Korona virüsün Çin’in Wuhan bölgesinde ortaya çıktığı sıralarda dünyanın kalanında yaşayanlar sürecin bu kadar çabuk ilerleyip herkesin hayatını kökten değiştireceğini akıllarının köşesinden bile geçi...

Korona virüsün Çin’in Wuhan bölgesinde ortaya çıktığı sıralarda dünyanın kalanında yaşayanlar sürecin bu kadar çabuk ilerleyip herkesin hayatını kökten değiştireceğini akıllarının köşesinden bile geçirmiyorlardı. Kısa sürede tüm dünyaya yayılan virüsle beraber bazı ülkelerde sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başladı, okullar tatil edildi, işletmeler kapandı, toplumun büyük bir bölümü evden çalışmaya başladı. Virüsün geleceği konusunda uzmanların farklı görüşleri olsa da kimse sürecin nereye gideceği konusunda öngörü sahibi değil. Kimileri en az 2-3 yıl diyor, bazılar hazirandan itibaren normalleşmenin başlayacağını iddia ediyor. Ülkemizde korona virüs konusunda alınan önlemler özellikle maaşla çalışan ve geçim mücadelesi veren kesim için ciddi hayal kırıklığı yaşattı. Tek maaşla geçinip, kirasını, borcunu ödemek, evinin masraflarını karşılamak zorunda olanlar için kabus dolu günler yaşanıyor. Bir yandan maskesiz toplu ulaşım araçlarına binme yasağının uygulanması, marketlere de maskesiz girilemeyeceğinin açıklanmasıyla birlikte herkes maske bulma derdine düştü. Parayla maske satışının olmaması, devletin maskeleri önce PTT ile daha sonra ise eczaneler aracılığı ile dağıtacağını açıklamasına rağmen toplumun büyük bir kesimi kendi imkanlarıyla maske bulmak zorunda kaldı. E-devlet üzerinden alınan maske başvurularının kaçı yanıtlandı, kaç kişiye ücretsiz maske verildi merak ediyorum. Kurumların çalışanlarını korumak adına aldığı önlemler de farklı tepkiler alıyor doğal olarak. Önce Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu‘nun (EPDK) virüs etkisini azaltmak adına elektrik faturalarında son 3 aylık dönemin ortalamasına (kıyasen) göre sayaç okumadan fatura düzenleyeceğini açıklaması herkeste panik yarattı.

SON 3 AYLIK TÜKETİM

İzmir Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) de kıyasen fatura uygulamasına geçip, sayaç okuması yapmayacağını belirtince herkes gibi ben de bu uygulamanın nasıl sonuçlar doğuracağını merak ederek beklemeye koyuldum. Kasım ayında yeni taşındığım ve su aboneliği aldığım yaşadığım eve kasımdan bu yana yalnızca 3 su faturası geldi. 40, 39 ve 37 günde bir okunan su sayacım için düzenlenen su faturalarının tutarı 31 TL, 46 TL ve 47 TL. Bu üç faturadan önce herhangi bir fatura ve tüketimim olmadığını bildiğimden içim rahattı. Mantıklı bir hesaplamayla 3 fatura ortalamasını 41,33TL hesaplayıp İZSU’nun tarafıma en fazla 42TL fatura yollayacağını düşünerek kendimi rahatlattım. Tüm bu varsayımların üzerine cep bankacılık işlemlerinden İZSU abonelik numaramı sorgulayınca İZSU’nun 64,94 TL tutarında fatura düzenlediğini görünce yaşananlara anlam veremedim. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Hemşehri İletişim Merkezi’ne durumla ilgili bilgi almak için yazdığım şikayetimde tarafıma gelen yanıt aynen şu şekilde: Merhaba, su faturalı tahsili için Aralık, Ocak, Şubat ayları ortalamasıyla işlem yapılmıştır. Ancak diğer aylar ortalamaya bağlı kalınmaksızın tüketim ile endeksli ücretlendirildi. Bilgilerinize sunar, sağlıklı günler dileriz. Bu yanıttan hiçbir şey anlamayınca bir kez de İZSU web sitesine bakayım dedim. Orada da şu açıklama yapılmış: COVID-19 salgını ile mücadele kapsamında sayaçların okunmasını durduran İZSU Genel Müdürlüğü, bu süreçte işyerleri, ticarethaneler, sanayi kuruluşları ve turistik tesisler için su faturası tahakkuk ettirmeyecek. İZSU, konutlar içinse tüketimin en düşük olduğu Aralık, Ocak, Şubat aylarının ortalama değerleri üzerinden faturalandırma yapacak. Aralık, ocak ve şubat ayındaki tüketimim 6, 8 ve 8 metreküp olmasına rağmen tarafıma düzenlenen su faturasının bu tutarla hiçbir ilgisi yok. İZSU’nun resmi açıklaması ile uygulaması birbirini tutmuyor. Twitter’daki yakınmam üzerine bir çok kişiden de benzer tepkileri görünce İZSU’nun ‘sorma ver’ parası istediğini anladım.