Koruyamadığımız sınırlar

Ayşe Tuğçe PEKMEZCİ
31 Ekim 2020

Bu hafta karşılaştığım bir diğer karmaşadan, çözmeye çalıştığımız konulardan bahsetmeye geldim.
Terapilerde karşılaştığımız konularda genellikle danışanlarımla birlikte karşılıklı düşünme fırsatımız oluyor. Hepimizin biricik hayatlarında bir şeyler olup biterken bazen durumların aynı noktalarında tıkandığınızı ve çözemediğini fark ediyorsunuz. Aslında karşımızdaki kişiden, terapistten her şeyi anlamış, ince noktalarına, ayrıntılarına kadar yakalamış olmasını bekleriz ancak durum böyle olmuyor.
Bende bu konuyu henüz çözemedim, haydi anlat beraber çözelim dediğim o kadar çok an oluyor ki. Birlikte derinine inmek, kaybolmadan ve savrulmadan konulara bakabilmek çok keyifli ve bir o kadar da düşündürücü oluyor.
***
Gene böyle bir durumda ‘sınırlar’ konusunda kaldık birkaç kez. Bizim geleneksel bir meselemiz haline dönüşmüş bir durumdan bahsediyorum aslında.
Kendi alanımız ve sınırlarımız nerede başlayıp bitiyor?
Yaş, cinsiyet, statü vb. fark etmeksizin hepimizin kendinde görebileceği bir durum bu. Ailelerimiz içinde büyürken özellikle bizi büyüten ve bakım veren kişiyle birlikte bir bütün sayılıyoruz. Vücutlarının bir parçalarıymış gibi hareket edildiği için beklenen bireysellik, bireyleşme çoğu zaman çok geç gelmiş oluyor. Hatta gelemiyor bile! Ailenin genç üyelerine bireyleşme adına verdiği destekler de çoğu zaman koşullu oluyor.
Tamam, bunu yapabilirsin, ancak şu koşullarda..
Tamam, bunu deneyebilirsin, ama ters bir durum olursa şöyle olur ona göre!
Önceki nesillerimizden aktarılan ve öğrenilen bir süreç bu. Bu sebeple suçlu aramak buradaki görevimiz değil…
***
Yapabileceğimiz şey kendi alanımızı gözden geçirmek, sınır adı verdiğimiz çizgilerinizin olup olmadığına bakmak. Örneğin ‘hayır’ diyebilmek alanınızdan istemediğiniz bir durumun uzaklaşmasını sağlayabilir ancak ‘hayır’ derken kendinizi kötü bir şey yapmış gibi hissediyorsanız bu alanda bir sıkıntı olabilir demektir.
Sınırların çok katı ve çok esnek olması da değerlendirmeye alabileceğimiz noktalardan birisi. Sınırlarınızın çok katı olması, yeniliklerden uzak durmanıza ve duvarlarınızın çok kalın olmasına yol açabilir. Başka insanlarla temas ettiğinizde rahatlık ortadan kaybolabilir. Aynı şekilde çok esnek olması da alanınızın belirsiz olmasına ve sizin yorulmanıza neden olabilir. Bazen günah keçisi olmanın buralardan geçip geldiğini düşünür oldum.
Özellikle sınırları çalışırken kendimizi gözlemeye çalışıyoruz hep. Acaba sınırlarım nereye kadar genişliyor? Sınır koyduğumu, alanımı koruduğumu sandığım anlarda gerçekten neler oluyor?
Kendimize karşı çok yanlı olduğumuzu ve dış gözlerden bakıldığında işin aslının öyle olmadığını gördüğümüz çok an oluyor bazen. Değerlendirmenizi yaparken bunu da elinizde tutmanızda fayda olabilir.
Sınır keşiflerinde aklınıza takılan bir durum olursa www.köyündelisi.com adresinden paylaşmaya gelebilirsiniz!
Keyifli keşifler dilerim…

Foça’ya kötü haber!

Kışı sağlıkla ve formda karşılayın