır.

NASIL MI?

Kenya’da yaşayan Beth Koigi’nin doğadan ilham alarak ürettiği Majik Water’ından bahsedebilirim. Koigi öncelikle sudan bulaşan hastalıklardan kurturabilmek için kendisine yurt odasında bir filtre üretmiş. Bölge de nehirden su taşıyan çocukların okula gidememesi üzerine bulduğu çözümü geliştirmiş. Namibya böceğinin atmosferden su üretmesinden esinlenerek,havadan su üreten bir mekanizma üretmiş ve böylelikle çocukların eğitime odaklanmasını sağlamış.

BETH KOIGI UCUZ DEĞİL

Cesur Mavi Belgeseli’nde şöyle anlatıyor; “Yurt odamda kendi filtre sistemini kurdum, tüm bakterileri ya öldürüyor ya da temizliyordu. Bu çözümü etrafımdakilere götürdüm, bu basit filtreyi evde nasıl yapacaklarını öğrettim. Çünki Kenya’da filtreler ucuz değil. 2016”da Kenya büyük bir kuraklıkla boğuşuyordu. İnsanlar filtreleri çözüm olarak görmemeye başlamıştı. Çünki halihazırda filtreleyecek kadar su yoktu. Tek çözüm bir nehirden su taşımaktı. Bu suyun içinde yüksek seviye de kimyasal kirlenme var ve bu içilecek su değil. Yani havadaki nemi kullanabilecek çok spesifik bir çözüm gerekliydi. Su kıtlığının ülkesini kasıp kavurmasından bıkıp usanan Beth bir çözüm bulmak için doğaya bakmış. İçme sularını atmosferden bir Namibya böceğini örnek alıyor ve şöyle devam ediyor. Atmosferdeki su, dünyadaki nehirlerin altı katı. Yani kullanılmamış hava devasa kaynak. Beth, atmosferden temiz su elde eden bir makine icat ediyorve adına Majik koyuyor. İcadını yetimhaneye götürüyor, böylece çocuklar suya gitmek yerine eğitimine odaklanabilecek diyor. Bunlar basit teknolojiler.

Buzdolabı ve klimalar da aynı prensiple çalışıyor. Hava bir fon aracıyla içeri çekilip kondenser serpantininden geçiyor. Yoğuşma işlemi burada gerçekleşiyor ve su toplama tankında toplanıyor. Çok kurak bir mevsim geçirdik, çoçukların tek su kaynağı bu filtre oldu. Tek güvence gibi. Hava olduğu sürece içme suyu da vardır.

Sonuç olarak bu durum bize şunu gösteriyor; farklı biçimlerde düşünmeye başlayıp yeni fikirlere açık olmamız gerek ve bu görev hepimize düşüyor. Kendinize sorun, “Çözümün parçası olmak için bugün ben ne yapabilirim?” Cevaplar etrafımızda. Kendimizin, aile ve arkadaşlarımızın su tüketimine dikkat edebiliriz. Yeni teknolojiler üretip, onları evimizde, işyerimiz de mahallemizde uygulayabiliriz. Dünyada su krizini çözmemizin önünde teknoloji engel değil. Asıl engel maddiyat ve politikalar.

İnsanlığın önündeki büyük tehlike kuraklıktır. 20 yıl sonra Türkiye su fakiri haline gelebilir. Bir başka deyimle gıda krizi de kapıdadır. Alacağımız önlemleri şimdiden planlamamız gerekmekmektedir. Tüm dünyayı ve Türkiye’yi etkisi altına alan salgına karşı başvurulan önlemlerin başında hijyen geliyor. Bilim insanları özellikle ellerin bol sabunla sık sık yıkanması gerektiğine dikkat çekiyor. Dr.ilhan Akgün’ün dediği gibi; ‘Hijyenin önem kazanması karşısında doğal olarak su arzımız artmaktadır.’

NEDENLERİ

-Çarpık kentleşme sonucu su havzalarının işgali,

– Su havzalarının kirlenmesi,

-Havzalar arası su taşıma projeleri,

-İklim değişikliği,

– İklim değişikliği ile uyumsuz su,enerji ve kentleşme politikalarıdır.

YAĞMUR SUYU HASADI

Ev tipi yağmur suyu hasadı uygulamalarında genellikle çatılar, kimi durumlarda ise bahçeler kullanılıyor.

Öncelikle yağmur suyunun akış yönü belirlenip bu akışı kontrol altına alacak bir oluk veya boru sistemi hazırlanıyor.

Oluk sisteminin ucuna biriktirme işlemi için bir depolama mekanizması kuruluyor.

Arıtma işleminin gerçekleşmesi için olukların bitiş noktasına depo önü filtreleri yerleştiriliyor.

Depoda birikmiş olan sular basınçlı sistemler veya su motorlarıyla tahliye ediliyor ve kullanım alanlarına aktarılıyor.

Yağmur suyu toplama sistemlerinin çoğu, temel bir filtreye sahiptir, bu da yaprakların ve diğer küçük kalıntıların sisteme girmesini önler. Bununla birlikte, içme suyu için güvenli değildir ve onunla duş veya banyo yapmaktan kaçınmalısınız. İçme suyu olarak kullanmanız için ek arıtma sistemleri kurulmalıdır. Aksi takdirde yalnızca temizlik, yıkama, bahçe sulama için kullanılması gerekir.

