İmar Barışı’nın hukuki açmazları

ikametini-al-cesmeye-gel-hedef-50-bin-cesmeli
Başak Yasemin KUMAŞ
17 Ekim 2020

İmar Barışı 3194 Sayılı İmar Kanunu Geçici 16 maddesi ile her ne kadar iyi niyetle ortaya atılmış bir düzenleme de olsa, tanımı, açıklaması ve kapsamı bakımından çok büyük açmazları ortaya koymuştur.

Konunun hiçbir kişi kurum, oda, siyasi parti tarafından Anayasa Mahkemesine taşınmaması da ayrıca çok büyük bir garabettir. Anayasanın ve hukukun üstünlüğünün tartışıldığı, Anayasal düzenlemelerin ve burada koruyucu olan Anayasa Mahkemesinin önemi konuşulurken, İmar Barışı ortaya çıkardığı tüm sakıncalar ile göz ardı edilmesi açıklanamaz.

İmar Barışı, vaktiyle barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla, yasal olmayan yollardan konut sahibi olmuş nicelerinin, mağduriyetlerini gidermek maksatla yola çıkmıştı.

Kentlerde deprem ve sağlıklı kentleşme kaygıları, kentsel dönüşümü zaruret haline getirdi. İmar Barışı’nın başlıca nedenleri bunlardı. Ancak barışın geleceğini öğrenenler konuyu bambaşka bir mecraya taşımakta gecikmedi.

Başka amaca ve ruhsata sahip yapılar da imar barışı vesilesi ile kat mülkiyeti kurma telaşı ile hızla mantar gibi türedi. Birçok yapı, başvuru süresi içinde, hazine parselleri, başkalarına ait arsalar, kıyı kanunu, orman kanunu, tarım arazileri koruma kanunu, arkeolojik sitler, zeytinlikler gibi özel kanunlarla korunan alanlarda, başlıca bir imar, çevre ve mülkiyet kirliliği oluşturacak şekilde alelacele inşa  edildi.

Hatta beyan esasına sığınarak, hiç var olmamış yapıyı, ileride inşa ederiz düşüncesi ile yapı kaydına alanlar bile oldu.

Neticede, yüzbinlerce insan binası içinde güvenceye alınırken, bir o kadar kişi de bunu yeni bir çıkar yolu olarak gördü. Ardından iptaller denetimler başlamış ve devam etmekte ise de, içinden kolay kolay çıkılamayacak başka bir evreye girildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapı kaydını iptal ettiği binlerce yapı hakkında belediyelere yıl sonuna kadar süre tanımıştı. Yapı kaydı halen incelenmeye devam eden bir o kadar dosya halen il müdürlüklerinde denetim aşamasında olduğu halde, yıkımı kesinleşmiş yapılar halen yerlerinde duruyor.

Bakan Murat Kurum’un, İmar Barışı sonrasında, Bodrum’da başlayan yıkım çalışmalarına, Fethiye, Dalaman, Muğla Marmaris’te devam edilmiş, Akdeniz ve Ege kıyılarından sonra Karadeniz ve ülkenin diğer yerlerinde devam eden bir sürek avına dönmüştü.

Bakanımızın İzmir’i ve Çeşme’yi hangi gerekçe ile teğet geçtiği anlaşılamayan başka bir muammadır.

Bu da Anayasamızın eşitlik ilkesi ile bağdaşmayan başlıca bir merak konusu olarak orta yerde kalmıştı.

Otel olarak, turizm emsalinden faydalanarak, ruhsatı ile inşa edilmiş yapılarda ayrıca yapı kayıt belgesi alınmış olması açıklanamamış ayrıca çözüm de yaratmamıştır!
Haksız hukuksuz, anayasaya aykırı işler silsilesi son birkaç aydır, yeni bir düzenleme umudu içinde. Söylentiler de bu beklentiyi doğruluyor.

Yeni yılla beraber, yeni bir düzenlemeden bahsediliyor. Gelecek günlerin daha büyük açmazlarda gebe olduğu anlaşılıyor.

Anayasada tanımlı birçok özel kanun hiçe sayılmış ve ihlal edilmiş olmasına rağmen, konuyu yargıya taşımak bu kadar mı zor?

uretici-kadinlardan-torbali-belediyesine-tepki-yaziklar-olsun

Kadın, tarım ve Dağtekke!

Sanki geçmişi yaşıyoruz