Kol kola terapiye yürümek

Ayşe Tuğçe PEKMEZCİ
24 Temmuz 2021

İyi bayramlar ve iyi hafta sonları!
Bu hafta bayram niyetiyle büyüklerimizi ziyaret ederken çok fazla olayla karşılaştım. Hepsini ele almaya yerimiz ve gücümüz yok, bu yüzden bir tanesine odaklanalım.
Mesleğim gereği internette psikoloji alanından birçok insanı takip ediyorum. Son zamanlarda enerji alanlarına, ruhun ve bedenin bütünleştiği alanlara ilgi o kadar fazlalaştı ki!
Bayramda oturup sohbet ettiğimizde bile insanların bana bunları anlattıklarını fark ettim.
‘Biliyor musun, diz kapaklarım ağrıyor, bu benim hayatımda esnek kararlar alamadığımı gösterirmiş’
Vay be! Hadi gel kol kola terapiye yürüyelim!

***
Tamam bu şakaydı, kimseye terapiye yürümeyi teklif etmedim tabii ki. Hayır etsem de ne olur, hayatında esnek kararlar alamadığını düşünen birini şak diye bu tarafa çekemeyebilirim. Aslında bu tarz konuların konuşulması, çoğalması hoşuma gidiyor. Psikolojik kinesiyoloji eğitimi alırken ruhun ve bedenin bütünlüğüne, bilinçaltının gücüne dair çok şey öğrenmiştim. Ama öğrendiklerimden biri de dışarıda çoğu insanın, enerjiye ve akışa dair hiç bir fikrinin olmayışıydı.
***
Örneğin bir tıp hekimisiniz, fizyolojiye dair hemen her detay artık zihninizde ancak bir psikiyatrist değilseniz ruhani, psikolojik durumlara ilginiz hiç olmuyor. Biz çalıştıkça fizyolojik sıkıntıları geçen ve buna çok şaşıran bir kaç hekim danışanım vardı, onlar için gerçekten mucizevi bir deneyimdi!
Bu konuda düşüncelerimi aktarırken genelde şu cümleyi kullanıyorum.
‘Bilim bir şeyi anlamlandırana kadar o şey mucizedir’
***
Bugün mucize olarak gördüğümüz bir konuyu bundan 100 yıl sonra bilimsel olarak tonlarca araştırmada kullanmış olabiliriz. Geçmişte akupunktur adıyla bilinen ve günümüze kadar gelen yöntemleri, enerji akışlarını artık terapilerde de kullanır olduk. Etkililiği kanıtlandıkça mucize olmaktan çıkan ve bilim adıyla anılan bir yapıya dönüştürmüş olduk. Nasıl? Keyifli değil mi?
***
Bedenle ruhun bir bütünlük içinde yaşaması. Bu nedenle birini anlamaya çalışırken diğerini göz ardı etmemek.
Hayatınızda birçok olay yaşıyorsunuz, bazılarını rahatlıkla kabul edip bazılarını etmiyorsunuz. Düşüncesel ve duygusal olarak anlayamadığımız, sıkıştırdığımız olaylar kendini bedensel sinyallerle gösterebiliyor. Örneğin, ağrılar gibi… Ya da daha komplike hastalıklar. Fiziksel müdahalelerle ağrılarınızı geçirebilirsiniz ancak kaynağını şifalandırmadığınızda bunun vücudunuzda aynı ya da bir başka yerden patlayacağını bilmelisiniz.
***
İşte bu nedenle duyduğum konuşmalar çok hoşuma gitti. Yavaş yavaş sorgulama başlamış, bedensel ifadelerin anlamları çözülmeye çalışılıyor gibi. Bu bizi hem kişisel hayatlarımızda hem de terapilerimizde çok rahatlatır. Akışta tutar ve kendimizle ilgilenmemizi sağlayabilir.
Siz de kendinizde fark ettiğiniz bedensel sinyalleri bir süre gözleyip terapi ortamına taşıyabilir ve kaynağını bulmayı deneyebilirsiniz. Kaynağı bulmak nispeten kolay, esas parti devamında geliyor çünkü. Yeniden konuşmak, neler hissettiğinizi ifade edebilmek, beyninizin konuyu işlemlemesine izin vermek.
Çok kolay görünen bir olayın ne kadar karmaşık bir düğüme dönebildiğini görseydiniz şaşırırdınız!
E o zaman bulabilenler gelsin, kol kola terapiye yürüyelim..
Köyün delisi iyi haftalar diler!

Hitler’in imamı: El Hüseyni

Dönüş yolu keyif dolu