Kiliseye gidene de, Camiye gidene de karışma! 

Ege Telgraf Admin
23 Ocak 2023

Altılı Masa’nın adayı kim olacak derken, Cumhurbaşkanı Erdoğan 14 Mayıs olarak seçim tarihini açıkladı. Bazı çevreler yine ortalığı karıştırmaya çalışıyor. Oyunlara gelmeyelim…
Türkiye coğrafya olarak ve yaşantı olarak Müslüman bir ülkedir. Türkiye’de yaşayan insanlar ve vatandaşlar arasında, Müslüman, Süryani, Alevi, Sünni, Hırstıysan, Protestan, her kim yaşıyorsa yaşasın, dini inançlarına herkesin birbirine saygısı vardır. Kimse kimseyi dini inançları üzerinden yargılayamaz ve başı kapalı, başı açık, birbirine saygı duyarlar…
Türkiye de camilerin bulunduğu gibi Kiliseler de vardır. Cem evleri de Sinagoglar da bulunmaktadır. Herkes dini inançlarını serbestçe yaşamaktadır…
Türklerin Müslümanlık etik çıtası yüksek, dini inanç anlayışı vardır. Beş vakit namaz kılan Türk Müslümanlar, diğer dini inançlara da saygılıdır.  Dua olarak, sadece Fatiha süresini bilen Türk Müslüman sayısı, yüzde yüz yüksektir…

HAYIRLI TESKERE

Uygulamalı Müslümanlığı çok yüksek ülke ve toplumlardan çok fazladır. Günlük olarak ağızlardan düşmeyen dualar ve konuşmalar vardır: “Allah’a, emanet ol. Allah, isterse. Allah, yol açıklığı versin. Allah, kavuştursun. Allah, hayırlı sabahlar nasip etsin. Askerlere Allah, hayırlı teskereler nasip etsin. Allah bağışlasın…” Günlük konuşmalardan bazılarını yazarken aklıma gelenler, düşünsem, daha çok aklımıza gelebilir. Sizler de okurken aklınıza gelecektir. Türkler Müslüman olsun olmasın, helale özenir ve haramdan uzak durmaya önem verir. İnsanlar, “Benim ve çocuklarımın boğazından haram lokma geçmesin” diyerek gururunu ifade eder. Günlük yaşantı hassasiyeti, bu anlayışın içerisinde yatmaktadır. Öğrenciliğim yıllarında bir Öğretmenim, iyi niyetle yapılan siyaset, ticarete benzer. Acırsan, acınacak hale düşersin. Ama dürüst olacaksın” demişti. O yıllarda, “Olmaz öyle şey” demiştim, tepki olarak. Ancak o Öğretmenim söylediğini, Gazetecilik hayatımda daha çok görmeye başlayınca hak vermeye başlamıştım.  Siyasi partilerde ki “siyasetçi” sayısı az değildir.    Bu anlayışta olanlar, seçim döneminde rakip kabul ettikleri, partiler ve adaylarla, mücadele etmek yerine, kendi arkadaşlarına çelme takmaya hatta arkadan hançerlemeye, bel altı vurmaya çalışırlar…
Hastalık haline gelemeye başlamış bu siyasetçiler. “Acırsan, acınacak hale düşersin” anlayışında olanlar, devamında da “Seçimi kazan da nasıl kazanırsan kazan. Seçimin sonrasında kazananlar, nasıl kazandıkları unutularak keyfini ve cebini düşünmeye başlar. Kaybedenler ise unutulur gider.” Bugün birçok siyasetçi aradan geçen zamanda isimleri bile hatırlanmaz olmuştur. Bu tavır, ahlak erozyonunun açığa çıkmasından başka bir davranış değildir…
Seçimler tek başına demokrasinin göstergesi değildir. Ancak demokrasinin kalite ve niteliğini göstermesi bir fırsattır. Her seçimi ve her siyasetçi, demokrasimizin yükselmesi anlamında önemlidir…
Seçimler de bir yarıştır. Seçimlerde, etik değerleri önemli kabul etmeyenler, yapılanları hizmetleri, insanların hizmetine sunulan proje ve işleri görmeyenler, seçim sandıklarında gerekli cevapları alacaklardır. “Etik değerler bakımından, bu genel seçim döneminde ülkenin her yerinin, vatandaş için yapılan her işin, güvenlik güçlerinin, Türk Silahlı Kuvvetler, emniyet güçleri, polisi, jandarması ve korucusu ile birlikte terörle mücadele etmesi ve terörün kökünü kazımaya çalışması kadar önemli bir etkin mücadele olabilir mi? Bu yapılanları görmemek ise terörün değirmenine su taşımaktır…
Muhalefet partilerinin bazılarında gördüğümüz siyaset çalışmaları hayatın her alanında kazanmak esastır düşüncesindeler. Hak ederek kazanmak böyleleri için hiç önemli değildir…

Yerkabuğunun alışamadığımız gerçeği

turkiyede-son-24-saatte-koronavirusten-140-kisi-hayatini-kaybetti

Kovid-19 ve sonraki etkileri