Mükemmelim ama kendime!

insan-ve-yalnizlik
Semra ÖNDER
23 Ekim 2020

Kırmızı ojelilere selam olsun… Merhaba!
Haftanız nasıl geçiyor acaba?
Keyfiniz yerinde mi, yorgun musunuz?
Hayat size adil davranıyor mu?
Umarım, tüm güzellikler sizi bulmuştur…
Bu hafta ne yazayım diye düşünüyordum ve internette kadınlarla ilgili konuları arattım.
Karşıma, ‘10 adımda mükemmel kadın olun’, ‘Mükemmel kadının 25 özelliği’ gibi başlıklar çıktı.
Bunun yanında da en çok gördüğüm cümleyi sizlerle paylaşmak istiyorum. İnternet bize ısrarla mükemmel kadın olmamamız gerektiğini söylüyor. Bak sen! İlginç…
İyi bir eş, harika bir ev hanımı, başarılı bir kariyer, herkesin aradığı bir dost ve dört dörtlük bir anne… Kadının üzerinde ne kadar fazla norm var, değil mi?
Aslında üzerimize çok fazla yükleniyorlar. Bu bizim kaldırabileceğimiz için mi oluyor yoksa başkalarının dayatması mı, tartışmalara açık…
Örneğin, ilişkileri ele aldığımızda; karşı tarafın işini kolaylaştırmak, ipleri elinde tutmak, sorumlulukları sırtlamak, düzenden ve her türlü işleyişten sorumlu olmak…
Çoğu arkadaşımın eşleri onlar için ‘İçişleri Bakanı’ der mesela…
İçteki tüm işleyişler evin dişi karakterine yüklenir birçok kez, dışarıda ise pembe fiyonklu ev kedisi imajı çizmesi beklenir kadından… Yok ya!
İnsanoğlu doğası gereği almaya ve tüketmeye eğilimlidir. Aksini iddia eden yoktur herhalde… Hal böyle olunca da haddinden fazla mükemmel olmak kişiyi tek taraflı tüketmeye itebilir.
Unutmayın, ilişkiler paylaşmak üzerine kurulur…
Hayat aslında müşterektir…
Sevgi paylaştıkça çoğalır…
Kağıda gereğinden fazla yüklenirsen yırtılır…
Örneğin, turşu suyu bir gün limon bir gün sirke ile yapılabilir…
Orta yolda buluşulabilir…
Maksat, kalpler kırılmasın!
‘Mükemmellik kimlere mahsustur, insan mükemmel olabilir mi?’ derdimiz bu değil…
Mükemmellik denilen zaten gökkuşağındaki 8’inci renk…
Olsun mu olmasın mı?
Sen ne düşünüyorsun bilemem ama…
Bana göre; Her kadın mükemmeldir. Zaten herkes kendine göre mükemmel değil midir? Ben de mükemmelim mesela ama sadece kendime!
***
Hayat güzel, kuşlar uçuyor, kış geliyor, bulutlar ağlıyor…
Arada sırada güneş ‘Merhaba’ diyor…
Bazen tişört bazense kalın kazaklar giyiliyor…
Yapraklar yenilerine seslenircesine dökülüyor…
Kuşlar uyuyacakları memleketlere göç ediyor…
Peki, biz ne yapıyoruz?
Hayatımıza yeni uğraşlar ediniyor muyuz? Resim, müzik, çamur sanatı… Çiçek besleme, koleksiyonlar, ferahlatıcı dağ yürüyüşleri…
Yoksa hala oturduk yerden yiyor muyuz kekleri, börekleri?
Kalkın arkadaşlar! Devir oturma vakti değil… Her türlü sosyal mesafe ve hijyen kurallarını dikkate alarak… Biraz kendimizi yenileyelim, içten güzelleşelim…
Çünkü hayat geri kalanları beklemez…
***
Son birkaç haftadır adet edindiğim üzere;
Bir kitap: Turan Ali Çağlar – Amasanga
Bir çiçek: Begonya
Bir müzik: Sezen Aksu – Sonbahar
Benden size hediye…
İyi bir hafta geçirin!

iyi-partide-istifa-depremi

İYİ Parti’de neler oluyor?

kahvede-okey-oynayanlara-koronavirus-cezasi

Kahvehane piyangosu!