İzmir Valiliği, Büyükşehir ve EBSO yıllarca zaman kaybetti; bugün üçü de binasız durumda

Serkan AKSÜYEK
20 Haziran 2022

Eskiler, “Her işi zamanında yapacaksın, bugünün işini yarına bırakmayacaksın” derdi.
Kulağıma hep küpe olan, çok yerinde ve doğru bir tembihtir bu…
İzmir’in üç önemli kurumu İzmir Valiliği, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), hizmet binalarının yenilenmesi konusunda bu sözü dinlemedikleri, yıllar yılı gereksiz tartışmalarla zaman kaybettikleri için bugün ciddi sıkıntılarla karşı karşıya durumda…
30 Ekim 2020’de yaşanan 6,9 şiddetindeki depremde üç kurumun da hizmet binaları hasar görerek kullanım dışı kalınca, can havliyle yeni bina arayışına ya da inşasına gidiliyor.
Elbette işin zaman ve maliyet gibi iki önemli unsuru ayaklara dolanıyor.

BÜYÜKŞEHİR’İN DRAMI

Köşe haberlerimizin gedikli okurları anımsayacaktır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Konak Meydanı’ndaki binasının depreme dayanıksız olduğunu, yıllar yılı yaşadığı depremlerle hırpalandığını, temel kazıklarında ciddi korozyonların olduğunu, güçlendirme adı altında yapılan milyonlarca lira harcamanın çöpe gideceğini defalarca yazıp çizdik.
Sadece bu sütunların okurları olan sizler, binanın şantiye şefi Yüksek İnşaat Mühendisi ağabeyim Ahmet Gürel’in açıklamalarını son altı senede en az beş kez okudunuz.
Diğer meslektaşlarımızın haberleri de arşiv kayıtlarında yerlerini aldı.
Bu önemli sorun İBB Meclisi’nde de defalarca gündeme geldi.
Büyükşehir’in bir an önce tüm birimlerini tek çatı altında toplayarak verimliliğini artıracak, hizmet birimlerini kentin farklı yerlerine dağılmış salkım saçak görüntüsünden kurtaracak bir merkez binaya ihtiyaç duyduğu çok kez konuşuldu.
Sonuç…
Depremde hasar gören mevcut bina bugünlerde yıkılıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Tunç Soyer başkanlık binası olarak bir buçuk senedir Hisarönü’ndeki tarihi yapıyı kullanmak zorunda kalıyor.
Tunç başkanı ziyarete gelen yerli ve yabancı misafirler, nargile ve kebap kokularını içlerine çekerek makama çıkmak zorunda kalıyor.
Kötü bir görüntü…
Oysa İzmir Büyükşehir Belediyesi kendisine yakışan bir hizmet binasını bugüne kadar kentin merkezi yerlerinden birinde rahatlıkla inşa edebilirdi.
O günün işini bugüne bıraktı.
Yazık oldu…
Kentin yönetiminde en kilit kurum olan Büyükşehir, bugün büyük oranda Kültürpark’taki eski fuar hollerinde hizmet vermek durumunda.
Depreme kadar yüzüne bakılmayan ve yıkılmaları gündemde olan fuar holleri adeta cankurtaran vazifesi üstleniyor.
İnsan düşünmeden edemiyor, Gaziemir Fuar Merkezi yapıldıktan sonra, “Hollere ihtiyaç yok, yıkılmalı” diyenlere kulak asılsa idi, 154 yıllık Büyükşehir Belediyesi tam anlamıyla sokakta kalmış olacaktı.
Bu sütunlar aracılığı ile daha önce pek çok kez dile getirdiğimiz önerimizi yineleyelim.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Konak Meydanı’nda yıkılma işlemleri süren merkez binasının yerine, ihtiyaçlarını karşılayacak ve temel yönetim birimlerini tek çatı altında toplayacak yeni bir bina inşa etmeli.
Kentin en merkezi yerinde, tüm ulaşım akslarının üzerinde konumlanacak bir bina, Büyükşehir’in çok daha ulaşılır ve verimli hizmet üretmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.

