İnsan sağlığının korunması ve fosil yakıtların yıkıcı etkisi

cevre-doga
Bülent ÖZGEN
4 Aralık 2021

Çevre, İklim ve Sağlık için İş Birliği Projesi (ÇİSİP) çatısı altında bir araya gelen STK’lar ve sağlık uzmanları, Türkiye’ye, geçen ay onayladığı ve resmen yürürlüğe giren, Paris İklim Anlaşması taahhütlerini hızla yerine getirebilmesi için kömürden çıkış tarihini belirlemesi çağrısında bulundu. İklim değişikliğini tetikleyen fosil yakıt kullanımı aynı zamanda neden olduğu hava kirliliği ile dünyada her bir dakikada gerçekleşen 13 ölümün de sorumlusu. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün, iklim kriziyle mücadele ederken insan sağlığını ve gezegeni korumak için öncelik verilmesi gereken alanları içeren 10 maddelik tavsiyelerinin Türkiye tarafından da uygulanabileceğini vurgulayan ÇİSİP ve sağlık uzmanları, atılması gereken adımlar için önerilerde bulundu. Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasıyla Türkiye’de iklim değişikliği gündemi büyüyor. Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin kömür kullanımını bırakması için ortak açıklama yapan 15 kurumun ardından, Türkiye’deki sağlık uzmanları da Paris İklim Anlaşması’nı onaylayan ve 2053 için net sıfır karbon hedefini açıklayan Türkiye’yi daha hızlı adım atmaya ve kömürden çıkış tarihini belirlemeye davet etti.

ÇİSİP

Çevre, İklim ve Sağlık için İş Birliği Projesi (ÇİSİP), Tekirdağ Tabip Odası, Halk Sağlığı Hemşireliği Derneği ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (KLİMUD) gibi Türkiye’nin önde gelen tıpta uzmanlık dernekleri BM İklim Değişikliği 26. Taraflar Toplantısı (COP26)’ya yönelik çağrı yaptı. ÇİSİP ve dernekler DSÖ’nün hazırladığı özel rapora ve küresel ölçekte iklim değişikliğinden kaynaklı sağlık sorunlarına dikkat çekti. Türkiye’deki tıpta uzmanlık dernekleri ve sağlık uzmanları, salgın sonrası toparlanma sürecinde yapılacak yatırımların iklim kriziyle mücadele edecek, sağlık eşitsizliklerini azaltacak ve insan sağlığını gözetecek şekilde gerçekleşmesini talep ediyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ UYARISI

DSÖ, COP26 öncesi duyurduğu COP26 Özel Raporu’nda ve raporla eş zamanlı yayınladığı açık mektupla hükümet liderleri ve COP26 delegasyonlarına iklim krizine yönelik gerçekçi adımların atılması için çağrıda bulundu. DSÖ’nün tüm dünyadan 450’den fazla kuruluşta temsil edilen 45 milyondan fazla sağlık çalışanın görüşüne yer verdiği Sağlıklı İklim Reçetesi mektubundaki öneriler Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor.

SAĞLIK TEHDİTİ

ÇİSİP uzmanlarından Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiğdem Çağlayan, “COVID-19 salgını sağlık sistemlerinin kitlesel acil durumlara ne kadar hazırlıksız olduğunu ortaya koymuştur ve bu durumun doğuracağı sosyal ve ekonomik maliyetin ne kadar yüksek olacağını göstermiştir. Aynı zamanda iklim değişikliğinin yaratacağı sorunlar nedeniyle, bu sorunlara yanıt vermesi ve çözüm üretmesi gereken kişiler ve kurumlar arasında işbirliğine ve açıkça tanımlanmış koordinasyon mekanizmalarına ihtiyaç vardır. Bu nedenle iklim krizine yanıt geliştirirken sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi amacıyla iklim-sağlık uyum planlarının hazırlanması büyük önem taşımaktadır. Bu planlar sağlık tehditlerinin entegre gözetimini ve izlenmesini, erken uyarı ve yanıt sistemlerinin geliştirilmesini ve devreye alınmasını içermelidir” dedi.Tekirdağ Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Gamze Varol: “İklim değişikliğine neden olan karbon emisyonlarının tüm dünyada en büyük sorumlusu olan fosil yakıtlar hava, toprak ve su kirliliği yoluyla sağlık sorunlarına yol açıyor. Türkiye’nin – 6 Ekim’de mecliste onayladığı ve resmi olarak 10 Kasım’da yürürlüğe giren Paris İklim Anlaşması’nın şartlarının yerine getirilmesi fosil yakıtların kullanılmamasına bağlı, karbon emisyonlarını düşürmenin başka bir yolu yok. Geç olmadan fosil yakıtlara dair her türlü yatırım ve desteğin sonlandırılması gereklidir.”

