Dünya, korona virüs ile 31 Aralık 2019’da tanıştı. 7 Ocak 2020’de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir korona virus (2019-nCoV) olarak tanımlandı. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı...

Dünya, korona virüs ile 31 Aralık 2019’da tanıştı. 7 Ocak 2020’de etken daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni bir korona virus (2019-nCoV) olarak tanımlandı. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı COVID-19 (2019-nCoV Hastalığı) olarak kabul edildi. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 6 Nisan 2020 tarihinde, tüm dünyada tanı konulmuş olgu sayısı 1 milyon 275 bin 037dir.69.501 kişi yaşamını yitirirken, iyileşen hasta sayısı da 265.887dir. Türkiye’de ise 27.069 olgudan 574 kişi yaşamını kaybetti.

KORONA SONRASI TEHLİKE

Korona ile mücadelede Türkiye ciddi bir sınav vermektedir. Aksayan, eksik noktalar olsa da dünyada bir çok ülkeden çok daha hızlı tepki vererek, önlemler alındı. Deneyimli ve sabırlı sağlık ordusu sayesinde ülkemizde, korona ile mücadelenin kazanılacağına inanıyorum. Bilimden kopmadan sürdürülecek mücadele mutlaka olumlu sonuç verecektir. Türkiye’yi şimdi ve çok yakın bir gelecekte bekleyen ciddi bir sağlık sorunu vardır: Kaygı veya psikiyatrik tanımlamayla, yaygın anksiyete bozukluğu. Aslında kaygı, bir tehlikenin ya da tehdidin sonucunda hepimizde ortaya çıkabilen bir duygudur. İş, sınav, sağlık, aileyle ilgili sorunlar, ekonomik sorunlar birçok insanı kaygılandırabilir. Bu kaygının uzun süreli olması ve kalıcı hale gelmesi beraberinde depresyon ve birçok kronik hastalığı da getirmektedir. Bugünlerde her evde, her iş yerinde kaygı ve gelecek endişesi vardır. “Ne olacağım? Bana da bulaşır mı? Acaba hasta olur muyum?” soruları hemen her bireyin ruhsal ve bedensel sağlığını tehdit etmektedir.

NELER OLUR ?

Kişi endişelerinin aşırı olduğunun farkında olsa bile endişelerini denetleyemez ve sakinleşemez. Kolay irkilme, sürekli kötü bir olay yaşayacağı düşüncesi, yorgunluk, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü, uykuya dalamama ve gece sık sık uyanma diğer önemli belirtilerdir. Sıklıkla yorgunluk, baş ağrısı ve kas ağrıları, yutma güçlüğü, titreme ve seyirmeler, terleme, tahammülsüzlük, bulantı, sersemlik hissi, sıcak basması gibi fiziksel yakınmalar eşlik eder.

NASIL ÖNLEM ALABİLİRİZ ?

i) Birçok konudan saniyeler içinde bilgi almamızı sağlayan sosyal medya beraberinde bilgi kirliliğini de getirmektedir. Özellikle doğal afetler ve salgın gibi konularda hatalı ve eksik pek çok bilgi karşımıza çıkabilir. Sosyal medyada geçirdiğiniz süreyi kısıtlayın. Bu hem bilgi kirliliğinden uzak kalmanızı sağlayacak, hem de beyninizin sürekli koronaya da diğer felaketlerle dolu olmasını engelleyecektir. ii) Salgın ve afet durumlarında içinize kapanmak yerine paylaşmalısınız. Paylaşmanız gereken elbette sevdiğiniz ve güvendiğiniz insanlar olmalıdır. Çünkü bu insanlarla kaygılarınızı paylaştığınızda sizin için ellerinden geleni yapıp size destek olacaklardır. iii) Korona virüsü nedeniyle sosyal hayatımız büyük oranda kısıtlansa da hala yapacak bir şeyler var. Eğer evden çıkamıyorsanız evde yapmayı sevdiğiniz işlere odaklanın: - Bitkilerle vakit geçirmek, - Yemek yapmak, - Film izlemek, - Günlük tutmak, - Müzik aleti çalmak, - Sevdiklerinizi aramak, - Spor yapmak, - El işi, resim ya da - Dans etmek. Hobileriniz ve zevklerinize göre evden çıkmadan yapabileceğiniz onlarca seçenek var. Son söz: Korona bitecek; peki ya sonrası?