Nasıl bir lisan?

Haldun ÇIRAY
25 Kasım 2020

Her zamanki gibi bir televizyon tartışmasına göz atayım dedim. Yorumcular bir sosyolog yazar, bir gazeteci yazar ve siyaset bilimci Cesim Parlak tartışıyor. Cesim Parlak ‘Anayasa bir uzlaşı metnidir ve toplumsal mutabakat gerektirir’ diyor. Binde bir oyu bile olmayan Vatan Partisi’nin iktidarın her yerine nüfuz etmeye çalışmasına ses edilmemesi iktidara desteğinden olduğu biliniyor. Vatan Partisi ‘Toplumsal mutabakat için uygun görülüyorsa yüzde on bir oyu olan partiyle görüşmeyi ihanete uzatmanın bir anlamı var mı?’ diyordu. Bu sözleri anayasa çalışması için PKK yanlısı bir parti ile görüştüğü iddia edilen diğer partilerin hainlik ihanet sözler ile suçlanmaları üzerine söylüyordu.
Vatan Partisi’nin eski Genel Başkan Yardımcısı Sayın Üsküp ise bu partileri dış bağlantılı ve özellikle ABD ilişkileri nedeniyle suçluyordu. Amerika’nın 2’nci Dünya Harbi’ni, Viatnam’da, Irak’ta vs yerlerde kaybettiğini, güçlü olmadığını, bahsedilen siyasi partiler konusunda ihanet olduğu konusuna katıldığını söylüyordu. Ancak Serdar Üsküplü’nün bilgi noksanı olduğu anlaşılıyor. İkinci Dünya Harbi’nin kaderini ABD değiştirmişti. Aynı ABD Irak’ı da dağıtıp liderinin öldürülmesini sağlamıştı. Viatnam’dan askerlerinin uyuşturucuya yenilmesi nedeniyle de çekilme gereği görmüştü.
Bunlar yazımızın konusu değil…
Uzun zamandan beri yorumcuların basın yayın organları vasıtası ile her lafın manasını kendine göre sunmaları pek doğru bulunmuyordu. Bremen Mızıkacıları gibi bir grup siyasinin ve onlara yaranacağını sananların
kendileri dışında herkese hain demeleri sanki akıllara kazınmak isteniyor gibi.
Hainlik hassas konular kullanılarak siyasi algıya dönüştürüldü.
Uzun yıllar Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde insanlar dindarlıkları ile yönetilmiştir. Bir zaman insanlar paralarını hacı veya din adamına teslim eder gerektiğinde azar azar ister ve kullanırdı. Yani mutemet insanlar dindarlardı ve bankadan daha güvenilirdi. Böyle inanışı olan insanlar daha sonraları günah sevap gibi tezler ile hayatları tanzim edenlere teslim oldu. Şimdi bu davranış biçimlerine alışkın olanlar aynı yolu deneyerek insanları yönetmek istiyor. Başkalarını hain olarak göstermek istiyor ki onlara inanılmasın. Ortada bir delil olmadan insanları hainlik ile suçlamak eksik toplum yaratır. Sıkıntı şu ki, siyaset yapıyorum mantığı içinde muğlak suçlamalar kimseye fayda temin etmez. Kendi alanını sağlamlaştırmak taban oyu yaratmak amaçlı davranışların tuttuğu hiç görülmemiştir, sadece çöküş uzamıştır. Ancak derin yaralar alan ülke olur. Ülkenin gelişmesi çok gecikir.
Örnek ararsak; koca Osmanlı zamanın fısıltı gazeteleri ile çöktü. Yetmedi, İstiklal Harbi’ne hazırlanırken İstiklal Harbi’nde ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde söylenti, iftira ve yalanlar bu güne kadar ulaştı. Bütün bunlar bugün gelişmiş ülke olmamızı geciktiren konular oldu. Siyaset yapanlar hain gibi şeref zedeleyici lafı ulu orta kullanmamalı. Hain suçlamasına neden olacak konulara da dikkat etmeli. Kimse hain lafına muhatap olmamak için dikkatli olmalı ve şüpheyi davet edecek durumlardan kaçınmalıdır.

Duygularınız istismar ediliyor olabilir

Türk edebiyatının karanlık 33 yılı – 22