10 MADDELİK YOL HARİTASI

DSÖ raporunda, öncelikli olarak sağlık ve sosyal adalet tartışmalarının BM iklim görüşmelerinin merkezine alınması çağrısı yapıldı. Raporda iklim kriziyle mücadele ederken insan sağlığını ve gezegeni korumak amacıyla öncelik verilmesi gereken alanlar ve öneriler ise şöyle sıralandı:

1. COVID-19 salgını sonrası ekonomik toparlanma sürecini sağlıklı, yeşil ve adil bir şekilde gerçekleştirin.

2. BM iklim müzakerelerinin merkezine sağlık ve sosyal adalet tartışmalarını koyun.

3. İklim değişikliğiyle mücadelede en yüksek sağlık, sosyal ve ekonomik kazanımları sağlayacak müdahalelere öncelik verin.

4. İklim değişikliğine dirençli ve sürdürülebilir sağlık tesisleri ve sistemleri inşa edin ve tüm sektörlerde sağlık sistemi adaptasyonunu ve güçlendirilmesini destekleyin.

5. Hava kirliliği kaynaklı, özellikle kömür kullanımına bağlı ölümleri azaltmak için adil ve kapsayıcı bir yenilenebilir enerji dönüşümüne öncülük edin. Konutlarda ve sağlık tesislerinde enerji yoksulluğunu sonlandırın.

6. İyileştirilmiş arazi kullanımını, yeşil ve mavi kamusal alanlara erişimi, yürüyüş, bisiklet kullanımı, toplu taşıma gibi sürdürülebilir ve sağlıklı kentsel tasarım ve ulaşım sistemlerini teşvik edin.

7. Ekosistemleri, sağlıklı yaşam için gerekli altyapıları, sürdürülebilir gıda sistemlerini ve geçim kaynaklarını koruyun ve iyileştirin.

8. Hem iklim hem de sağlık açısından olumlu, iklim değişikliğine dirençli, sürdürülebilir gıda üretimini ve daha uygun fiyatlı, besleyici diyetleri teşvik edin.

9. Sağlığımızın temeline, doğa korumayı ve yeşil ve adil bir geleceğe yatırım yapmayı yerleştirin.

10. Sağlık çalışanlarını iklim eylemi konusunda mobilize edin ve destekleyin.

İNSAN SAĞLIĞINA ETKİSİ

İklim değişikliği sağlık üzerine doğrudan veya dolaylı olarak etki edebilmektedir.

Doğrudan etkileri sıcak ve soğuk hava dalgaları ve aşırı hava olaylarının açtığı sağlık sorunlarıdır. İklim değişikliği sonucu aşırı hava olaylarının sıklığı ve yoğunluğu artmaktadır. Kasırgalar, seller, hortum,kar ve rüzgar fırtınaları ve kuraklık gibi aşırı hava olaylarının şiddeti ile orantılı olarak hastalık ve ölümler direkt olarak meydana gelmektedir.

Aşırı hava olayları yaralanmalara,afet sonrası salgın hastalıklara,yetersiz beslenme gibi sorunlara ve akıl sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olabilmektedir. Özellikle yaşlılar, kardiyovasküler hastalıklar, inme, hipertansiyon, böbrek ve solunum sistemi bozuklukları ve metabolik bozukluklara bağlı ölüm riski artmaktadır.

Dolaylı etkiler ise biraz daha karmaşıktır. İklim değişikliğinin çevresel sonuçları, sıcaklık artışı, bazı yerlerde aşırı yağış, bazı yerler de kuraklık, aşırı hava olayları ve artan deniz seviyelerini içermektedir. İklim değişikliği sonucu vektör, su, yiyecek ve hayvan yoluyla bulaşan hastalıkların ve görülme alanlarının dağılımları ve tekrar etme durumları değişebilmektedir. Hava kirliliği iklim değişikliğine neden olurken, iklim değişikliğinden de etkilenmektedir. Özellikle fosil yakıtların yakılması sonucu ortaya çıkan gazlar atmosferik etkileri ile iklim değişikliğinde temel zararlılar arasında yer alırken, insan sağlığına doğrudan zarar vermektedir.