EMNİYETSİZ EMNİYET!

Benzer bir durum İzmir Emniyet Müdürlüğü için de geçerli.
Bozyaka’da mevcut Emniyet binasının hemen yanında, muhteşem bir lokasyonda, İzmir’imize yakışacak yeni bir bina inşa edilmesi için çalışmalar 1994’te başladı.
Binanın temeli atıldı ve 30 seneye yaklaşık süredir inşaat subasman seviyesinden öteye ilerlemedi.
“Hemen yanında Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi olduğu için Emniyet binası yapımı uygun değil” gibi mantık dışı önermeler gündeme getirildi.
30 yıl önce atılan temel yapısı da kullanılamaz hâle geldi.
İzmir Emniyeti de tıpkı Büyükşehir gibi farklı binalarda hizmet vermek durumunda bırakıldı.
Yeni bir hizmet binasının nerede yapılacağı tartışmaları 20 seneyi aşkın süre sakız gibi uzadı ve elbette neticesiz kaldı.
Emniyet’in Konak’taki ana merkez binası da depremde hasar görünce apar topar yeni bina için yer arayışı başladı.
Konak’taki Atatürk Kültür Merkezi’nin Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılması haklı tepkiler doğurdu.
Neyse ki İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger’in iş bitirici yaklaşımı ile Halkapınar’da eski Sümerbank arazisinde karar kılındı ve yapım ihalesi süreci hızla ilerliyor.

EBSO DA YERSİZ YURTSUZ

Ve Ege Bölgesi Sanayi Odası…
EBSO’nun Kordon’da bulunan hizmet binası hem depreme dayanıksızdı hem de kurumun hizmet çeşitliliğini karşılayacak fiziksel mekân ihtiyacının çok uzağındaydı.
Bu tepitler herkesin malumu idi.
Çiğli’deki Atatürk OSB içinde mülkiyeti EBSO’ya ait olan, çevreyolunun hemen yanında konumlanan, otopark ve ulaşım sorunu olmayan arsada yeni yönetim binasının yapılması konusu sayısız kez Meclis toplantılarında gündeme geldi.
Komisyonlar kuruldu.
Tıpkı Büyükşehir ve Emniyet Müdürlüğü gibi en az 20 sene süren, sakız gibi uzayan tartışmalar neticesiz kaldı.
Oysa yeni binanın inşası için EBSO’nun cebinden kör kuruş çıkmayacak, tüm maliyet Atatürk OSB yönetimi tarafından karşılanacaktı.
Zaten EBSO Meclis üyelerinin pek çoğu da Atatürk OSB’de konumlanan sanayicilerden oluşuyordu.
Ya sonuç…
30 Kasım depreminde Kordon’daki bina hasar gördü, apar topar boşaltıldı. EBSO bugün Gümrük’te yer alan bir iş merkezinin birkaç katında kiracı olarak hizmet veriyor.
Atatürk OSB’deki arsanın akıbeti ise belirsizliğini koruyor.
Bugün karar verilse ve “Evet yeni binamız bu arsada inşa edilecek” dense, Atatürk OSB’nin mali gücü ekonomik kriz nedeniyle bu binayı inşa etmeye ve tefrişini sağlamaya yetmiyor.
Birinci derecede deprem bölgesinde hizmet veren üç kurumun da bu duruma düşeceği belli idi. Sayısız kez yazıldı, çizildi, uyarılar yapıldı, çözüm önerileri sıralandı.
Demem o ki…
Zamanında yapılmayan, ertelenen, anlamsız şekilde uzayan tartışmalar, günü gelince hiçbir anlam ifade etmiyor.
Emniyet, Büyükşehir ve EBSO; bu duruma emsalsiz örnekleri oluşturuyor.

