Kahramanlıktan hainliğe!

muharrem-ince
Yunus KARAKAYA
7 Ağustos 2020

Bir zaman CHP’nin kahramanı olan kitleleri peşinden koşturan Muharrem İnce birden hain ilan edildi.
Peki ne oldu da bir zamanların kahramanı şimdilerde hain oldu.
Bu Muharrem İnce değil miydi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Cumhurbaşkanı adayı  olarak ülkeyi yönetmesi için seçmenin önüne çıkartılan?
“Sorunları çözme konusunda bir öğretmen kararlı, inançlı, enerjik çabasını harcamak istiyor. Eski bir öğretmen, yeni bir politikacı, Sayın Muharrem İnce gel bakalım buraya” sözleriyle Kemal Kılıçdaroğlu tarafından sahneye davet edilen Muharrem İnce değil miydi, Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına çıkartılan?
Bu Muharrem İnce değil miydi CHP’ye en çok oyu kazandıran, CHP’liler tarafından yere göğe sığdırılamayan?
CHP’li dostlarım, şunu asla unutmayın eğer yerel seçimlerde başarılı olduysanız İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlıklarını kazandıysanız, Muharrem İnce’nin aldığı oyların büyük payı vardır. Çünkü İnce’nin aldığı oylarla CHP’nin tek başına iktidar olma şansı  yakalayabileceğini düşünenler yerel seçimlerde partilerine tam destek verdi.
Cumhurbaşkanı seçimlerinin kahramanı CHP’de umduğunu bulamayınca yen parti kurma çalışmalarına başlayınca, partilileri tarafından birden hain ilan edildi.
Kardeşim MHP’den ayrılanlar İYİ Parti’yi, AK Parti’den ayrılanlar DEVA ve Gelecek Partisi’ni kurarken demokrasinin kahramanı, Muharrem İnce parti kurunca hain. Yok öyle yağma…

MEVZUATA UYGUN…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan göreve geldiği günden bu yana bürokrasideki hantal işleyişi ortadan kaldırmak için bir sürü kanun çıkarttı.
Ama nedense bürokrasideki bu hantallık bir türlü ortadan kalkmadı.
Bir bürokrat, görevli olarak şehirden kasabaya giderken yolda sulak ama bataklık bir yerde mola vermiş. Nasıl olmuşsa ayağı kayıp bataklığa düşmüş:
– “İmdat, Boğuluyorum. Kurtarın beni!” diye bağırmaya başlamış.
O sırada yakınlardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış.
Bürokrat: “Bataklığa düştüm. Kurtar beni!” diye bağırmış.
Köylü: “Geçmiş olsun” demiş. Ama kurtarmak için hiç gayret göstermemiş. Hani neredeyse dönüp gidecek.
Bürokrat paniklemiş ister istemez: “Lütfen, bir dal uzat. Kurtar beni!” diye yalvarmış..
Köylü: “Olmaz sen şu anda hazine toprakları üzerindesin. Hazine malından bir şey almak suçtur”
Bürokrat: “Sen, dalga mı geçiyorsun. Ölüyorum. Kurtar beni!” diye bağırmış ağzına dolan çamurlarla.
Köylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş: “Ben Hazine’den mal alıp suçlu duruma düşemem. Fakat seni böyle bırakacak değilim. Gidip muhtara haber vereceğim. O kaymakama, kaymakam da valiyi arar mutlaka. Mal müdürüne talimat verilir. Şayet, hazine arazisi değilse. İtfaiyeye talimat verir ve seni kurtarırlar…”
Bürokrat: “Yahu, bunlar oluncaya kadar ben burada ölürüm, be adam.”
Köylü gülmüş: “Ben ölmezsin demiyorum ki… Bizim devletle bir işimiz olsa siz de bu yolları takip etmemizi söylemiyor musunuz? Biz de oradan oraya gide gide ölüyoruz adeta…
Sen de ölsen, mevzuata uygun ölmüş olursun.
Bürokrat kardeşlerim alınmasın ama, maalesef ülkemizde kangren olmuş sorunlardan biri de bu.

Bayramın ardından

cesmede-adim-atacak-yer-kalmadi

Yeşil tablolardaki sayılar…