DSÖ’ne göre herhangi bir tedbir alınmazsa Güneydoğu Avrupa’da ve Orta Asya’da gıda üretimi ve gıda güvenliği tehlike altına gireceği belirtilmektedir. Bu da yetersiz gıda ve sonucunda yetersiz beslenme bozukluklarına neden olabilecektir. Değişen iklim koşulları, artan ve azalan sıcaklıklar, ihtiyacı karşılamayan veya kirliliği artan su kaynakları, verimini kaybeden topraklar nedeniyle, önce masum turizm hareketleriyle başlayan göç haline dönüşmektedir. Göç, başladığı ülkedeki endemik hastalıkları ve göç esnasında karşılaşılan sağlığı tehdit eden unsurları gelinen ülkeye taşımaktadır. Gelinen ülkedeki endemik hastalıklar da diğer bir tehdittir. Sıcak hava dalgalarının sağlık etkilerinden korunmak için kişilerin/toplumun bilinçlendirilmesi gerekmektedir.Sıcaklık stresi,inme,dehidratasyon ve sıcaklık ile ilişkili diğer hastalıkve durumlarında tanınması gereklidir

TÜRKİYE’NİN POLİTİKALARI

Türkiye uluslararası iklim rejimi gelişmelerinin her aşamasında,olayların içinde olmuştur ve ulusal sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmaktadır.Türkiye’nin iklim değişikliği ve sağlık bağı ile ilgili yakın tarihli politika belgeleri; “Ulusal İklim Değişikliği Stratejisi(2010-2020),” T.C. İklim Değişikliği Eylem Planı(2011-2023) ve Türkiye’nin İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı’dır. (2011-2023).Bu strateji ve planlarda iklim değişikliğinin sağlık boyutuna dair hedefler ve eylemler yer almaktadır.

GELECEK YAKLAŞIMI

DSÖ’nün raporuna göre; uygulama iklim değişikliğine uyum ve adaptasyon sürecine odaklanmalıdır. Ancak, Türkiye’nin uyum ve adaptasyon sürecisi öncesinde atması gereken adımlar vardır.

1.2015 Iklim Değişikliğinin Sağlık Üzerine Olumsuz Etkilerinin Azaltılması Ulusal Programı ve Eylem Planı’ndan bu yana eğitimler hızlandırılmalıdır. İklim değişikliği ve sağlık alanında eğitimli insan gücü kapasitesini artırmalıdır. Sadece sağlık sektörü ile sınırlı kalmamalı, diğer paydaşlarda eğitime dahil edilmeli ve iklim değişikliğinin sağlık etkileri konusunda ortak bir dil oluşturulmalıdır.

2.Toplumda yer alan,sağlık açısından hassas gruplar olarak kabul edilen kişilerin iklim değişikliğinden daha hızlı ve şiddetli etkileneceği bilinmektedir. Türkiye’de iklim değişikliği nedeniyle sık rasatlanan olaylar hakkında hassas grupların bilgilendirilmesi,yaşadıkları yerlerin düzenlenmesi, hassas grupların uyarılması, hizmet albilecekleri yerlere yönlendirilmesi,iklim değişikliğinden kaynaklanan olaylar nedeniyle öncelikli hizmet alabilmelerine ilişkin entegre programlar geliştirilebilir.

3.İklim değişikliğinde sağlık etkilerini en aza indirmek için erken uyarı sistemlerinin rolü büyüktür. Türkiye Sağlık Bakanlığı bünyesinde, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü altında “Sağlık Tehditleri Erken Uyarı ve Cevap Dairesi Başkanlığı “bulunmaktadır. Sağlık Bakanlığı iklim değişikliğinin sağlık etkilerine ilişkin erken uyarı bileşenlerinin belirlenmesi ve uygulamaya geçilmesi için gerekli altyapıya sahiptir. DSÖ raporuna göre veri toplama, analiz, değerlendirme, izleme, erken uyarı ve paydaşları harekete geçirme süreçlerini yönetebilecek kapasiteye ulaşmalıdır.

4.Yerel düzeyde düzenlemeler ve faaliyetlere acil olarak geçilmelidir ve farkındalık arttırma çalışmalarına öncelik verilmelidir. Bu çalışmalar karar verici, toplum ve medya üzerinde olmalıdır.

5. Acil yanıt verme mekanizmaları geliştirilmelidir. Acil yanıtı zamanında,uygun ve hedefe ulaşacak şekilde yapabilmek için doğru veri ve kanıtlara ihtiyaç vardır. Türkiye’de iklim değişikliğini ve sağlık ilişkisini ortaya koyacak veri tabanı gereklidir.

nazrul

“Alev üfleyen flütler”; Kazi Nazrul

“Vidyo ne kadar güzel bir alet değil mi?”