 

ZENGEZUR’UN ÖNEMİNİ TÜRK BASININA ANLATACAĞIZ

Dikkatli okurlar anımsayacaktır.
Geçen aylarda Türkiye ve Azerbaycan’ın sınır komşusu olduğumuzu, Dağlık Karabağ’da Ermenistan işgalinin son bulması sonrasında imzalanan Şuşa Beyannamesi ile açılacak Zengezur Koridoru’nun önemini vurgulamıştık… (Bknz, Ege Telgraf 07,02,2022)
Türkiye’nin sınır komşusu Nahçıvan ile Azerbaycan’ı birbirine bağlayacak ve İran sınırına paralel ilerleyen yaklaşık 45 kilometre uzunluğundaki bu koridor, aynı zamanda Türkiye’yi Kafkaslar’a ve Orta Asya’ya bağlayacak bir can damarı olacak.

KESİNTİSİZ BAĞLANTI

Azerbaycan ile Nahçıvan’ın arasına adeta hançer gibi giren Ermenistan topraklarında açılacak Zengezur Koridoru ile Türkiye ve Azerbaycan sınır komşusu olacak, iki ülke arasında doğrudan karayolu bağlantısı sağlanacak.
Otoyol ve demiryolu bağlantıları ile İpek Yolu yeniden canlanacak.
Uzak Doğu ve Türki Cumhuriyetler’den Türkiye’ye yönelecek transit bağlantı, herhangi bir ülkenin müdahalesine, iznine, onayına bağlı olmaksızın gerçekleşecek.
Bugün haksız ve temelsiz vergilere, çok yüklü ek maliyetlere katlanmak zorunda olan Türk lojistik sektörünün adeta nefes borusu açılacak.
Başta Doğu Anadolu bölgesi olmak üzere, Türk ekonomisi üzerinde müthiş bir çarpan etkisi yaratacak.
Türk dünyasının net ithalatçı olduğu yüzlerce ürünün Doğu Anadolu’da üretilmesi ve en kısa yoldan ihracat pazarlarına ulaşması sağlanmış olacak.
Türk dünyası ile ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkiler gelişecek.
Ve ilerleyen yıllarda Türkiye’nin enerjide arz güvenliğinin yanında kaynak çeşitliliğini de sağlayacak enerji hatları belki de bu koridor üzerinde inşa edilecek.

ALİYEV’DEN KRİTİK AÇIKLAMA

Ancak bu konunun, öncelikle Türk basınına çok iyi anlatılması, meslektaşlarımız arasında bir farkındalığın sağlanması gerekiyor.
Azerbaycan Devlet Televizyonu AZ TV’nin Türkiye Temsilcisi, deneyimli meslektaşım Yalçın Tahiroğlu, kameraman Humay Valiyev ve Azerbaycan Devlet Haber Ajansı AZERTAC’ın Türkiye Temsilcisi Dr. Sabir Şahtaxtı ile bu konu özelinde sohbet etme fırsatı yakaladım.
AZ TV izleyenlerine düşüncelerimi açıkladım.
16-18 Haziran tarihleri arasında düzenlenen Bakü Global Forumu’nda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Zengezur Koridoru özelinde yaptığı açıklamalar da kritik önem taşıyor.
Aliyev, Ermenistan ile Azerbaycan arasında, Dağlık Karabağ’ın zaferle sonuçlanmasının ardından 10 Kasım 2020’de imzalanan Üçlü Bildiri’ye atıfta bulunuyor. Aynı bildiriye dayanarak Ermenistan’ın Dağlık Karabağ bölgesine engelsiz geçişi sağlama yükümlülüğünü sağladıklarını ve bir buçuk yıldır Ermenilerin bu engelsiz bağlantı için Laçın yolunu kullandıklarını anımsatan İlham Aliyev, buna karşılık Azerbaycan’ın Nahçıvan’a bağlamak Zangazur koridorundan geçen yolu kullanamadığına dikkat çekiyor ve bu durumun kabul edilemez olduğunu ifade ediyor.
Türk kamuoyunun doğru bilgilenmesi için önce biz gazetecilerin doğru şekilde bilgilendirilmesi gerekiyor. Bu farkındalık, Türkiye ve Azerbaycan kamu otoriteleri ve politika yapıcılarının da elini güçlendirmek anlamına gelecek.