Yağmur bahçeleri; evlerin çatılarından, yollardan ve kaldırımlardan akan yağmur sularının toprak tarafından emilmesine yardımcı olan alanlardır. Yağmur bahçeleri, çevrelerine göre daha alçak yerlere yapıldığından yağmur sırasında su kendiliğinden bu alanlarda toplanır.

MADRA BARAJI’NIN KURUMASI

10bin hektardan daha fazla bir alan sulama hizmeti veren barajın yıllık hidrolojik dengesinin ( su bütçesinin) iyi yönetilememesi- korunamaması – nedeniyle, baraj kuruma periyoduna girmiştir. Barajdaki su seviyesinin azalması, barajdan tarımsal amaçlı aşırı su alınmasından kaynaklanmaktadır.

*Bölgede yasal ve yasal olmayan çok sayıda sondaj vb kuyuların sayılarının artması ve düzensiz kullanımları, barajın beslenmesinin engellemesinin yanı sıra yer altı sularının da azalmasına neden olmaktadır.

*Su kaynaklarımızda su seviyesinin- hacminin azalması aynı zamanda BUHARLAŞMAYI ve yöredeki KURAKLIĞIN artmasına da neden olmaktadır.

*Kuraklığın nedeni nem azlığıdır. Nem azlığı ve su döngüsünün engellenmesi; Meteorolojik, Hidrolojik ve Tarımsal Kuraklığa neden olur.

*Meteorolojik kuraklık; havzalarda yağışların azalmasına ve KARARSIZ YAĞIŞLAR sonucunda SELLERE neden olmasının yanı sıra ortam sıcaklığının artmasına da neden olur.

*Hidrolojik Kuraklık, su kaynaklarımızın ( göl-dere-çay) giderek azalması ve kurumasıdır.

*Tarımsal kuraklık; ÜRÜN KAYBINA, KITLIĞA ve SOSYO-EKONOMİK KAYIPLARLA ve SAĞLIK SORUNLARINA neden olmaktadır.

Barajların diğer önemli bir sorunu da erozyonla, tarımsal ve çevresel kirlilikle dip çamur seviyesinin giderek artması ve su azalmasıyla birlikte; gıda – canlı sağlığı ve su kayıplarına neden olmasıdır.

ÇÖZÜM

Madra Barajı’nın yıllık bütçesi (su hacmi ve seviyesi) mutlaka korunmalıdır. Barajdan besleniminden daha fazla su alınmamalıdır. Barajdaki su hacmi her yıl mutlak koşulla yüzde 40 oranında korunmalıdır. Bunun için tarımsal ürün-bitki dokusunun su bütçesine göre daha az su isteyen çeşitlilikte olması, her bölgede damla sulama sistemi uygulanmalı.

*Baraj çevresinde ki çok sayıdaki yasal ve yasal olmayan sondaj kuyuları gözden geçirilmeli ve yeni kuyu açılmasına izin verilmemelidir.

*Üreticiler; suyun önemi – kullanımla ilgili yeni teknolojiler hakkında bilgilendirilmeli.

*Baraj çevresindeki yüzey sularının ulaşımı ve suların doğal döngüsüne engel olunmamalıdır.

*Barajın kullanım ömrünün ve su kapasitesinin artması için erozyon ve atıklar nedeniyle biriken dip çamuru her yıl temizlenmelidir.

Sularımız iyi yönetilirse sağlık, bolluk ve bereket verir, iyi yönetilmezse açlık, kıtlık ve salgına neden olur.

Madra Barajı’nın kurumaması, balıkların” “susuzluktan ölmemesi”, tarımsal verimin artması, sosyo-ekonomik sorunların olmaması için, havzada “ayağımızı yorgana göre uzatmamız” yeterli olacaktır diyor.

SONUÇ

Yukarıda belirttiğim üzere; artan su talebine karşı yağmur hasadının ve yağmur bahçelerinin yapılması gerektiğine inanıyorum.Yerel yönetimler vakit geçirmeden tedbir almadıkları taktirde bizleri kurakliğın doğal sonucu olarak gıda krizi ve gıda güüvenliğindeki tehlike de beklemektedir.

Sağlık ve iklim değişikliği arasındaki ilişkiye dair 40’ı aşkın göstergenin analiz edildiği Lancet Countdown’un (Lancet Geri Sayım Raporu) beşinci yıllık raporu, temel eğilimlerin kötüleşmesine bağlı olarak bugüne kadar tespit edilen en endişe verici tabloyu ortaya koyuyor.

Sağlık sisteminin hazırlıksız yakalandığı aşırı sıcaklıklar, dünya çapında ölüm oranlarının hızla artmasına sebep oluyor ve milyonlarca insanın geçim kaynaklarını tehdit ediyor. Ancak raporda, iklim değişikliği ve COVID-19 krizleriyle birlikte mücadele edildiği durumda, milyonlarca insanın sağlığının iyileştirilebileceği ve birçok hayatın kurtarılabileceği belirtiliyor.

Yerel yönetimler; suya duyarlı kentsel tasarıma önem vermelidir. Kentsel su döngüsü yönetimi,doğal su döngüsü üzerindeki olumsuz etkileri en aza indirmek için doğal sistemleri taklit ederek kentsel planlama ve tasarımlar yapar.

Örneğin: Taşkın ve selleri önler, kentin iklim kırınganlığını azaltır, kentsel biyoçeşitliliği kuvvetlendirir.

Kaynak : Elif Rabia GÜRBÜZ Çevre Yüksek Mühendisi Çevre,Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı+Arşivim

Sağlık işi, ekip işidir

Düştüysek kalkarız…