Kural hatası tüyolarım var

Haluk-Tunceri
Metin AYDINOĞLU
11 Şubat 2020
İki haftada bir üşenmeden ‘Kesinlikle kural hatası var’ diyen çıkıyor. Adet oldu, moda oldu, itiraz et, gitsin. Amaç taraftarına ‘Ha baak yöneticilerimiz çalışıyor’ dedirtmek. Saçma olmuş kimin umurunda, günü kurtar, şov yap yeter. Aziz başkan ve yöneticilerimiz olmayacak kural hatası peşinde koşacaklarına, tüyo vereyim, dedim. Zorda kalınca kullansınlar, yararım olsun. Maçtan önce yapın mutlaka, maç sonrası geçersiz olur. Kuralda maç öncesi diye geçer çünkü. Tüm çizgileri ölçtürün, iki direk arası kale genişliğini, üst direğin yerden yüksekliğini, penaltı noktasının kaleden uzaklığını, topun ağırlığını, çevresini videoya da çektirin, fotoğraf da. Baktınız maçta yenildiniz, 3 gün içinde itiraz edin mutlaka. En büyük tüyoyu da vereyim 2-1 yeniksiniz mesela. Uzatmaların da son 1 dakikasında köşe gönderlerinden birini çıkarın. Kimseye de çaktırmadan. Bitiş düdüğü çalınca da köşe gönderinin yerinde olmadığını ispatlar görüntü almayı da unutmayın. Kendi maçında kafası yarılan yardımcı hakeminin acillik durumuna rağmen, maçı devam ettiren tatil edemeyen, yorumcuya güvenip de yapmayın, komik oluyorsunuz. Taraftarınız ciddiye alıyor sadece, o boşu boşuna.
PENALTIYI KALDIRIN
Bıktım usandım şu ceza alanı içindeki pozisyonlardan, bir çözüm şart. Yok mutlak penaltı, yok kesinlikle penaltı değil, falan filan. Herkes kendi isteği, beklentisi doğrultusunda yorum yapıyor, karar bekliyor, şartlandığı karar çıkmayınca da salla gitsin: Yok böyle bir dünya. Açıklıyorum topu ele mi kola mı çarptı, yön mü değiştirdi, avantaj mı sağladı, eli kolu açıktı, koltuk altına mı sıkıştı top, oynat gitsin, penaltı verilmesin. Ne zaman elle, kolla topu önüne aldı, eliyle golü önledi, düzeltti, atağı sonlandırdı, o zaman penaltı verilsin. Diğerlerinde oynat gitsin, uyanık, zeki, çevik olan yakalasın topu atsın golünü. Aut atışındaki değişiklik gibi bu da, iyi olur, tartışma biter.
1 KİLO TOPUNUZ VAR MI ?
Bilmediği, anlamadığı konularda da ahkam kesen, her şeyi bilen, anlayan, ömründe topa vurmamış, maça çıkmamış bir gazeteci (!) yorum yazmış. Topun ağırlığı çamurlu günlerde 1 kiloya, hatta daha fazlasına çıkabiliyor, diye. Yok artık, hem de bu zamanda, bu toplarla, bu sahalarda. Geçmez ya, hadi geçti diyelim 1 kiloyu geçerse, kural hatasına girer haberiniz olsun. İtiraz edebilirsiniz.
BAŞIM TOPA, TOP BAŞIMA
Topa kafayla vurulunca, sonrasında sorun çıkıyor tezi var doğrudur. Kafayla topa vurma yasaklansın diye çalışmalar da yapılıyor. Hafızaya, sinir sistemine çok büyük zararları var deniyor. Kafaya atılan dirsek, tekme, havada çarpışmayı da eklemek gerek. Sadece topa kafayla vurmayı kaldırmak değil çare. Kafayla gol atılsın diye orta yapılıyorsa, o zaman orta yapmayı yasaklamak gerek. Yerden oynansın, topu havaya kaldırmak yasaklansın. Geçenlerde sürekli kafayla topa vuran, golleri hep kafayla atan efsane futbolcu büyüklerim Behiç Basatuğrul ile Kadri Özateşler’i gördüm, gayet iyiydiler, maşallah. Hafızaları da yürüyüşleri de tam ve yerinde idi. Bilemedim.
ERKEN DEĞİL Mİ DAHA 
Mide bulandırmak değil, anlamadım, merak sadece benimkisi. Daha maça 28 saat var, çevre ilde havaalaanları var, teknoloji var, ineceğin yer İzmir, hava açık, kar, tipi, rüzgar yok, sadece soğuk var, o kadar. Neden Göztepe – Rizespor maçı ertelendi ? Dananın altında buzağı aramıyorum, karara saygı duyarım ama merak işte, neden acaba, bir gayret de göremedim de. İlerleyen haftalarda talep eden çok çıkar.
ŞUBAT’TA KAYBETTİKLERİMİZ
Futbolcu büyüğüm Meftun Yıldız’ın da babası Karşıyaka’nın efsanesi masörü Ali Cahit Yıldız amca. Sakatlanan futbolcuların çaresi, gözbebeği, can simidi Op.Dr.Bülent Zeren hocam. Denizgücü’nde harika işler yapan, onlarca şampiyonluk kazanan, 54 yaşına kadar top oynayan, güzel insan Şakir Kuruş hocam. Futbolcu, teknik direktör, Turgut Uçar kardeşim. Mastika Ali lakaplı efsane kaleci Ali Özel, hepsini bu ayda, şubatta kaybettik. Ve son olarak, iki gün önce de 1966-67 Lig Şampiyonu, 1967-68 Kupa Şampiyonu olan Altınordu’nun Milli basketbolcusu Haluk Tunçeri’yi kaybettik, Milli basketçi Kerem Tunçer’inin de babası. Şubatta kaybettiğimiz spor adamları Gürcan Heper, Bahattin Temel Eğinlioğlu, Aydın Kaymak, Sadi İplikçi, Niyazi Mesta, Argun Akmoral, Ertam Özen, A.Ceyhan Elyaban, M.Emin Birsel, M.Altuğ Duransoy, Cezmi Zallak, Zeki Şensan,Servet Günesen, Edip Akarsu, Yılmaz Şele, Bülent Gürkan, Tahir Bor, Ahmet Tuna Kozan, Ali Kaluç, Ahmet Dar, Raşit Cevher, Münir Birsel, Tahir Türetken, Yılmaz Doğangenç, İsmet Kocatoros, Sami Arınç,
Aytaç Kocatoros,  Çoğunu tanıma, tanışma, sohbet etme, haber yapma imkanım oldu, hizmetleri unutulmayacak, mekanları cennet olsun, unutmayacağız. Şubat ayı yerinde uslu dursun, başka kaybımız olmasın.
uc-sair-ogretmenin-tezgahinda-hasan-huseyinin-cocuklugu

Üç şair öğretmenin tezgâhında / Hasan Hüseyin’in çocukluğu

Masamdaki kitaplar