 

İZMİR’İN ORMANLARI BU SENE DE KORUNUYOR, YA DİĞER ORMANLARIMIZ?

Önceki hafta yolum Yamanlar Karagöl’e düştü…
Özellikle bahar aylarında ziyaretçilerine doyumsuz bir keyif sunan Karagöl’e doğru zümrüt yeşili ormanların arasından ağır ağır yol alırken düşünmeden edemedim.
Geçen yıl Antalya ve Muğla illerinde tarihimizin en büyük yangınları ile mücadele ederken, çok şükür İzmir’imiz birkaç küçük yangınla kurtulmuştu.
Elbette tek bir ağacın bile kaybı hepimizi kahrediyordu. Ancak en azından Marmaris’teki gibi binlerce hektar ormanın yok oluşuna tanık olmamıştık geçen yaz.
Bu sonucun alınmasında, İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger tarafından geçen yıl ormanlara giriş yasağı uygulanmasının çok önemli bir payı vardı. “TÜRKİYE’DE İLK KEZ” bir kamu yöneticisi böylesine dirayetli bir kararı duraksamadan alabilmişti.
İzmir ile aynı kararı almayan mülki amirlerin büyük bir hata yaptıklarını geçen sene bu sütunlarda pek çok kez dile getirmiştik.

5 AY GİRİŞLER YASAK

Bu düşüncelerle Karagöl’e ilerlerken, yol kenarlarında aynı uyarıyı okuyunca içime su serpildi.
İzmir Valiliği kararı ile kent genelinde 26 ormanlık alana girişler 1 Haziran 2022 – 31 Ekim 2022 tarihleri arasında yasaklanmış durumda.
Bu alanlarda piknik, mangal ve yürüyüş de yapılamayacak. Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, kurallara uymayanları tespit edip mesire alanlarına yönlendirecek.
Yaşadığımız acı deneyimler, orman yangınlarında teröristlerin payının az olmadığını gösterse de, asıl sorumlunun ormanlarda ateş yakan, mangal yapıp zıkkımlanan vatandaşımız olduğunu gösteriyor.
Cennet ormanlarımızı birkaç cühela çöp tenekesine çevirecek, milli forması olan atleti ile mangal yapıp zıkkımlanacak diye zümrüt yeşili ormanlarımızı riske atamayız.
Sayın Valimize bir kez daha içten teşekkür ederken, en büyük hazinemiz olan ormanlarımızın en başta kendi insanlarımızdan korumamız gerektiğini anımsatmak istiyorum.

GÖREV VATANDAŞTA

Bu karar tüm illerimizde hassasiyetle uygulanmalı.
2021 yazında yaşadığımız dehşet günlerinde insanımızın kova ile bahçe hortumu ile müdahale ettiği yangınlarda devletimiz tam anlamıyla sınıfta kalmıştı.
Kiralık ve yetersiz uçaklar ile alevlerle mücadele etmede yetersiz kalınca, vatandaş her zamanki gibi kendi göbeğini kendisi kesmişti.
Bu yaz ne yaşayacağımızı bilmiyoruz.
İşte tam da bu nedenle İzmir Valiliği tarafından alınan kararın 81 ilin tümünde tavizsiz uygulanmasını diliyorum.

 

HAFTANIN SÖZÜ

Kaybedilmiş günlerin en kötüsü, bir defacık olsun gülmeden geçilendir.
Nicolas Chamfort

Dillerin ve dinlerin kardeşliği müze kent Mardin

Attan düşmeyenlerin zamanı!